Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5621 E. 2025/7522 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5621
- Karar No
- 2025/7522
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1204 E., 2025/890 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/123 E., 2023/366 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sonucunda, Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2 32... , 19, 13, 7, 8 ve 2 31... parsel sayılı sırasıyla 452.24, 1.766.28, 2.998.73, 4.690.08, 8.273. 09... ,79 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve sırasıyla; 1980 yılından beri ...'nun kullanımında, 1980 yılından beri ...'ın kullanımında, 1980 yılından beri ...'nun kullanımında, 1980 yılından beri ...'nun kullanımında, 2010 yılından beri ...'ın kullanımında, 1980 yılından beri ...'nun kullanımında olduğu şerhi yazılarak, bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Kadastro tespiti sonucunda, Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 76... , 1 66... , 4, 1 39... , 1 57... ve 2 parsel sayılı sırasıyla 613.85, 3.870.48, 5.289.96, 14.218.25, 247.51, 147. 19... .293,98 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle sırasıyla; ..., ..., ..., ..., ..., ...ve ... adına tespit ve tescil edilmiştir. 3. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; muris...'in sağ iken taşınmazlarının bir kısmını kızlardan mal kaçırmak için kadastro tespiti sırasında 4 oğlu ve 1 kızı adına yazdırdığını, müvekkiline murisinden herhangi bir taşınmazın intikal etmediğini ileri sürerek, muris muvazaasına dayalı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına miras payı oranında tescilini, taleplerinin kabul edilmemesi halinde tenkisini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalılar ... ve arkadaşları cevap dilekçesinde; kendi birikimleri ile yer edindiklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. 2. Davalı ... cevap dilekçesinde; kendi birikimleri ile dava konusu 2 32... ve 19 parselleri satın aldığını, 1 66... parselin babasının sağlığında kendisine bırakıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 3. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu 1 76... ve 2 32... parseli eşinin satın aldığını, 2 32... parselin Hazine'den satın alındığını, 2 32... parselin babasından miras kaldığını, 2 32... parseli kendi birikimleri ile aldıklarını, 1 57... parseldeki evi kendilerinin yaptıklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 4. Davalı ... ve arkadaşları cevap dilekçesinde; davanın haksız olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında değinildiği gibi, bir kimsenin; mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapu sicilinde kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamış olduğunun gerçekleşmiş bulunması halinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılarının, görünürdeki satış sözleşmesinin Türk Borçlar Kanunu'nun 19. (BK 18.) maddesine dayanarak muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinin de şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek, dava açabileceklerinin kabul edildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.06.2015 tarihli ve 2014/1-52 Esas, 2015/1524 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, tapulu taşınmaz mallarda mülkiyeti nakleden akitlerin resmi biçimde yapılması Medeni Kanun'nun 706, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 237 (BK 213) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddesi hükümleri gereği olduğu, ancak, gerek 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 32/B maddesinde gerekse 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 13/B maddesinde bu kanunların genelde bir tasfiye kanunu olmaları nedeniyle Medeni Kanun'un 706. ve Türk Borçlar Kanunu'nun 237. maddesinde mülkiyetin naklinde öngörülen buyurucu nitelikte hükümlere ayrık bir düzenleme getirildiği, kayıt sahibinin tapulama sırasında kadastro teknisyeni huzurunda taşınmazları sattığı beyanı ile zilyedi adına tespit ve tesciline muvafakatini bildirmesi mülkiyetin zilyet adına geçirilip onun üzerine tapulama tespiti yapılabilmesi için yeterli kabul edildiği, kadastro teknisyeni huzurunda verilen muvafakat bildirimi resmi memur önünde serbest irade ile belirtilen tescil isteme beyanı olarak görüldüğü, kural olarak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları konuları ile sınırlı, gerekçeleri ile aydınlatıcı ve sonuçları ile bağlayıcı olduğu, temliki tasarrufa konu yapılan taşınmazın murisin tapulu malı olması, gerçekte bağışlamak istediği bu malı ile ilgili olarak tapu memuru huzurunda, iradesini satış doğrultusunda açıklamasının icap ettiği, tapuda kayıtlı olmayan taşınmazlar, taşınır mal niteliğinde olup, zilyetlikten ibaret olan hakkın devri suretiyle yapılan elden bağışlama sözleşmelerinin hiçbir biçim koşuluna bağlı olmadığı, gizlenerek yapılan bağışlama niteliğindeki tasarrufun geçerli olduğu, mirasbırakan tarafından tapusuz taşınmazların zilyetliğinin devri suretiyle gerçekleştirirken geçerli işlemlere karşı 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararının uygulama yeri olmadığı, dava konusu taşınmazlardan 2 32... , 19, 13, 7 parsel ve 2 31... parsel sayılı taşınmazların kadastro sırasında muris adına tespit görmediği, tapuda muris tarafından devir olunmadıkları anlaşıldığından bu taşınmazlar açısından 1/2 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmadığı, diğer dava konusu taşınmazlar açısından ise de kadastro tespitinde senetsizden ve zilyetlik esas alınarak kadastro tespitleri yapılmış olup bu taşınmazlar açısından da taşınmazların muris tarafından devrini sağlayan bir sözleşme ilişkisinin bulunmadığı" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "Davalılardan ..., ...., ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden yapılan değerlendirme; tapu iptal ve tescil davaları, tapuda malik olarak görülen kimselere karşı açılması gereken davalar olup, tapuda malik olmayan kişilere karşı açılan davaların pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği, adı geçen davalılar tapuda malik olmayıp pasif dava ehliyeti bulunmadığı, davalı ... yönünden yapılan değerlendirme; dava konusu ..... Mahallesi 1 66... parsel sayılı taşınmazın miras bırakan ...'dan gelip paylaşılmadığını ileri sürmesine göre davacının miras hakkına dayalı olarak eldeki davayı açtığı ve muris ...'nun ölüm tarihi itibarıyla terekesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 7 01... . maddeleri gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğu, miras yoluyla gelen hakka dayanılarak genel mahkemelerde üçüncü kişiler aleyhine açılacak davalarda, tüm mirasçıların birlikte dava açmaları veya diğer mirasçıların muvafakatlerini almaları ya da miras şirketine temsilci tayin ettirmeleri gerektiği, bir mirasçının, özellikle acele hallerde miras şirketinin menfaatini korumak için mirasçılar adına, yalnız başına dava açması mümkün ise de, bu şekilde açılan bir davaya tüm mirasçıların katılımının sağlanmasının zorunlu olduğu, elbirliği mülkiyetinin söz konusu olduğu hallerde bir mirasçı, üçüncü kişiye karşı miras payına yönelik olarak tek başına dava açamayacağı gibi sonradan diğer mirasçıların muvafakatlarının alınması da hüküm ifade etmeyeceği, dava konusu taşınmazda tapuda malik olan ...'ün muris .... mirasçısı sıfatı bulunmayıp bir başka ifade ile murisin terekesine karşı 3. kişi durumunda olduğu, terekeye dahil bir taşınmaz için bir mirasçı diğer mirasçılar aleyhine tek başına miras payı oranında adına şerhin düzeltilmesi istemi ile dava açabilir ise de aynı taleple 3. kişiye karşı açılan davanın dinlenme olanağı bulunmadığı, davacının 1 50... parsel, 1 39... parsel, 1 76... parsel, 1 57... parsel, 1 66... parsel sayılı taşınmazlara yönelik davasına gelince, söz konusu parsellerin 2005 yılında tesis kadastrosu neticesinde, 1 50... parsel, 1 57... parsel sayılı taşınmazlar bakımından ... Kadastro Mahkemesinin 2005/104 Esas ve 2006/1006 Karar sayılı ilamı ile, diğer parsellerin ise tespit neticesinde tapuya tescil edildiği, 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesi hükmünde kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağının açıklandığı, bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu ve taraflarca öne sürülmese bile Mahkemece kendiliğinden değerlendirileceği, somut olayda dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 20 05... tarihlerinde kesinleştiği, davacıda miras hakkının olduğunu iddia ederek, kadastro tespitinden önceki bir nedene dayandığı dosya kapsamından anlaşıldığı, eldeki dava ise 03.07.2020 tarihinde açılmış olup, buna göre dava tarihi itibari ile kanunda öngörülen 10 yıllık sürenin dolduğu, dava konusu taşınmazlardan 2 31... , 2 32... , 8, 13 , 18... parsel sayılı taşınmazlara yönelik davaya gelince, kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın beyanlar hanesindeki şerhe yönelik davanın dinlenebilmesi için davanın, 6292 sayılı Kanun uyarınca taşınmazın satış işleminden önceki bir tarihte, Hazineye ve şerh sahiplerine yöneltilerek açılması gerektiği, taşınmazın Hazinenin mülkiyetinden çıkıp 3. şahıs adına tapuya tescil edildikten sonra, şerhe yönelik davanın dinlenme olanağı olmadığı, olayımızda taşınmazda mülkiyet hakkı sahibi Hazinenin dava tarihinden önce 20 14... tarihlerinde taşınmazları, 6292 sayılı Kanun hükümlerine istinaden davalılara sattığı, taşınmazın davalılar adına tescil edildiği, davacının kullanım iddiasından kaynaklanan şahsi hakkına dayanarak mülkiyet hakkı sahibi Hazineden satın alma nedeniyle kayden malik olan davalılara karşı tapu iptal ve tescil davası açmasının mümkün olmadığı, yeni malike karşı zilyetlik iddiasının ileri sürülemeyeceği gibi 6292 sayılı Kanun gereği satış işlemi nedeniyle tapu kaydı oluşturulduktan sonra tapu iptali ve tescil istemi ile açılan davanın dinlenme olanağının da bulunmadığı, Hazine ile davalı arasında yapılan satış işlemi idarece iptal edilmediği sürece işin esasına girilerek davalı adına oluşan tapu kaydının iptalinin istenemeyeceği, buna bağlı olarak terditli olarak tazminat talebinin de dinlenemeyeceği" gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden esası ile ilgili olarak; davalılardan ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı ... yönünden davanın usulden reddine, 1 50... , 1 39... , 1 76... , 1 57... ve 1 66... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine, 2 31... , 2 32... , 8, 13 , 18... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde: davalı ... hakkında açılan davada usulden ret kararı verilmiş ise de öncelikle terekeye temsilci atanması için süre verilip daha sonra işin esasına girilmesi gerektiğini, dava konusu 1 50... , 1 39... , 1 76... , 1 57... ve 1 66... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hak düşürücü süre nedeniyle usulden ret kararı verilmiş ise de tenkis taleplerinin değerlendirilmediğini, 2 31... , 2 32... , 8, 13, 18... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin verilen kararda, tapu iptali ve tescil taleplerinin dinlenemeyeceği için tazminat talebi de dinlenemez denilmiş ise de Yargıtay kararları doğrultusunda tenkis istenebileceğinin açık olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlarda muris muvazaası olup olmadığı ve muris payına yönelik tapu iptali ve tescil istenilip istenilemeyeceğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL davacı ... tarafından yatırılan peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.