Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5660 E. 2025/7729 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5660
Karar No
2025/7729
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/13 E., 2019/53 K.

Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asli müdahillerin davasının usulden reddine, Mahkemenin görevsizliğine, davacı ... ...'ün davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün, davalı ... vekili ve asli müdahil mirasçısı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Kadastro sırasında, Diyarbakır ili ... ilçesi ... .... köyü çalışma alanında bulunan 228 parsel sayılı taşınmaz, komşu 227 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu kaydının miktar fazlası olduğu belirtilerek, Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... ..., dava konusu 228 parselin 1930 yılında kendisine ve ailesine verilen arazilere ait iskan kaydının hudutları dahilinde kaldığını belirterek, Hazine adına yapılan tespitin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ..., davanın reddini savunmuştur. Asli müdahil ... ... 13.09.1985 tarihli dilekçe ile; davacı ... ...'ün, 227 parsel sayılı taşınmazla birlikte dava konusu taşınmazı da kendisine satarak zilyetliğini devrettiğini öne sürerek, taşınmazın adına tescilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli karar Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuş olup uyulan bozma ilamında özetle "..Dava konusu taşınmaz başında yapılan keşifte komşu 227 parsel sayılı 33.600 metrekare yüzölçümlü taşınmaza uygulanan Kanuni Sani 13 01... nolu, 30 dönüm miktarındaki tapu kaydı ve davacının murisi ... oğlu ... adına bulunan 19 37... nolu 6 hektar 10 ar yüzölçümlü vergi kaydı uygulanmıştır. Tapu ve vergi kayıtlarıda okunan sırt, tarikam, dere, Hazine sınırlarının gayri sabit hudutlar olduğu ve miktarıyla geçerli olduğu tartışmasızdır. Kaldı ki; Mahkemece yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne dair ilk hükmün Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince verilen 08.10.1968 tarihli 1968/4128-6493 Esas ve Karar sayılı bozma ilamında; dayanılan vergi ve tapu kayıtlarının gereği gibi uygulanmadığı, vergi kaydı miktar fazlasının vergi kaydının oluşumundan sonra meydana geldiği, bu haliyle de vergi kaydının oluşum tarihi olan 1937 yılı ile tespitin yapıldığı 1955 yılı arasında 20 yıllık zilyetlik süresinin geçmediğinin de göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilerek bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda verilen davanın reddine dair ikinci hüküm, bu kez davacı ... ... (...) tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince; 1. paragrafta belirtildiği üzere bozma ilamı gereğinin yapılmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Diğer yandan; davacı ... ... (...)'ın taşınmazın adına Hazine tarafından verildiği ve yine adına vergi kaydı oluşan ... ile resmi bir evliliğinin bulunmadığı, ancak taşınmazda çocukları ile birlikte zilyetliğinin bulunduğu ve dosya kapsamına göre öldüğü anlaşılmakta ise de nüfus kaydında halen sağ görünmesi ve 1919 doğumlu olması nedeniyle hakkında ölüm araştırmasının bulunduğu, ancak muris ... ile müşterek olarak ..., ... ve ... isimli çocuklarının olduğu, çocukların baba hanesinde kayıtlı olup, anne ile de aralarında ırsi bağ kurulduğu, hem muris ...'ın hem de...'ın adı geçenler dışında başkaca mirasçılarının da bulunmadığı anlaşılmakta olup bu haliyle usul ekonomisi gereğince...'ın ölüm araştırmasının en kısa sürede tamamlanarak, ölüm kaydının düşülmesinin idareden istenilmesi ve adı geçen tüm mirasçılarının davada taraf olarak gösterilmesi gerekir. Hal böyle olunca; Mahkemece; vergi kayıt miktarı olan 60... ar'dan adlarına hükmen tescil edilen 33.600 metrekare yüzölçümlü 227 parselin miktarının düşülmesi, kalan 27.400 metrekarelik miktarın dava konusu 228 parsel sayılı taşınmazın kuzey sınırından başlayarak belirlenmesi için fen bilirkişisinden infaza elverişli rapor istenilmesi ve belirlenen bu miktarın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle iktisap koşulları lehlerine oluşmakla davacı ... ve ...'ın mirasçıları adına, taşınmazın geri kalan bölümünün ise (davacı taraf lehine vergi kaydının oluştuğu 1937 tarihinden tespitin yapıldığı 1955 tarihine kadar 20 yıllık zilyetlikle iktisap süresinin dolmaması nedeniyle) Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekir. Müdahil ... ... ise tespitten sonra taşınmazı satın aldığını öne sürerek davaya katıldığına göre, tespitten sonraki nedenlere dayalı olarak açılacak davanın genel Mahkemelerde görülmesi gerektiği, diğer bir anlatımla Kadastro Mahkemesinin görevi dahilinde bulunmadığı, görevin kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerektiği göz önüne alınarak müdahil....'nın davası yönünden görevsizlik kararı verilmesi..." gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; müdahil davacı ... ..... mirasçıları....,...., ..., ..., ... ve ...’nun davalarının 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20/d maddesi gereğince uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanına girdiği gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliğine, görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 115/2. maddesi gereğince usulden reddine, davacı ... .....'ün davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddiyle, dava konusu 228 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, fen bilirkişisi...’ın 07.10.2019 tarihli raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 27.400 m²lik kısmının birliğin son parsel numarası verilerek, davacı ... ... mirasçıları adına hüküm yerinde gösterilen payları oranında tapuya tesciline, taşınmazın fen bilirkişisi....nın 07.10.2019 tarihli raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 101.179,46 m²lik kısmının davalı ... adına tapuya teciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili ve asli müdahil mirasçısı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili ve asli müdahil mirasçısı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/5660, K. 2025/7729, T. 23.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-5660-e-2025-7729-k-00e007cc906b