Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1828 E. 2026/4765 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1828
- Karar No
- 2026/4765
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/4 E., 2024/3 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar, davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Erzincan ili Kemaliye ilçes... köyü çalışma alanında bulunan 1 01... parsel sayılı 9.043.217, 05... yüzölçümündeki taşınmaz, orman vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacılar ... ve arkadaşları dava dilekçelerinde; Erzincan ili ... ilçesi ... köyü 1 01... parsel sayılı taşınmaz içersinde tarla, bağ ve bahçe niteliğinde taşınmazları bulunduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptal edilerek kendilerine ait taşınmazların adlarına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir. 3. Davacı ... dava dilekçesinde; Erzincan ili .... ilçesi .... köyü 1 01... sayılı taşınmaz orman parseli içersinde kendisine ait taşınmaz bulunduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptal edilerek bu taşınmazın adlarına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 4. İlk Derece Mahkemesince, yargılama sırasında dava dosyaları birleştirilmiştir. 5. Asli müdahiller ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., aynı iddialarla davaya katılmışlardır. II. CEVAP Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2007/17 Esas, 2014/75 Karar sayılı kararı ile, davanın kısmen kabulüne, davacı ...'ın davasının reddi ile dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisinin 27.06.2014 tarihli krokili raporunda (İ) harfi ile gösterilen kısmının tespit gibi tesciline, (J) harfi ile gösterilen kısmının ...; (K1), (K2) ve (K3) harfleri ile gösterilen kısımların ...; (L1) ve (L2) harfleri ile gösterilen kısımların ...; (M1), (M2) ve (M3) harfleri ile gösterilen kısımların ...; (N1) ve (N2) harfleri ile gösterilen kısımların ...; (O) harfi ile gösterilen kısmın ...; (Ö) harfi ile gösterilen kısmın ...; (P) harfi ile gösterilen kısmın ...; (R1) ve (R2) harfleri ile gösterilen kısımların ...; (S) harfi ile gösterilen kısmın ...; (Ş) harfi ile gösterilen kısmın ...; (T) harfi ile gösterilen kısmın ...; (U1) ve (U2) harfleri ile gösterilen kısımların ... adlarına bahçe vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline, fen bilirkişisinin 11.06.2009 tarihli krokili raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmın ...; (B) harfi ile gösterilen kısmı ...; (F) harfi ile gösterilen kısmın ...; (C) ve (D) harfleri ile gösterilen kısımların ... adlarına bahçe vasfıyla, aynı raporda (E) harfi ile gösterilen kısmın ..., (G) harfi ile gösterilen kısmın ... ve (H) harfi ile gösterilen kısmın ... adlarına tarla vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline, geriye kalan kısımların tespit gibi tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 13.11.2014 tarihli ve 2007/17 Esas, 2014/75 Karar sayılı kararına karşı davacılar ... ve müşterekleri ile davalılar Hazine ile ... vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.03.2019 tarihli ve 2018/6665 Esas, 2019/1605 Karar sayılı ilamıyla, "kadastro tespitine itiraz davalarının tespit malikine karşı açılması gerekmekte olup, ... ve Hazineye husumet yöneltilerek açılan eldeki davada, dava konusu taşınmaz 1 01... parsel olduğu halde, (U1-2), (İ1) ve (İ2) harfleri ile gösterilen taşınmazların sırasıyla 1 85... parsel, 1 82... ve 4 parsel sayılı taşınmazlar kapsamında kaldığı, dosya kapsamında yer alan kadastro tutanak suretlerinin incelenmesinde 1 85... , 1 82... ve 4 parsel sayılı taşınmazların tarla vasfı ile dava dışı gerçek kişiler adına yapılan tespitlerinin itirazsız kesinleştiği anlaşıldığına göre, bu taşınmazların dava konusu taşınmaz kapsamında kaldığı yanılgısı ile haklarında hüküm kurulmasının doğru olmadığı, ayrıca orman içi açıklıkların zilyetlikle iktisap edilemeyeceği, somut olayda; dava konusu taşınmazlardan (G) ve (H) ile gösterilen kısımların dört tarafı orman ile çevrili olup bu haliyle taşınmazlar, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık niteliğinde olduğu, öte yandan, (U1-2), (İ1), (İ2), (G) ve (H) harfi ile gösterilen kısımlar dışında kalan taşınmaz bölümlerine ilişkin olarak davaların kabulü ile kişiler adına tescile karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı, şöyle ki; davacı gerçek kişiler belgesizden kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayalı olarak dava açmış olduğuna göre, öncelikle, dava konusu edilen yerlerin zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığının ve zilyetlik koşullarının davacılar yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin usûlünce araştırılmasının gerekeceği, mahkemece, davaya konu taşınmazın bulunduğu yöreye ait en eski tarihli memleket haritaları ve dayanağı hava fotoğrafları ile dava tarihinden 15-20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan elde edilmiş memleket haritaları ile topoğrafik fotogrametri yöntemiyle düzenlenmiş kadastro paftası örneği getirtilerek uygulanıp davacı adına tescile karar verilen taşınmazların niteliği ile konumu ve o tarihlerde tasarruf edilen yerlerden olup olmadığının saptanmadığı, taşınmaz bölümlerinin eğiminin net olarak belirlenmediği, hükme esas orman bilirkişi raporunda taşınmazların tarihi bildirilmeyen memleket haritasında kısmen bağ kısmen de açık alanda kaldığı bildirilmiş ise de, taşınmazların bulunduğu yeri kapsar hava fotoğraflarının zemine uygulamasının yapılmadığı ve evveliyatlarının usulünce araştırılmadığı, eksik araştırma ve incelemeye, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamayacağına işaret edilerek, yöntemince orman ve zilyetlik araştırması yapılarak toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikle değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "bilirkişiler tarafından hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı uygulama ve araştırmada (A), (B), (C), (D), (E), (F), (İ3), (J), (K1), (K2), (K3), (L1), (L2), (M1), (M2), (M3), (N1), (N2), (O), (Ö), (P), (R1), (R2), (S), (Ş), (T), (U1-1) ve (U2) harfleriyle gösterilen kısımların evveliyatının bağ ve bahçe olduğu, topoğrafya, toprak sınıf ve özellikleri yönünden birbirine yakın özellikler gösterdiği, uzun zaman öncesine kadar üzerinde emek ve ihya ile üretim yapıldığı, komşu parseller ile mukayese edildiğinde ve üzerlerinde yer alan bitki örtüleri birlikte değerlendirildiğinde orman sayılmayan yerlerden oldukları, üzerlerinde üzüm bağ omçaları ile muhtelif cins ve yaşlarda meyve ağaçlarının olduğu, keşif esnasında dinlenilen mahalli bilirkişi ve tutanak bilirkişilerin beyanlarına göre dava konusu taşınmazların bulunduğu yerlere güge bağları denildiği, 1990'lı yıllara kadar dava konusu taşınmazların bağ ve bahçe olarak kullanıldığı, mahalli bilirkişilerin ve tutanak bilirkişilerin yaşları dikkate alındığında dava konusu taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin başlangıcının 1950 ve öncesi olduğu, dolayısıyla davacılar ve asli müdahillerin dava konusu taşınmazları davasız ve aralıksız 20 yıl süre ile malik sıfatı ile kullandıkları anlaşıldığından zilyetlikle taşınmaz mal edinme koşullarının davacılar ve asli müdahiller lehine gerçekleştiği, öte yandan, davaya konu (U1-2), (İ1) ve (İ2) harfleri ile gösterilen taşınmazların sırasıyla 1 85... parsel, 1 82... ve 4 parsel sayılı taşınmazlar kapsamında kaldığının tespit edildiği, dosya kapsamında yer alan kadastro tutanak suretlerinin incelenmesinde 1 85... , 1 82... ve 4 parsel sayılı taşınmazların tarla vasfıyla dava dışı gerçek kişiler adına yapılan tespitlerinin itirazsız kesinleştiği, (G) ve (H) harfleri ile gösterilen kısımların ise dört tarafının orman ile çevrili olduğu, davacı ...'nın 21.06.2023 tarihli kimlik tespiti yapılmış dilekçesi ile davadan feragat ettiğini bildirdiği" gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, davacılardan ...'ın davasının feragat nedeni ile reddine, fen bilirkişisinin 01.08.2022 tarihli krokili raporunda (İ1), (İ2) ve (U1-2) harfleri ile gösterilen kısımların dava konusu 1 01... sayılı parsel kapsamında kalmadığından bu taşınmazlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına, aynı raporda (G) ve (H) harfi ile gösterilen kısmının tespit gibi tesciline, aynı raporda, (A), (B), (C), (D), (E), (F), (İ3), (J), (K1), (K2), (K3), (L1), (L2), (M1), (M2), (M3), (N1), (N2), (O), (Ö), (P), (R1) (R2), (S), (Ş), (T), (U1-1) ve (U2) harfleriyle gösterilen bölümlerin tarla vasfıyla davacı gerçek kişiler adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların üzerinde orman ağaçlarının bulunduğunu, toprak muhafaza karakteri taşıdığını, eski tarihli haritalarda orman alanı niteliğinde görüldüğünü, orman sayılan yerlerden olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz bölümlerinin orman vasfında olup olmadığı ve taşınmazlar üzerinde davacılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, hükmüne uyulan bozma ilamının gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirildiği söylenemez. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince, davaya konu taşınmazın bulunduğu yöreye ait en eski tarihli memleket haritaları ve dayanağı hava fotoğrafları ile dava tarihinden 15 - 20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları getirtilmiş ise de, orman bilirkişisi tarafından yapılan uygulama ve araştırmanın, dava konusu taşınmaz bölümlerinin orman vasfında olup olmadığını duraksamaya yer bırakmayacak şekilde ortaya koyduğunu söyleyebilme imkanı olmayıp, 1957 tarihli hava fotoğrafında bir kısım dava konusu taşınmaz bölümleri üzerinde çıplak gözle görülebilen kapalılığın neden kaynaklandığına değinilmemiştir. Öte yandan anılan orman bilirkişisi raporunda, yöreye ait en eski tarihli memleket haritaları ve dayanağı hava fotoğrafları ile dava tarihinden 15-20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları üzerinde, her bir dava konusu taşınmaz bölümünün durumu ayrı ayrı değerlendirilmeyip denetime elverişli olmayacak şekilde tüm taşınmazların küçük ölçekli hava fotoğrafları üzerinde gösterilmesi de sonuca ulaşmaya yeterli olmamıştır. Bunun yanında; ziraat bilirkişisi raporunda, bir kısım taşınmaz bölümlerinin uzun zamandan beri bakımsız olduğu, bakımsızlıktan çalılar ile kaplandığı, uzun zaman öncesine kadar tarımsal faaliyette kullanıldığı belirtildiği halde, gerçek kişiler yönünden zilyetliğin iradi olarak terk olgusunun oluşup oluşmadığı da yeterince araştırılmamış ve davacıların taşınmaz bölümlerine hangi tarih aralığında malik sıfatıyla zilyet bulundukları hususu da açıklığa kavuşturulmamıştır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen bilirkişisi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak bu keşifte, getirtilen belgeler dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmaz bölümlerinin öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği her bir taşınmaz bölümü yönünden ayrı ayrı belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle her bir dava konusu taşınmaz bölümü için ayrı ayrı çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazların gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazların niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazların evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığı ve davacı gerçek kişiler yönünden zilyetliği terk iradesinin oluşup oluşmadığını komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı; davacı gerçek kişilerin dava konusu taşınmazlar üzerindeki fiili zilyetliğini uzun süreli olarak terk edip etmedikleri, zilyetliği terk iradesinin oluşup oluşmadığı değerlendirilerek toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözden kaçırılmak suretiyle, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; Davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,02.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.