Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/6259 E. 2026/2205 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6259
Karar No
2026/2205
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/233 E., 2025/442 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı ...Güvenlik ve Yardımlaşma Sandığı Vakfı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'ın ... Bankası AŞ'de güvenlik görevlisi olarak çalışmaya başladığı 15.07.1982 ile emekli olduğu 01.02.2002 tarihleri arası davalı vakfa üyeliğinin ve prim borcunun tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ...Güvenlik ve Yardımlaşma Sandığı Vakfı vekili cevap dilekçesinde; Türk Borçlar Kanunu'nun 1 46... . maddelerine göre, davacının beş yıllık zamanaşımı süresinin dolmasından sonra davayı açtığını, davacı asilin 01.02.2002 tarihinde işveren bankadan ayrılarak dava dışı ... Bankası AŞ Mensupları ... Vakfından emekli olduğunu, yine Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her türlü alacağın on yıllık zamanaşımına tabi olduğu hüküm altına alındığından, söz konusu davanın 13 yıl sonra açıldığını beyanla davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 26.01.2017 tarihli ve 2015/84 Esas, 2017/11 Karar sayılı kararı ile davacının 2002 yılında emekli olduğu, 2002 yılından davanın açıldığı 02.03.2015 tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 26.01.2017 tarihli kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 01.11.2017 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 01.11.2017 tarihli kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 21.09.2020 tarihli ve 2018/274 Esas, 2020/5203 Karar sayılı ilamı ile Borçlar Kanunu’nun 146. maddesine göre, borçlanma hakkı getiren geçici 3. maddeye göre ödemenin yapılması için gösterilen son tarih olan 30.12.2005 tarihinden itibaren on yıllık zamanaşımı süresi, davanın açıldığı 02.03.2015 tarihi itibari ile dolmadığından, İlk Derece Mahkemesince işin esasına girilerek Yönetmeliğin 3. maddesine göre, davacının davalı munzam vakfa müracaatının olup olmadığı, süresinde ödeme yapıp yapmadığı hususları araştırılarak oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi doğru görülmeyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 08.04.2021 tarihli ve 2020/323 Esas, 2021/139 Karar sayılı kararı ile davacı tarafın sunduğu dilekçe ile 30.12.2005 tarihine kadar yazılı talepte bulunduğu anlaşılmakta ise de belirtilen şartların gereklerini tam olarak yerine getirmediği, yaptığı borçlanma nedeni ile tespit edilen aidatların tamamını 30.12.2005 tarihine kadar ödediğine dair bir belgenin olmadığı ve zaten davacının başvuru formu altına yazılan yazı ile katılma payını ödemek istemediğini açıkça şerh ettiği ve bu halde ise davacı tarafça belirtilen şartların tam olarak yerine getirilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 08.04.2021 tarihli kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 26.12.2024 tarihli ve 2023/4395 Esas, 2024/8010 Karar sayılı ilamı ile Yönetmelikte yapılan vakfa üyelik imkanı getirilen değişiklik üzerine davacı tarafından 07.12.2005 tarihinde vakfa yazılı müracaatta bulunulduğu, davacı ile vakıf arasında borçlanma nedeni ile vakfa ödenecek miktar konusunda ihtilaf oluştuğu, vakıf tarafından, işveren katkı payının da davacıdan talep edildiği, dolayısıyla davacının yönetmelikle belirlenen süre içerisinde vakfa müracaat ettiği, davalı Vakıf tarafından, işveren katkı payının da davacıdan talep edilmesi üzerine taraflar arasında ödenecek miktar konusunda ihtilaf oluştuğu, uyuşmazlığın da davacının ödemesi gereken katkı payından kaynaklandığı anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafından süresi içerisinde üyelik için yazılı başvuruda bulunulduğu kabul edilerek işin esasına girilip, iddia doğrultusunda toplanan ve toplanacak deliller doğrultusunda oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmeyerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda işin esası incelenerek bilirkişi raporunda vakfa ait belgeler ile davacının hizmet dökümüne göre davacının vakıf üyesi olma koşullarını taşıdığı, işverenin prim ödemesinden sorumlu olmadığı, ödemesi gereken prim borcunun 3.757,52 TL olduğu, dava tarihine kadar işlemiş kanuni faiz miktarının ise 13.914,89 TL olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ...Güvenlik ve Yardımlaşma Sandığı Vakfı vekili temyiz dilekçesinde; vakıf mevzuatı uyarınca talebin hak düşürücü sürenin dolmasından sonra yapıldığını, davacının Yönetmelikte belirtilen 30.12.2005 tarihine kadar yazılı talepte bulunmak ve yine 30.12.2005 tarihine kadar borçlandığı süreye ilişkin prim, aidat ve katılma payları ile ölüm yardımı aidatlarının tamamını ödemediğini, açıklanan ve resen gözetilecek sebeplerle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı vakıf senedinde 2005 yılında yapılan değişiklik sonucu davacının vakıf üyesi olduğu ile davalı vakfa ödemesi gereken prim miktarının tespiti istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ...Güvenlik ve Yardımlaşma Sandığı Vakfı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararın ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/6259, K. 2026/2205, T. 01.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-6259-e-2026-2205-k-88a08197c7f7