Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/2070 E. 2026/4758 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2070
Karar No
2026/4758
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/409 E., 2022/363 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Mersin ili ....ilçesi .... Mahallesi çalışma alanında 766 sayılı Tapulama Kanunu uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, dava konusu taşınmazın kök parseli olan 149 parsel sayılı taşınmaz tarla vasfıyla ve 26.600,00 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiş, akabinde yapılan ifraz sonucu dava konusu 532 parsel sayılı taşınmaz 5.000 m² yüzölçümlü olarak tapuya tescil edilmiştir. 2018 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosu sonucunda ise dava konusu taşınmaz, 1 20... parsel numarasıyla ve 6.220,80 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; 4999 sayılı Kanun ile değişik 9. madde gereğince düzeltme çalışması yapıldığını, 21.03.2013 tarihinde askıya çıkarıldığını, 532 parsel sayılı taşınmazın davalı adına hukuka aykırı olarak tespit edildiğini, taşınmazın evveliyatının memleket haritası ve orman amenajman planı haritasında orman olduğunu, taşınmazın orman kadastro tespitinin yapıldığını ve kesinleştiğini, bu sebeplerle 532 parsel sayılı taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğundan düzeltme, tahdit ve tespitin iptalini, malik hanesine ... yazılmasını talep etmiş, ön inceleme celsesindeki beyanında ise davalarının tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğunu beyan etmiştir. II. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 25.12.2014 tarihli ve 2014/557 Esas, 2014/675 Karar sayılı kararı ile taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

III. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.03.2021 tarihli ve 2021/1056 Esas, 2021/2903 Karar sayılı ilamı ile Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın yeterli olmadığı, yörede yapılan orman kadastrosu ve fenni hataların düzeltilmesi çalışmalarına ait evrakların getirtilmediği ve usulünce zemine uygulanmadığı, taşınmazın ilk orman kadastrosu ve 4999 sayılı Kanun'a göre yapılan fenni hataların düzeltilmesi çalışmalarındaki konumunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmediği, Orman İdaresinin kesinleşmiş orman kadastrosuna dayalı olarak tapu iptali ve tescil talep ettiği de gözetilerek toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın fen bilirkişisinin 25.05.2022 havale tarihli raporunda taralı olarak (A) harfi ile gösterilen 4.579,85 metrekarelik kısmının davalı adına olan tapu kaydının iptaline, ayrı parsel numarası verilerek orman vasfıyla Hazine adına tesciline, bakiye tapu kaydının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; eksik ve hatalı olan 15.06.2022 tarihinde sunulan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğunu, raporun içeriğinde çelişkiler bulunduğunu, bilirkişi raporu içeriğinde yapılan değerlendirmenin Orman Kadastrosu Uygulama Yönetmeliği ile de çeliştiğini, bilirkişi heyet raporunda bağ yeşili ile orman yeşilinin karıştırılarak hatalı harita okuması yapıldığını, kararın eksik ve hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak verildiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığına ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta, davaya etkisi ve uyuşmazlığı sona erdirecek nihaî karar şeklinin belirlenmesi bakımından, karar tarihinden sonra 20.06.2026 tarihli ve 33286 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe giren 7584 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 6831 sayılı Kanuna eklenen ek 22. maddenin değerlendirilmesi gerekmektedir. 6831 sayılı Orman Kanunu'na eklenen ek 22. maddenin metnine bakıldığında ”Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş orman kadastrosuna göre kısmen veya tamamen Devlet ormanı olarak sınırlandırılan taşınmazlardan; Hazine adına kayıtlı olmayan, tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre oluşturulup halen gerçek veya tüzel kişiler adına tapuda tescilli olanlar için malikleri, kadastro tespitleri davalı olanlar için ise davaya taraf olan gerçek veya tüzel kişiler tarafından idareye başvurulması ve söz konusu başvurunun Orman Genel Müdürlüğünce uygun görülmesi, ... tarafından resen yapılan inceleme ve araştırma sonucunda gerçek veya tüzel kişiler adına var olan tapu kayıtlarının doğruluğunun tespit edilmesi hallerinde mevcut tapu kayıtları bedel alınmaksızın geçerli kabul edilir ve tapu kütüklerindeki varsa orman şerhleri terkin edilerek söz konusu taşınmazlar hakkında bu Kanun hükümleri uyarınca işlem yapılır. Açılan davalar sonucunda tapularının iptaline karar verilerek kesinleşen ancak tapuda henüz infaz edilmeyen kararlara konu taşınmazlar hakkında taşınmaz bedeli karşılığı olarak mahkeme kararları gereğince ödeme yapılmamış olması veya taşınmaz bedeli karşılığı olarak mahkeme kararları gereğince ödeme yapılmışsa yapılan toplam ödemenin Hazineye geri ödenmesi hallerinde bu madde uyarınca işlem yapılır. Ancak Hazineye geri ödenecek bedel taşınmazın güncel rayiç bedelinden az olamaz. Açılan davalar sonucunda tapularının iptaline karar verilerek kesinleşen kararlardan infaz edilerek/rızaen terk edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde önceki malikleri veya akdi ve kanuni halefleri tarafından idareye başvurulması, taşınmaz bedeli karşılığı olarak herhangi bir ödeme yapılmamış olması veya ödeme yapılmış olması halinde yapılan toplam ödemenin Hazineye geri ödenmesi halinde ilgilisine iade edilir. Ancak Hazineye geri ödenecek bedel taşınmazın güncel rayiç bedelinden az olamaz. İkinci ve üçüncü fıkralar kapsamında kalan taşınmazlardan Orman Genel Müdürlüğünce bildirilen, malikleri veya akdi ve kanuni halefleri tarafından idareye başvurulmayan veya mahkeme kararları gereği yapılan toplam ödemesi Hazineye geri ödenmeyen üç hektardan küçük taşınmazlar ve alan büyüklüğüne bakılmaksızın taşınmazlar arasındaki tescilli/tescilsiz yol, boşluk ve benzeri alanlar, Milli Emlak Genel Müdürlüğünce değerlendirilebilir. Bu madde kapsamındaki taşınmazlar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır. Yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar ... veya Hazine tarafından açılması gereken davalar açılmaz, devam eden davalar yönünden bu maddedeki işlemler bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göre işlem yapılır, bu taşınmazların aynına yönelik dava açılmasına ilişkin hak düşürücü süreler işlemez. Taraflarca vazgeçilen tapu iptali ve tescil, orman şerhinin kaldırılması ve bu madde kapsamındaki taşınmazların tapusunun iptali sebebiyle açılmış tazminat davaları da dahil olmak üzere derdest olan davaların konusuz kalmasına ve yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilir ve taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmez.” hükmü getirilmiştir. Somut olay incelendiğinde davacı ... idaresinin kesinleşen orman kadastrosuna dayalı tapu iptali ve tescil isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla yapılan bu düzenlemelerin, dava konusu taşınmazın niteliğine ve durumuna göre, görülmekte olan davaya etkisinin İlk Derece Mahkemesince değerlendirilmesi için, verilen hükmün bozulmasına, esasa ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. V. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2026/2070, K. 2026/4758, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2026-2070-e-2026-4758-k-139090d2b590