Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5005 E. 2026/996 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5005
Karar No
2026/996
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/975 E., 2022/390 K.

İlk Derece Mahkemesi kararının davalı ... vekili, İlk Derece Mahkemesi ek kararının ise davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına, İlk Derece Mahkemesi ek kararının ise onanmasına karar verilmiştir. Davalı ... vekili ve davacı tarafından Dairemizce verilen kararların düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1942 yılında yapılan orman tahdidi, 1989 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde çalışmaları vardır. Arazi kadastrosu 1954 yılında yapılmış, dava konusu yer taşlık-çalılık olduğundan bahisle tapulama harici bırakılmıştır. 2. Davacı dava dilekçesinde; .. ili .. ilçesi .. Mahallesi çalışma alanında bulunan, sınırlarını bildirdiği yaklaşık 12.860 m² büyüklüğündeki tapulama harici taşınmazı yaklaşık 25 yıl önce taşlık ve kayalık vaziyetteyken imar ihya edip tarım arazisi haline getirdiğini belirterek, taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, ayrıca Hazine adına tescilini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.03.2016 tarihli ve 2013/391 Esas, 2016/196 Karar sayılı kararı ile "davanın, dava konusu edilen taşınmazın imar ihya edilerek zilyetlik nedeniyle tescili talepli olduğu, mahalli bilirkişilerin beyanları doğrultusunda dava konusu taşınmazın davacıya ait olduğu, dava tarihinden geriye doğru 25-30 yıl süre ile davacının taşınmazı malik sıfatı ile kullanıyor olduğu, taşınmazda imar ihya işleminin yine davacı tarafından dava tarihinden 25-30 yıl önce öküzlerle sürülerek tamamlanmış olduğu, bu yerin davacıya dedesi ..'den kalarak davacının babası zamanında imar ihya çalışmalarının yapılmaya başlandığı, tamamen temizleme işlemlerinin davacı tarafından tamamlanmış olduğu, keşif sonrası alınan ziraat mühendisi bilirkişisi raporuna göre taşınmazın fen bilirkişisi raporunda (A) hafi ile gösterilen kısmın tescil harici alan içerisinde kaldığı, (B) harfi ile gösterilen kısmın mera sınırları içinde kaldığı, orman mühendisi bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazın tamamının kesinleşmiş orman sınırları dışında kaldığı, evveliyatının orman olmadığı, 1942 yılında yapılan orman tahdidi işlemlerinde yine taşınmazın orman sınırları dışında kaldığı, imar planının kesinleştiği tarihe kadar da davacının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin tamamlanmış bulunduğu" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, fen bilirkişisi ...'in 26.06.2015 tarihli raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 10.528,235 m² lik taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline, aynı krokide (B) harfi ile gösterilen 2.302,15 m² lik yerin ise mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 13.05.2019 tarihli ve 2016/9158 Esas, 2019/3640 Karar sayılı ilamıyla "yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli bulunmadığı, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, arazinin ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren olduğu, imar - ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı, kullanıma ara verilip verilmediği, taşınmaz bölümlerinin mera niteliğinde olup olmadığı, hava fotoğrafı incelemesi yapılarak zilyetlik hususunun belirlenmesi ve ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dava konusu yerin (A+B) uydu görüntülerinden ve hava fotoğraflarından sınırlarının belirgin olduğu, (A) ve (B) harfleri arasında herhangi bir doğal ya da yapay sınır bulunmadığı, birlikte kullanıldığı ve (A+B) 2003 yılı öncesinden taşlarından ve çalılıklarından temizlenerek en az 20 yıldan beri emek ve sermaye sarf edilerek tarımsal faaliyette bulunulmaya başlandığı, imar ve ihya edildiği, dava konusu taşınmaz toprağının fiziksel kimyasal ve biyolojik özelliklerinin tarımsal üretim için uygun hale getirildiği, hali hazırda tarımsal üretimde kullanılan mutlak tarım arazisi sınıfına dönüştürüldüğü, tüm bunların mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi anlatımlarından ve keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarından anlaşıldığı ve buna göre eldeki davada 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddelerindeki koşulların da oluştuğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, fen bilirkişileri ... ile ...'in 26.12.2021 tarihli heyet raporunda (A+B) harfleri ile gösterilen hudutları itibarıyla .. ili .. ilçesi .. Mahallesi 4 12... no.lu parselin doğusunda; 4 12... no.lu parsel ile 4 13... no.lu parselin güneyinde; 4 50... no.lu parselin kuzeyinde; .. (.. Mahallesi) 4 16... , 2 ve 3 no.lu parsellerin batısında kalan ve halen tarım arazisi olan 12.830,41 m² yüzölçümlü taşınmazın .. Mahallesinde son parsel numarası ile davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kabul kararına karşı davalı ..., ek karara karşı ise davacı tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairemizin 17.02.2025 tarihli ve 2024/359 Esas, 2025/1177 Karar sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesi ek kararının onanmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının ise davalı Hazinenin sair temyiz itirazları reddedilip, "İlk Derece Mahkemesinin 30.03.2016 tarihli ve 2013/391 Esas, 2016/196 Karar sayılı önceki kararı ile bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 10.528,23 m² yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verildiği, İlk Derece Mahkemesinin bu kararının, davacı ... tarafından temyiz edilmeyip yalnızca davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiş olduğu, bu durumda taşınmazın (A) harfi ile gösterilen (10.528,23 m²) bölümü yönünden önceki hükmün, usuli kazanılmış hak ilkesi gereğince davacı ... yönünden kesinleşmiş olduğu, İlk Derece Mahkemesince, bu durum dikkate alınmaksızın, önceki hükmü temyiz eden davalı ... lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı ortadan kaldıracak şekilde, (A+B) harfi ile gösterilen toplam 12.830,41 m² yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR DÜZELTME Dairemizin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı ve davalı ... vekili karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır. Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanıma elverişli yerlerden olup olmadığı ve imar ihya ile zilyetlikle kazanım koşullarının davacı lehine oluşup oluşmadığı ve davacının temyiz harcını süresinde yatırıp yatırmadığına ilişkindir. 1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına, Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan davacının karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir. 2. Davalı ... vekilinin karar düzeltme istemine gelince; İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanıma elverişli yerlerden olduğu ve davacı lehine imar ihya ve zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de; bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmediği gibi kurulan hükümde davalılar lehine oluşan usuli müktesep hakka da riayet edilmemiştir. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesinin 30.03.2016 tarihli ve 2013/391 Esas, 2016/196 Karar sayılı önceki kararı ile bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 10.528,23 m² yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline, (B) harfi ile gösterilen 2.302,15 m²lik yerin ise mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin bu kararı, davacı ... tarafından temyiz edilmeyip yalnızca davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edildiğine göre, (B) ile gösterilen bölüm yönünden davalılar lehine usuli müktesep hak oluşmuştur. Bu doğrultuda, İlk Derece Mahkemesince (B) harfi ile gösterilen taşınmaz yönünden usuli müktesep hak gözetilerek davacı adına kabul kararı verilemeyeceği dikkate alınıp hüküm kurulması gerekirken, dava konusu taşınmazın (B) bölümü yönünden de kabul kararı verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Öte yandan; dava konusu taşınmazın (A) ile gösterilen bölümüne yönelik yapılan araştırma da hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Zira; imar ihya ve zilyetlik şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti açısından gerçeğin bir resmi olan hava fotoğraflarının, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi tarafından stereoskop aletiyle incelenerek değerlendirilmesi gerekirken, dosya arasında bulunan raporda, jeodezi ve fotogrametri uzmanınca dava konusu taşınmaz bölümünün 19 80... yıllarına ait hava fotoğrafları üzerinde gösterimi yapılmış, ancak taşınmazın bu fotoğraflardaki hukuki durumu hakkında değerlendirmede bulunulmamış, fotoğraflar üzerinde yer yer bulunan koyulukların ne olduğu açıklanmamış, böylelikle imar ihyanın oluşup oluşmadığı ve zilyetliğin bulunup bulunmadığı konusunda tereddüt oluşmuştur. Öte yandan, ziraat bilirkişiler, dava konusu taşınmaz bölümünün imar ihyasının 1980 yılı öncesinde başladığı yönünde tespitte bulunmuş, fakat davacının, dava dilekçesi ve yargılamanın çeşitli safhalarındaki iddiasının, dava tarihinden 25 yıl önce 1988 itibarıyla buraları taşlardan ve kayalardan temizlemeye başladığı yönünde olması karşısında, bilirkişilerin bu tespitinin doğruluğu konusunda da şüphe oluşmuş, yine aynı bilirkişilerce, dava konusu taşınmaz bölümüyle ilgili 1993 yılı itibarıyla imar ihyanın tamamlanmış olabileceği yönünde, tahmini ve soyut tespitlerde bulunulduğu anlaşılmış olup, raporların bu haliyle hükme esas alınması mümkün değildir. Bu şekilde, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için, dosya arasında bulunan 1980, 19 92... yıllarına ait hava fotoğrafları ile birlikte 1988-2000 yılları arasında başka hava fotoğrafları da varsa Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıkları, önceki bilirkişiler dışında 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulu ve jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı; yapılacak keşifte, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından (A) ile gösterilen bölümün geçmişte ne durumda bulunduğu, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, öncesinin ne olduğu, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; 3 kişilik uzman ziraat bilirkişi kurulundan (A) ile gösterilen bölümün niteliği, kullanım durumu, imar-ihya edilip edilmediği hususlarında önceki tarihli ziraat bilirkişi raporunu da irdeler şekilde tarımsal niteliğini bildirir, taşınmaz bölümünü komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde, toprak yapısını, eğimini, bitki desenini ve zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetlik var ise zilyetliğin şeklini ve süresini bildiren, taşınmaz bölümünün değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalı; belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları üzerinde jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine inceleme yaptırılarak, (A) ile gösterilen bölümün önceki ve şimdiki niteliği, arazinin ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren olduğu, imar-ihyanın ne zaman başladığı, tamamlanıp tamamlanmadığı, kullanıma ara verilip verilmediğinin belirlenmesi istenilmeli; bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Ne var ki; usuli müktesep hak dışındaki hususların, Dairemizin 17.02.2025 tarihli ve 2024/359 Esas, 2025/1177 Karar sayılı ilamında maddi hataya dayalı olarak göz ardı edildiği anlaşılmakla, anılan kararın bozma gerekçesi değiştirilerek yukarıda belirtilen gerekçelerle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. VII. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davacının karar düzeltme isteminin REDDİNE, Davalı ... vekilinin karar düzeltme talebinin yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile Dairemizin 17.02.2025 tarihli ve 2024/359 Esas, 2025/1177 Karar sayılı bozma ilâmının KALDIRILMASINA, anılan bozma ilâmının gerekçesinin değiştirilerek, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun'un (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca yukarıda belirtilen gerekçelerle İlk Derece Mahkemesi hükmünün BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 442. maddesi uyarınca takdiren 4.170,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyen davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,

1.283,10 TL ret harcın peşin harçtan mahsubu ile kalan 243,10 TL'nin karar düzeltme isteyen davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/5005, K. 2026/996, T. 17.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-5005-e-2026-996-k-cd791c58d836