Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/595 E. 2026/2389 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/595
Karar No
2026/2389
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1994 E., 2024/1653 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/52 E., 2022/31 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... vekili, Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; ..... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan yaklaşık 3000 m² yüzölçümlü taşınmazda davacının zilyetliğinin olduğunu, taşınmazın doğusunda yol, batısında tapulama harici taşınmaz, kuzeyinde tapulama harici taşınmaz, güneyinde 675 parsel sayılı taşınmazın bulunduğunu, taşınmazın kadastro tespit çalışmalarında tapulama harici bırakıldığını ileri sürerek, taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiş; yargılama sırasında dava konusu taşınmaz hakkında 1 56... parsel numarasıyla kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle dava dosyası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taşınmazda zilyetliğe dayalı tescil şartlarının oluşmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 6360 sayılı ve 5216 sayılı kanun hükümleri gereği davalı belediyeye husumet yöneltilemeyeceğini, davanın süresi içinde açılmadığını, dava konusu taşınmazın imar planı içinde kaldığını ve imar planı içerisinde bulunan taşınmazların zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 3. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, bu nedenle imar-ihya ve zilyetlikle kazanıma elverişli olmadığını belirterek, davanın esastan ve usulden reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece (Kadastro) Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, "dava konusu taşınmazın, davacı tarafça ağaç ekilerek ekonomik amaca uygun şekilde 20 yılı aşkın bir süredir kullanıldığı, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı kapsamında kalmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14... . maddelerinde belirtilen koşulların oluştuğu" gerekçesiyle, davanın kabulüne, ..... Mahallesi 1 56... parsel sayılı 2.973,78 m² miktarlı taşınmazın 205..........92 T.C. kimlik numaralı ... ve ...oğlu 01.04.1961 doğumlu ... adına tarla vasfıyla tapuya tesciline, kadastro tutanağının bu şekilde doldurulmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "...Mahallesinde 1967 yılında tamamlanan ilk tesis tapulama çalışmalarında dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın tapulama dışı alanda bırakıldığı, 6831 sayılı Kanun'a göre yapılarak kesinleşmiş orman tahdit çalışmaları sonucunda taşınmazın bulunduğu yerin orman tahdit hattı dışında kaldığı, 1975 tarihli hava fotoğrafında ağaçlık alanda, 1986 tarihli hava fotoğrafında güney tarafında çok az bir kısmının açıklık alanda geriye kalan kısımlarının ise ağaçlık alanda, 1992 tarihli hava fotoğrafında ziraat alanında kaldığı, kadim tarla görünümünde ve kapama bahçe niteliğinde olup içerisinde 25-35 yaşlarında 55 adet zeytin, 15-25 yaşlarında 17 adet zeytin, 20-30 yaşlarında 22 adet portakal ağaçları ile yaşları 5 ila 18 arasında değişen çok sayıda başka meyve ağaçlarının bulunduğu, 1986 yılından önce imar-ihya edilen arazinin en az 25-35 yıldan fazla zamandır davacı tarafından tarımsal amaçla işlendiği ve ağaçları da davacının diktiği; komşularda ve taşınmazın imar durumunda tescile engel bir durumun bulunmadığı, belgesiz zilyetlik nedeniyle edinilebilecek taşınmaz sınırlamasının aşılmadığı, dava tarihine kadar davacı yararına 3402 sayılı Kanun’un 14... . maddelerinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz kazanma koşullarının oluştuğu belirlenerek İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü yönünde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, ne murisin ne de davacının davaya konu taşınmazda imar-ihyaları ve zilyetliklerinin bulunmadığını, zilyetlikle iktisap koşullarının lehlerine oluşmadığını, keşif işlemi ve bilirkişisi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, zilyetliğin yeterince irdelenmediğini, hava fotoğrafları incelemesinin yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun yapılmadığını, toprak analizi yapılmadığını, komşu parsel kayıtlarının uygulanmadığını, davacının davaya konu yerin bulunduğu çalışma alanı içinde zilyetlikle kazandığı başka yer olup olmadığının araştırılmadığını, keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ve tanıkların beyanlarının davacının davasını kanıtlar nitelikte olmadığını, beyanlar arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verildiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/595, K. 2026/2389, T. 08.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-595-e-2026-2389-k-f3b618486388