Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/1813 E. 2025/5541 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1813
- Karar No
- 2025/5541
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/661 E., 2024/1900 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: .... Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2019/24 E., 2022/391 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ...'nin, sağlığında davalı kızı ...'a mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak 08.04.1991 tarihli ve ... yevmiye numaralı işlemle 4 adet taşınmazı satış suretiyle temlik ettiğini, söz konusu satış işleminden sonra da 15.05.1992 tarih ve 1376 yevmiye numaralı ve aynı taşınmazlara ilişkin olarak tekrardan 25.05.2010 tarih ve 8816 yevmiye numaralı ölünceye kadar bakma akitleri ile maliki olduğu çok sayıda oldukça değerli taşınmazın da davalıya temlikine ilişkin tasarruflarda bulunduğunu, anılan tasarrufların herhangi bir zamanaşımı yahut hak düşürücü süreye tâbi olmaksızın tamamının geçersiz olduğunu, murisin 20.09.2011 tarihinde öldüğünü, davacının de saklı paylı ... mirasçılarından olduğunu, davacının babasının ölümünden sonra davalı tarafından lehine yapılan tasarrufların iptalinin önlenmesi amacıyla müvekkilinin aldatılarak istediğinden farklı bir karar vermeye zorlandığını, notere götürülüp 25.06.2018 tarih ve 4662 yevmiye sayılı “Düzenleme Şeklinde Feragatname” başlıklı ... ...'den ve ... ...'den doğmuş miras haklarından feragat ettiği beyanını içeren tek taraflı bir belge düzenlettirildiğini, anılan feragatnamede genel ifadeler kullanıldığını ve miras hakkının kapsamının açıklanmadığını, davacının kendisine intikal eden hangi mal varlığı haklarından ve hangi tasarruf işlemleri ile ilgili dava ve talep haklarından feragat ettiğinin ayrıca ve açıkça yazılmadığını, feragatnamenin iradi yönden sakat olduğunu, bir kişinin ciddi bir mal varlığından bedelsiz olarak feragat etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu itibarla davacının aşağıda ele alınan tüm mal varlığı değerlerinden belirtilen genel ifadelerle vazgeçmesi ve açılmamış bir dava hakkından feragat etmesinin söz konusu olamayacağını, ayrıca anılan belgede yer alan “murislerimin daha evvel yapmış oldukları satış ve bağış işlemlerine rıza ve muvafakat ederim” şeklindeki ifadenin de muğlak olduğunu, buradan da davacıya muvazaalı olarak yapılan devirlerden söz edilmediğinin anlaşıldığını, davacının bu feragatname ile bağlı olmasından söz edilemeyeceğini, anılan belgenin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 677. maddesinde gösterilen feragat sözleşmesi olarak nitelendirilmesinin de olanaksız olduğunu ileri sürerek, 25.06.2018 tarih ve 4662 yevmiye numaralı “Düzenleme Şeklinde Feragatname”nin iptali ve satış ve ölünceye kadar bakma akitleri gereğince davalılara yapılan devir işlemlerinin muvazaa nedeniyle geçersiz olduklarının tespitini, davalılar adına oluşan tapu kayıtlarının iptali ile müvekkilinin miras payına isabet eden oranda adına tapuya kayıt ve tescilini, iyiniyetli üçüncü kişilere devredildiği anlaşılarak tapu kayıtlarının iptalinin mümkün olmaması hâlinde de bu taşınmazların rayiç değerleri kadar maddi tazminata hükmedilmesini istemiştir.
II. CEVAP 1. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; harca esas bedelin eksik gösterildiğini, noksan harç yatırıldığını, işlemlerin diğer mirasçılardan mal kaçırma amacı ile yapılmadığını, davalı ...'ın bakıma muhtaç iki yetişkin kız kardeşi ve onca köy işiyle anne ve babasını yalnız bırakmadığını, murisin 1989 yılında geçirdiği kalp krizi sonucu, murise kronik kalp hastası teşhisi konulduğunu, 1989 yılından sonra ... ...'in de yoğun ilgi ve bakıma muhtaç hâle geldiğini, davacının babaannesinin babası olan murisin de gerek kendisine gerekse engelli kızları ... ile ...'ye evlendikten sonra dahi bakıp gözeten kendileri ile aynı evde ikamet eden kızı ... ile onun eşi ... lehine bakım temini için bedel ve ayrıca minnet karşılığı tasarruflar yapıldığını, murisin sağlığında gerek davacıya gerekse annesi ...'e de paylaştırma amacıyla bir takım devirler yapıldığını, davalı ...'ın babasının vefatından sonra da kardeşlerine ölünceye kadar bakmaya devam ettiğini, davacının .... Noterliğinin 25.06.2018 tarihli ve 4662 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde feragatnamesiyle son derece açık ve net özgür iradesini ortaya koyduğunu, menkul ve gayrimenkullere ait miras hak ve hisselerinden feragat ettiğini, murisinin yaptığı tasarruflara ise onam verdiğini açıkladığını, davaya konu taşınmazlarla ilgili mirasbırakan ...'nin yaptığı tasarrufların muvazaalı olmadığını, bağışlamanın zaten muvazaa dışı bir işlem olduğunu, davacının bu davayı açmasının açıkça hakkın kötüye kullanılması olduğunu, dürüstlük kuralına aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Dahili Davalılar ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalılardan ...'nin yargılama sırasında öldüğünü, mirasçılarından olan eşi ...'ın da davalı olarak işbu davada taraf olduğunu, geriye kalan mirasçıları olan çocukları ..., ... ve ... ...'nin davaya “dahili davalı” olarak dahil edildiğini, davaya cevap dilekçesini tekrar ettiklerini, davalı ...'ye, ... ... tarafından sadece bağış sözleşmesi ile taşınmaz devri yapıldığı için davanın reddi gerektiğini, çünkü, bağış sözleşmesi ile devredilen tapulu taşınmazlar hakkında ... muvazaasına dayanılarak tapu iptali ve tescil davası açılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının dava ettiği 2018 tarihli feragatnamenin kendi rıza ve isteği doğruldusunda düzenlendiği, dosya kapsamında 4721 sayılı Kanun'un 30 ve devamı maddelerinde düzenlenen irade fesadına ilişkin iddiaların dosya kapsamında sabit olmadığı, murisin gerçek iradesinin esasında mirasçılardan mal kaçırmak olmadığı, dava konusu taşınmazlar dışında murisin başkaca taşınmaz mallarının olduğu, kızı olan ...'a karşı minnet duygusuyla hareket ettiği ve taşınmazı bu duygular içinde devrettiği bu nedenle ... muvazasının söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile katılma yoluyla davalılar vekili ve dahili davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; genel açıklamalarla ve özellikle ve açıkça feragat edilmediği halde dava konusu feragatin geçerli kabul edilmesi son derece hatalı olduğunu, dava dışı ve mirasçı konumunda bulunmayan ... tarafından yapılmış 2010 tarihli bir feragatnamenin dava konusu feragatnamenin geçerli kabul edilmesinde gerekçe olamayacağını, davalı tanığı ...'nın beyanlarının yanlı olduğunu, iptali talep olunan feragatnamede satış ve bağış işlemlerine rıza gösterilmesinin ölene kadar bakma akitlerinin sonuçlarını kabul anlamına gelmeyeceğini, tanıklardan ...'in ve ...'nın beyanından davacının feragatnamenin içeriği konusunda aldatılarak kendisinden feragat alındığının anlaşıldığını, davalı tanıklarından ...'nın, murisin bakım aylığının bulunduğu ve davalının da bu bakım aylığını alarak bakım ve gözetimi gerçekleştirdiğini beyan ettiğini, hemen hemen tüm malvarlığının devredilmiş olmasının, artık amacın bakım borcu yüklemek olmadığını, muvazaalı işlemle malvarlığının kaçırılması amacının bulunduğunu gösterdiğini, murisin taşınmazlarını satmaya muhtaç olmadığını, murisin taşınmazlarını kızına devretmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının taşınmazları satın alabilecek ekonomik gücünün bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılar ve dahili davalılar vekili katılma yoluyla temyiz başvuru dilekçesinde özetle; davaya konu bazı taşınmazların zamanla değerlendiğini, üzerlerine inşaatlar yapıldığını ve dava konusu taşınmazların bağımsız bölümlere dönüştüğünü, ancak harca esas bedelin keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda kat irtifaklarına isabet eden arsa değeri olarak belirlendiğini, bağımsız bölüm değerlerinin hesaplanmadığını, bu nedenle davalılar ve dahili davalılar lehine eksik vekâlet ücretine hükmedildiğini belirterek kararın yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Taraflar arasındaki uyuşmazlık, düzenleme şeklinde feragatnamenin iptali ile ... muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil, terditli bedel istemlerine ilişkindir.
1. Uyuşmazlığın çözümü için istinaf ve katılma yoluyla istinaf kavramlarının açıklanmasında yarar vardır. 2. Bir davanın, talepler ve belirtilen sebeplerle sınırlı olarak, bir üst derece yargı yerince, yeniden görülmesini, gerekiyorsa yeniden hükme bağlanmasını amaçlayan kanun yoluna "istinaf" denir. Hukuk yargılamasında istinaf; ilk derece mahkemelerinin henüz kesinleşmemiş kararlarının, hem maddi vakıa incelemesi yapan hem de hukukilik denetimi yapma yetkisi bulunan daha üst dereceli Mahkemece tekrar incelenmesini, taleplerle belirlenen sınırlar içerisinde ikinci kez görülerek, hatalı hâllerin düzeltilmesi suretiyle karara bağlanmasını istemek olarak tanımlanabilir. Katılma yolu ile istinaf ise hükmün kendi lehine değiştirilmesini talep eden tarafın daha önce başlatmış olduğu sürece, diğer tarafın katılmasını ifade eder. Dolayısıyla katılma yolu ile istinaftan bahsedebilmek için her şeyden önce ortada, incelenebilir ve hâlen derdest bir istinaf başvurusu bulunmalıdır. İşte incelenebilir bir istinaf sürecini başlatan başvuruya "asıl istinaf", diğer tarafın bu sürece dâhil olmasını sağlayan yola da "katılma yolu ile istinaf" denilmektedir. 3. Görüldüğü üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu; kendisine istinaf dilekçesi tebliğ edilen tarafa, daha önce istinafa başvurmamış veya başvuru süresini kaçırmış ve hatta kanun yoluna başvuru hakkı olmasa dâhi, asıl istinaf talebine vereceği cevap dilekçesi ile kendi istinaf sebeplerini ileri sürerek istinaf yoluna başvuru hakkı tanımıştır.
4. Kanun koyucunun, başvurma hakkı bulunmayan veya başvuru süresini geçirmiş olan tarafa bile, kendine özgü nedenler ileri sürerek katılma yoluyla istinaf yoluna başvuru hakkı tanımasının asıl sebebi; istinaf ve temyiz kanun yolları bütünü içinde yer alan, aleyhe bozma yasağı ile aleyhe hüküm verme yasaklarının işlerlik kazanıp kazanmayacağı noktasında, adil yargılanma hakkı ve silahların eşitliği prensiplerini ihlâl etmeksizin belirginleştirmektir.
5. 6100 sayılı Kanun'un 342 ilâ 348. maddelerinde yer alan düzenlemelerden hareketle katılma yoluyla istinaf başvurusunun geçerli ve incelenebilir olması birtakım şartlara bağlanmıştır. İlgili düzenlemelere göre; ilk olarak geçerli bir istinaf başvurusu bulunmalı, karşı taraf asıl istinaf başvurusundan feragat etmemeli ve talep Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esasa girilmeden reddedilmemiş olmalıdır. Katılma yoluyla istinaf başvurusu, istinaf dilekçesinin tebliğinden itibaren iki hafta içinde verilecek cevap dilekçesi ile yapılmalıdır. Katılma yoluyla istinaf için gerekli harç ve giderler yatırılmalıdır. Bu şartlardan başka, istinaf dilekçesi bakımından asıl istinaf yolu için aranan koşullar, katılma yoluyla istinafta da sağlanmalıdır. Katılma yoluyla istinafa başvuran tarafın dilekçesi, belirtilen Kanun'un 342. maddesinde sayılan unsurları içermeli, özellikle istinaf sebepleri ve talepleri dilekçede gösterilmelidir.
6. 6100 sayılı Kanun hükümleri uyarınca katılma yoluyla istinaf başvurusunun asıl başvuruya bağımlı bir istinaf yolu olduğu hususu elbette tartışmasızdır. Ne var ki bir kanun yoluna başvuru şartları ile o kanun yolunun hukuki niteliği belirlenemez. Dolayısıyla dar ve teknik anlamda bir kanun yolunun taşıması gereken aktarıcı ve erteleyici etkiye sahip katılma yoluyla istinafın; başvuru, geçerlilik ve incelenme şartlarından yola çıkılarak, asıl istinafa bağımlı bir hukuki yol olduğundan bahisle, bir kanun yolu olmadığı sonucuna varılamaz. 7. Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki; istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa bile vereceği cevap dilekçesi ile istinaf yoluna başvurabileceğinden, istinaf yoluna başvurma hakkından feragat eden taraf katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunabilir. Zira; istinafa başvuru hakkından feragat eden taraf, katılma yoluyla istinaf hakkından değil, sadece asıl istinafa başvuru hakkından vazgeçmektedir. Bir tarafın katılma yoluyla istinafa başvuru hakkı, o tarafın asıl istinafa başvuru hakkından bağımsızdır. Bu bağımsızlığın, katılma yoluyla istinafın karşı tarafça başvurulan asıl istinafa bağımlı olması kuralı ile de çeliştiği söylenemez. Çünkü taraf, sahibi olduğu hakların birinden feragat etmiş olsa bile diğerini kullanabilir.
8. Diğer yandan, katılma yoluyla kanun yoluna başvurulabilmesi, aslında temyize veya istinafa cevap hakkının uzantısıdır. Taraflar cevap hakkından yoksun bırakılamayacağına göre, katılma yoluyla istinaf hakkından da yoksun bırakılamazlar (..., ... Hukukunda İstinafa Başvuru İstinaf İncelemesi ve İstinaf Mahkemesinin Verebileceği Kararlar, Eskişehir-2008, s. 168). Öyle ise katılma yoluyla istinaf hakkının, asıl istinaf yolundan bağımsız bir kanun yolu hakkı olduğunu söylemek; eşitlik ilkesi ile adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkına da uygun düşmektedir.
9. Davacı vekilinin 03.02.2023 tarihli istinaf dilekçesine davalılar ve dahili davalılar vekili katılma yoluyla istinaf itirazlarını ileri sürmüşlerdir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf itirazları hakkında bir karar verilmiş ise de katılma yoluyla istinaf edenlerin istinaf itirazları hakkında bir karar verilmemiştir. O hâlde; katılma yoluyla istinaf edenlerin istinaf itirazları incelenerek bir hüküm kurulması için kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.