Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/449 E. 2013/3462 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/449
- Karar No
- 2013/3462
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Suç uydurma Hüküm : TCK'nın 271/1, 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanığın alkollü ve yaralı olması sebebiyle polis ekibince hastaneye götürülüp, tedavisinin ardından evinin yakınına bırakıldıktan sonra, kendisini getiren polisler tarafından yaralandığını iddia ederek ihbar ve şikayette bulunması şeklinde gerçekleşen olayda, hukuka aykırı fiil isnat edilen kişilerin somut ve belirlenebilir olması nedeniyle eylemin TCK'nın 267. maddesinde düzenlenen iftira suçunu oluşturacağı hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, cezanın süresi yönünden kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 07.03.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY: Suç tarihinde aşırı alkollü olan sanığın 155 Polis imdat telefonunu arayarak "... Mahallesi Vatan Hastanesi ... Eczanesi önündeydim. Polisler beni Karaköy'de dövdü. ...'e bıraktılar. Şikayetçi olacağım, ekip gönderin." şeklinde ihbarda bulunduğu olayda, çözümlenmesi gereken hukuki sorun, sanığın eyleminin suç uydurma mı iftira mı olduğu hususundadır. İftira suçu yetkili makamlara ihbar ve şikayette bulunarak, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulamasını sağlamak için, bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmek suretiyle işlenebilmekte iken; suç uydurma, işlenmediğini bildiği bir suçu yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar ederek ya da işlenmeyen bir suçun delil veya emarelerini soruşturma yapılmasını sağlayacak şekilde uydurarak işlenmektedir. Buna göre, iftira suçunda bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnadında bulunmak gerekirken, suç uydurmada işlenmeyen bir suçun yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbarı sözkonusudur. Suç uydurmayı iftiradan ayıran en önemli unsur, bu suçta failin herhangi bir kişiyi suçun faili olarak göstermeksizin, belli bir kimseye suç isnat etmeksizin, aslında gerçekleşmemiş bir suçun işlenmiş olduğu iddiasıyla, yetkili makamlara ihbarda bulunmasıdır. Diğer ayırıcı unsur ise hukuka aykırı bir fiil isnadı iftira için yeterli olurken, suç uydurmada bir suç isnadında bulunulması gerekmektedir. Somut olayda 16.02.2010 tarihli tutanağa göre saat 23:30 sıralarında alkollü bir şahsın bulunduğu ihbarı üzerine 48 33 kod nolu ekip olay yeri Karaköy'e intikal etmiş, şahsın yaralı olduğunun anlaşılması üzerine 112 Acil servis çağırılarak hastaneye intikal ettirilmiş, hastanede görevlilere zorluk çıkarması nedeniyle 73 29 kod nolu hastane polisinin yardım istemesi üzerine 48 40 nolu ekip hastaneye gitmiş. sanık bu ekip tarafından evine bırakılması sırasında kendi isteğiyle...'de araçtan indirilmiş, 25 - 30 dakika sonra haber merkezinin şüpheli bir şahsın bulunduğu anonsu üzerine sanık bu sefer 48 29 nolu ekip tarafından alınarak ikametine bırakılmış, daha sonra ikametinden ayrılarak suça konu ihbarı yapmış ve 48 34 nolu ekip tarafından alınarak karakola getirilmiştir. Sanık, alkollü olduğu için olayı hatırlamadığına dair savunmada bulunmaktadır. Yargılama aşamasında dahi belli bir kişi hakkında hukuka aykırı bir fiil isnadında bulunmamaktadır. 155 ihbarında da belli bir isim zikretmemiştir. O nedenle sanığın, belli bir kimseyi suçun faili göstermeksizin, gerçekte işlenmemiş bir suçu işlenmiş gibi ihbarda bulunması, iftira suçunu değil suç uydurma suçunu oluşturmaktadır. Bir an için sanığın kendisini dövdüğünü iddia ettiği polislerin kod numaralarından belirlenebileceği düşünülebilirse de; 16.02.2010 tarihli tutanakta açıklandığı üzere, olay günü sanıkla 48 33, 73 29, 48 40, 48 29, 48 34 kod nolu polis ekipleri ilgilenmişlerdir. Hangi kod nolu polis ekibinin sanığın ihbarında belirttiği polis ekibi olduğu belirlense bile, bu ekipteki hangi polis memuru sanığı dövmekle suçlanmaktadır, bunu belirlemek mümkün değildir. Yukarıda izah edildiği üzere, sanığın telefon ihbarında isim zikretmemesi, belli bir kimseye suç isnadında bulunmaması, yapılan ihbardan suç isnat edilen kişilerin belirlenememesi nedeniyle, sanığın eyleminin suç uydurma olduğu, iftira suçunun unsurlarının somut olayda gerçekleşmediği, suç uydurmadan verilen mahkumiyet kararının yerinde olduğu, hükmün onanması gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun iftira suçu oluştuğundan, suç vasfında hataya düşüldüğüne ilişkin bozma kararına katılmıyorum.07.03.2013