Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/1311 E. 2026/2751 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1311
- Karar No
- 2026/2751
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1857 E., 2025/2081 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Şile 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/364 E., 2024/375 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü I. DAVA 1. Kullanım Kadastrosu sonucunda, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 05... parsel sayılı 2.393,71 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 1995 yıldan beri ...nın kullanımında bulunduğu şerhi verilerek fındık bahçesi vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra 20.01.2015 tarihinde 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun gereği satış suretiyle davalı adına tapuda kayden intikal ettirilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu 1 05... parsel sayılı taşınmazın atalarından kaldığını, üzerine 1960 yılında fındık ağaçlarının dikildiğini, kendisinin fiili kullanımında olduğunu ileri sürerek, taşınmazın beyanlar hanesine kendisi adına kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; talep olunan hakkın zamanaşımına uğramış olduğunu beyan ederek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacının itiraz ettiği 2010 yılında yapılan kadastro tespitinin 06.07.2010 yılında kesinleştiği, 10 yıllık hak düşürücü sürenin 06.07.2020 tarihinde dolduğu, davanın 12.07.2023 tarihinde açıldığı, dolayısıyla davanın 10 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığı" gerekçeleriyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu taşınmazda 2/B kadastro çalışmaları 2010 yılında yapılmış ve taşınmaz 16.07.2010 tarihinde Hazine adına tescil edilmiştir. Davacı, dip muristen intikal, zilyetlik iddiasıyla eldeki davayı açmıştır. Davanın kadastro tespitinin yapıldığı 2010 yılından önceki nedenlere dayandığı anlaşılmakta olup, davanın açıldığı 12.07.2023 tarihi itibarıyla 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiştir. Anılan maddedeki 10 yıllık hak düşürücü süre olumsuz dava koşulu olup, tüm def’i ve itirazlardan önce nazara alınır. Hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın dinlenilme olanağı yoktur. İlk Derece Mahkemesince, hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçeleriyle davacı ...'in istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... temyiz dilekçesinde; davada yanlış hukuki nitelendirme yapıldığını, davanın mülkiyet ve zilyetlik iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğunu, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçerli olmadığını, eksik inceleme ile mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, karar ilamının gerekçesinin yetersiz olduğunu beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazda davacının adına kullanım şerhi verilmesi talepli davasının hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı, davanın dinlenip dinlenemeyeceğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ...'in temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.