Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/6133 E. 2025/7736 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6133
Karar No
2025/7736
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1899 E., 2024/2282 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5.Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/408 E., 2022/3 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sonucunda, İstanbul ili ... ilçesi .... Mahallesi çalışma alanında bulunan 24 81... parsel sayılı 179,37 metrekare, 24 81... parsel sayılı 174,59 metrekare ve 24 81... parsel sayılı 144,36 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar,kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, 24 81... parselin ...'ün, 24 81... parselin ...'ün ve 24 81... parselin ...'in kullanımında olduğu şerhi verilerek, bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra 24 81... parsel sayılı taşınmaz 14.05.2018 tarihinde satış suretiyle ... adına, 24 81... parsel sayılı taşınmaz 21.05.2018 tarihinde 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca satış suretiyle ..., ..., ..... ... adına, 24 81... parsel sayılı taşınmaz 10.05.2018 tarihinde 6292 sayılı Kanun uyarınca satış suretiyle ..., ..., ..., ..., ..., ... adına tapuda kayden intikal ettirilmiştir. 2. Davacılar dava dilekçesinde; İstanbul İli ... İlçesi ..... mahallesi 24 81... parsel sayılı Belediye kayıtlarında da emlak vergisi 156,00 metrekare olarak tahakkuk edilen arsa üzerinde kurulu 143,00 metrekare genişliğinde 5 katlı 5 daireden ibaret binanın 1977 yılından beridir zilyetliklerinde olup malikleri olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında 179,00 metrekare olan arsalarının bir kısmının sol taraflarındaki komşuları ... ile ...'e, diğer kısmının sağdaki komşuları olan ... parseline, geriye kalan kısmının ise Hazineye geçerek 81,00 metrekare hak kaybına uğradıklarını, arsanın Belediye kayıtlarında 156,00 metrekare olarak beyannamesinde kayıtlı olmasına rağmen, aslında 179,00 metrekare olduğunu, kadastro çalışmaları ve ölçümü sırasında beyanları alınmadan sadece komşu parsellerin beyanlarına itibar edilerek hatalı ölçüm yapıldığını, İstanbul Anadolu 1. Kadastro Mahkemesinin 2010/2230 Esas ve 2013/243 Karar sayılı dosyasında gerekçeli kararın taraflarına tebliğ edilmeden kesinleştiğini, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun ilgili maddelerinde usulsüzlük yaşandığını, gerekçeli karar tebliğ edilmediğinden savunma haklarının kısıtlandığını, ölçüm hatasının tespit edilerek komşu parsellere kaydırılan 81,00 metrekare hak kaybının mevcut arsalarına dahil edilerek tapuya tescil edilmesini talep etmişlerdir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın maliki olarak müvekkilinin gösterildiğini, bu taşınmazın müvekkilinin babası ...'e ait olduğunu, dava konusu taşınmaz ile ilgili daha önce yargılama yapıldığını, müvekkilinin hissedarı bulunduğu parseller yönünden kesinleşmiş karar olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kadastro çalışmaları sonucunda taşınmazın 2/B kapsamında müvekkilinin fiili kullanımında olduğunun tespit edildiğini, kadastro tespit tutanağına itirazla müvekkilinin fiili kullanım alanlarının tespit edildiğini, Anadolu 1. Kadastro Mahkemesinin 2013/243 Karar sayılı kararı ile müvekkilinin fiili kullanımında olduğu alanın kesin olarak da tespit edilmiş olduğunu, kesinleşen mahkeme kararı nedeniyle davacıların huzurdaki davayı açmakta hukuki yararları bulunmadığını, Kadastro Mahkemesince usulüne uygun bir şekilde yerinde inceleme yapıldığını, müvekkilinin kazanılmış hakkının ihlal edilip Anayasal mülkiyet hakkının özüne dokunur şekilde dava açılamayacağını, Kadastro Mahkemesince verilen kararın kesin nitelikte olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. 3. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Hazine lehine orman sınırları dışına çıkarıldığını, kadastro çalışması sırasında "işbu bahçe ve üzerindeki kagir bina 1993 yılından beri .... evladı ...'ün kullanımındadır" şeklinde belirlendiğini, taşınmazın ... tarafından 24,56 metrekare olarak ayrı ayrı ..., ... ve.....'e muvafakatname ile devredildiğini, satışının yapıldığını, tapuda tescili yapılmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 4. Bir kısım davalılar ... ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaz ile ilgili olarak daha evvel yargılama yapılmış olup bu konuda kesinleşmiş bir yargı kararı bulunduğunu, aynı konuda yeni bir davanın açılamayacağını, .... ... tarafından ... Kadastro Mahkemesinin 2010/2230 Esas sayılı dosyası ile kadastro tespitine itiraz davası açıldığını, yapılan yargılama sırasında bilirkişi raporları alındığını, davanın gerek davacıların gerekse müvekkilinin hissedarı bulunduğu parseller yönünden kesinleşmiş olduğunu, taşınmazın değerinin tespiti yapıldıktan sonra dava harcının davacılar tarafından bu rakam üzerinden ikmal edilmesi gerektiğini belirterek, davacılara eksik harcı ikmal etmeleri için süre verilmesini, kesin hüküm bulunan usul ve kanuna aykırı davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dosyaya sunulan emlak vergisi beyannamelerinin davacılarının parseline uyduğu, (A) harfi ile gösterilen alanda davacıların evi olduğu, bu evin bir kısmının davalı ...'ın parseli içinde olduğu, davalının buna açıkça itirazı olmadığı, davalı ... açısından davanın kabulüne karar verildiği, diğer davalılar açısından husumet yöneltilemeyeceğinden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiği, davanın açılmasına davalı ... sebebiyet vermediğinden yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakıldığı'' gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın Hazinenin mülkiyetinden çıkıp 3. şahıs adına tapuya tescil edildikten sonra tapu iptaline yönelik davanın dinlenme olanağının bulunmadığı, davalıya ait tapu kaydının idarece yapılan satış işlemi neticesinde oluştuğu, dayanak satış işlemi iptal edilmedikçe tapu kaydının iptali ve tescil istemli dava açılamayacağı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgı ile dahili davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı'' gerekçesiyle dahili davalı ... aleyhine açılan davanın usulden reddine, diğer davalılara karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar ... ve ... temyiz dilekçelerinde; kadastro itirazı ve tapu iptal tescili davasında Hazinenin davalı olarak yer aldığını, husumet yönünden tüm davalılar yönünden davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, husumetin doğru şekilde yöneltildiğini, dahili davalı ...'ün İlk Derece Mahkemesinin istemi üzerine davaya dahil edildiğini, pasif husumet yokluğu sebebiyle reddedilmesinde aleyhlerine vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacı ... vekili katılma talepli dilekçesinde; 08.01.2025 tarihinde gerekçeli kararın tebliğ edildiğini, temyiz süresinin geçtiğini, diğer davacılar ... ve ...'ün süresi içerisinde temyiz başvurusunda bulunduklarını, 6100 sayılı Kanun'un 348. maddesi kapsamında katılma yoluyla temyiz başvurusunda bulunduklarını, kadastro itirazı ve tapu iptal tescili davası kapsamında Hazinenin davalı olarak yer aldığını, husumet yönünden tüm davalılar yönünden davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, husumetin doğru şekilde yöneltildiğini, hem tapu sahibi hem de hatalı kadastro işlemleri bakımından Devletin husumetli olarak gösterildiğini, dahili davalı ...'ün İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.11.2021 tarihli 6 numaralı celsenin 1 numaralı ara kararında tapu devri sebebiyle Mahkemenin istemi üzerine davaya dahil edildiğini, Mahkemenin vermiş olduğu süre içerisinde aleyhe bir sonuç doğmaması ve yargılamanın selameti için taraflarınca davaya dahil edildiğini, pasif husumet yokluğu sebebiyle reddedilmesinde aleyhlerine vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davanın terditli olarak açıldığını, hatalı yapılan kadastronunun müvekkili lehine tespiti ile tapu tescilinin talep edildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi Hazinenin de davaya dahil olduğunu gözden kaçırdığını, kararında ve gerekçesinde yeterli hukuki sebepleri ifade edemediğini, dava açıldıktan sonra ...'ün oğluna dava konusu taşınmazı devretmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, kanunu dolanma amacı güttüğünü, müvekkilinin söz konusu satışı iptale yetkili olmadığını, davanın usulden reddine karar verilmesinin mümkün olmadığını beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 1. Somut uyuşmazlıkta davacı ... vekiline Bölge Adliye Mahkemesinin kararının 08.01.2025 tarihinde tebliğ edildiği, 23.01.2025 tarihi itibarıyla temyiz süresinin geçtiği, davacı ... vekilinin 21.03.2025 tarihinde katılma yolu ile temyiz talebinde bulunduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 348. maddesi gereği katılma yolu ile temyizin karşı taraf bakımından yapılan başvuruya katılmak suretiyle yapılabileceği, yapılan yargılamada davalılar tarafından temyiz yoluna başvurulmadığı, sadece davacılar ... ve ... tarafından temyiz yoluna başvurulduğundan, davacı ... vekilinin usulüne uygun temyiz talebi bulunmadığından temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davacılar ... ve ...'ün temyiz itirazlarının incelemesine gelince; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve ...'ün temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, Davacılar ... ve ...'ün temyiz itirazları (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle yerinde görülmediğinden reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacı ...'e iadesine, Davacılardan ... ve ...'e ait 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/6133, K. 2025/7736, T. 23.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-6133-e-2025-7736-k-4f0cfc821821