Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/5974 E. 2023/3479 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/5974
- Karar No
- 2023/3479
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/5 E., 2015/46 K. SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, sanık müdafiinin temyiz isteminin vekalet ücretiyle sınırlı olduğu yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin, bozma üzerine verdiği 17.03.2015 tarihli ve 2015/5 Esas, 2015/46 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, yüklenen suçların tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Sanığın mağdureye yönelik eylemi nedeniyle kurulan beraat hükmü sonucunda vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkindir B. Katılan Vekilinin Temyiz İsteği Tüm dosya kapsamına göre sanığın katılana yönelik atılı suçları işlediğinin sabit olması karşısında sevk maddeleri uyarınca cezalandırılması yerine beraatine hükmolunmasınn usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. III.OLAY VE OLGULAR Yapılan yargılama sonucunda; her ne kadar sanık hakkında mağdureye karşı nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de sanığın aşamalardakı ifadelerinde, mağdure ile aralarında ilişki bulunduğunu, olay tarihinden önce de mağdurenin rızasıyla tam bir cinsel ilişki boyutuna varmayacak sevişmelerinin olduğunu, olay tarihinde de mağdurenin kendi rızasıyla kardeşinin evine geldiği ve yine mağdurenin rızasıyla tam bir ilişki boyutuna varmayan sevişmelerinin olduğunu ancak mağdurenin üste çıkması üzerine kazaen kızlığında bir yırtılmanın olduğu yönündeki savunması, sanığın savunmasını doğrular nitelikteki İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğünden alınan mağdurenin yapılan kızlık muayenesinde, hymen anüler yapıda orta enlikte olup saat kadranına göre 4 hizasında kaideye varmayan 1 mm derinlikte zemini ekimotik taze yırtık olduğu, fehvasının 2 cm açıklıkta olup halen bakire olduğuna ilişkin adli rapor, mağdure ile sanığın önceye dayalı arkadaşlıklarının olduğuna dair tanık beyanları, mağdurenin evlerine geldiğinde sanık tarafından zorla getirildiğine ilişkin bir beyanının veya tavrının bulunmadığına ilişkin tanıklar Aynur ve Hüsamettin’in beyanları, mağdurenin gittikleri evin şehir yerinde zemin katta olup yalnız kalabildiği, kaçma ve telefonla da ulaşma imkanının bulunduğu bir durumda sanığın kendisini “Yarın beni telefonla arayacaksın ve görüşmek isteyeceksin, eğer benimle görüşmezsen annenin üzerine benzin döküp yakarım” şeklindeki tehdidi üzerine korkarak sanıkla görüştüğü, sanığın arabada üzerinden silah çıkartarak torpido gözüne koymasını istediği, kendisini İstanbul ilinden Tekirdağ ili Marmara Eğerlisine götürdüğü, burada tanımadığı bir şahısla kendisini çay bahçesine bırakarak sanığın evine gittiği, yarım saat sonra yeniden gelen sanığın kendisini kardeşinin evine götürdüğü, evde bulunan kardeşi, eşi ve çocuklarıyla birlikte yemek yedikleri daha sonra sanığın onları evden göndererek zorla nitelikli cinsel saldırıda bulunduğu, ertesi gün sanığın kardeşi ve ailesinin yeniden eve geldikleri ve sanığın evden gitmesi üzerine sanığın yeğenine zorla tuttuğunu anlattığı şeklinde beyanın hayatın olağan akışına uygun olmaması ve tüm dosya kapsamından sanığın savunmasının aksine tehdit, cebir veya hile kullanarak üzerine atılı eylemleri gerçekleştirdiğine ilişkin cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi ve bu hususun şüpheli olduğunun anlaşılması karşısında, Mahkemece Ceza Muhakemesi Hukukunun temel ilkesi olan şüpheden sanık yararlanır kuralı da nazara alınarak sanığın atılı suçlardan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış ve katılan vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmediğinden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Ancak; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince yargılama sırasında kendisini vekaletnameli müdafii ile temsil ettiren ve beraatine karar verilen sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hususu ise, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün hukuka aykırılık olarak görülmüştür. V.KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2015 tarihli ve 2015/5 Esas, 2015/46 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322 nci maddesinin verdiği yetkiye istinaden düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına “2015 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca belirlenen 3.000 TL maktu vekalet ücretinin Hazineden alınarak kendisini vekaletnameli müdafii ile temsil ettiren sanığa ödenmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.05.2023 tarihinde karar verildi.