Yargıtay · 9. Ceza Dairesi

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/8192 E. 2013/13180 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Ceza Dairesi
Esas No
2013/8192
Karar No
2013/13180
Karar Tarihi

Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi Suç : Muhafaza görevini kötüye kullanma Hüküm : TCK'nın 289/1, 62, 50/1-a, 52/1,4. maddeleri uyarınca mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve katılan vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1- Hapis cezasından çevrilerek tayin olunan adli para cezasının bir gün karşılığı olarak gösterilen miktarın takdirinde uygulanan kanun maddesinin karar yerinde gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi, 2- Kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle BOZULMASINA, bu hususların yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK'nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün paraya çevirme ile ilgili 4. fıkrasına “TCK'nın 52/2. maddesi gereğince” ibaresi ile hüküm fıkrasına “kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine 550 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine” cümlesinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 31.10.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY: Boçlu amcasına ait olan işyerinde işçi olarak çalışmakta olan sanığın, Marmaris İcra Müdürlüğü tarafından haczedilerek kendisine yediemin olarak bırakılan 5 adet ahşap kapı ve 1 adet ham mdf'yi, anlaşmazlık nedeniyle işten ayrılması esnasında işyerinde bırakması, muhafaza işlemi için gidildiğinde işyerinin taşınmış olması yüzünden, hakkında muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan kamu davası açılması ve sanık hakkında TCK'nın 289/1. maddesi ile mahkumiyet hükmü kurulması şeklinde gerçekleşen somut olayda; hükmün bozulması mı yoksa düzeltilerek onanması mı gerektiği noktasında, sayın çoğunluk ile aramızda hukuki uyuşmazlık bulunmaktadır. Öncelikle hüküm eksik araştırma nedeniyle bozulmalıdır. Çünkü sanık mahkemedeki savunmasında: "hakkında dava açıldığını öğrenince amcasını arayıp durumu bildirdiğinde, haczedilen malların halen depoda olduğunu öğrendiğini" beyan etmektedir. Mahkeme bu konuda herhangi bir araştırma yapmamıştır. Dairemiz uygulamasında borçlunun veya yedieminin haciz yapılan adresten taşınması nedeniyle hacizli malların bu adreste bulunamaması üzerine açılan davalarda, sanığın malların başka bir adreste muhafaza edildiğine dair savunması üzerine, savunmanın doğruluğunun araştırılması, malların mevcut olup olmadığının, mallar üzerinde tasarrufta bulunulup bulunulmadığının belirlenerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği yönünde bozma kararı verilmektedir. Ev veya işyeri adresini değiştiren borçlu yediemin sanık hakkında savunma doğrultusunda araştırma yapılırken, işçi olan sanık hakkında savunmasının doğruluğunun araştırılmaması bir çelişki oluşturmaktadır. Aslında sayın çoğunluk, sanığın savunmasından hareketle, hacizli malları borçluya teslim ettiğine dair kolluktaki ifadesinden dolayı mahcuzlar üzerinde tasarrufta bulunduğunu kabul ederek mahkumiyet sonucuna ulaşmaktadır. Oysa sanık savunmasında "Aydın'a gelirken özellikle malzemeleri amcama teslim ederek bunlar yediemin olarak bana teslim edildi sakın başkasına verme" dediğini, ileri sürmekte yani aslında kendine göre yedieminlik görevini yerine getirdiğini anlatmaya çalışmaktadır. Bilindiği gibi muhafaza görevini kötüye kullanma suçunda yediemin olarak kamu makamları tarafından görevlendirilen kişilerin hacizli mal üzerinde tasarrufta bulunması cezalandırılmaktadır. Tasarrufta bulunma ise daha çok malın satılması, sahibine veya 3. kişiye verilmesi, harcanması, tüketilmesi gibi eylemlerde kabul edilmektedir. Somut olayımızda sanık hacizli malı borçlu sahibine vermemiş, işten ayrıldığı için işyerinde bırakarak gitmiştir. Hacizli mallar yediemin sanığın üzerinde taşıyabileceği nitelikte taşınır mallar olmadığından ve haciz yapılan yer borçluya ait marangoz atölyesi olduğundan sanığın eylemi hacizli malı sahibine verme olarak değerlendirilemez. İşçi sanığın yediemin olarak kendisine teslim edilen malları işyerinde bırakıp gitmesi eylemi de TCK'nın 289/1. maddesinde yer alan mallar üzerinde tasarrufta bulunma olarak kabul edilemez. O nedenle malların mevcut olup olmadığı araştırılarak aynen muhafaza edildiğinin tespiti halinde mallar üzerinde tasarrufta bulunulmadığından sanığın beraatine karar verilmelidir. Malların borçlunun deposunda bulunmadığının anlaşılması halinde ise; kendisine teslim edilen mallar üzerinde fiili hakimiyetini sona erdirerek işyerinde mahcuzları bırakarak giden ve dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak ihmaliyle hacizli malların kaybolmasına neden olan sanığa TCK'nın 289/3. maddesi uyarınca önödeme önerisinde bulunulmalı, sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Yukarıda izah edilen nedenlerle haczedilen malların borçlunun deposunda olduğunu savunan sanığın savunması araştırılarak malların mevcut olduğunun tespiti halinde sanığın beraatine aksi takdirde ise TCK'nın 289/3. fıkrası uyarınca cezalandırılması görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun TCK'nın 289/1. madde ve fıkrasından mahkumiyet hükmünün düzeltilerek onanmasına ilişkin görüşlerine katılmıyorum. 31.10.2013

Atıf: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2013/8192, K. 2013/13180, T. 31.10.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-ceza-dairesi-2013-8192-e-2013-13180-k-9a9a123f2ee2