Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4827 E. 2025/7721 K. – Tescil
Konu: Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4827
- Karar No
- 2025/7721
- Karar Tarihi
- Konu
- Tescil
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/361 E., 2023/326 K.
Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 27.01.2021 tarihli ve 2020/10509 Esas, 2021/340 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş ve davalı Hazine vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 2021/13160 Esas ve 2021/10883 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince ikinci kez bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kahramanmaraş ili ... İlçesi ... Mahallesinde 3083 Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanunu'na göre yapılan Arazi Toplulaştırma çalışmaları sırasında, dava konusu taşınmazın bulunduğu tescil harici alan tapuda tescilsiz yerlerden iken, malik sütunu davalı olarak bırakılarak 931 parsel numarası ile 10.04.2019 tarihinde tapuya tescil edildiği ve aynı çalışmada 931 parselde yapılan kesinti sonucu ... Mahallesi 4 56... parsele gittiği ve 5.964,36 m² yüzölçümü ve tarla vasfıyla malik sütunu davalı bırakılarak 29.04.2019 tarihinde tapuya tescil edilmiştir. Temyize konu taşınmazın bulunduğu ... Mahallesinde 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre orman kadastro çalışması yapılmış, bu çalışma 29.03.2003 tarihinde ilan edilerek kesinlemiştir. Davacı dava dilekçesinde özetle; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme koşullarının lehine oluştuğunu ileri sürerek, 6.040 m²lik tescil harici alanın adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Hazine karşı tescil talebinde bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişisi rapor ve krokisinde (A) harfiyle gösterilen kırmızı kalemle taralı toplam 6.040,38 m²lik yerde orman bilirkişisi raporunda (A2) harfiyle gösterilen 5.087,47 m²lik kısmın davacı adına adına tapuya tesciline, davalı Hazinenin tescil talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2013/3577 Esas ve 2013/7888 Karar sayılı ilamıyla; "Yörede kesinleşen orman kadastrosunun varlığı belirtilmişse de kesinleşen orman kadastrosuna ait tutanakların dosyaya getirtilmediği, bölgede hangi yıl tapulama çalışmaları yapıldığı ve dava konusu yerin neden tapulama harici bırakıldığının sorulmadığı, komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve dayanakları getirtilerek bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdiklerinin araştırılmadığı, orjinal kadastro paftası örneğinin getirtilmediği ve bilirkişilerce dava konusu yerleri ve komşu taşınmazları gösterir biçimde aplike edilmediğinden hükme esas alınan orman bilirkişi raporu denetlenemediği gibi taşınmazın içinde bulunduğu geniş pafta örneği dosyaya getirtilmediğini, orman bilirkişi raporunda keşifte uygulandığı belirtilen memleket haritalarına dayanak teşkil eden hava fotoğraflarının incelenmediği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/4. maddesi uyarınca yapılması gereken ilânların yapılmadığı, aynı zamanda dosya içinde bulunan yerel bilirkişi beyanları ve ziraat bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın 20-25 yılı aşkın süredir ev ve bahçe olarak kullanıldığının belirtilmesi karşısında 06.12.2012 havale tarihli orman bilirkişi raporunda taşınmazın 2010 yılı uydu fotoğraflarında üzerinde herhangi bir tarımsal faaliyet olmayan yeni kullanılmaya başlanılan yer olduğu belirtilmesi raporlar arasında çelişki oluşmasına neden olduğu ve taşınmazda imar ve ihya ile zilyetlik koşullarının tam olarak oluşup oluşmadığı noktasında tereddüt oluştuğu, 4721 sayılı Kanun'un 713/3. maddesi uyarınca tescil davası ilgili kamu tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerekirken, davacı tarafça bu hususun gözardı edildiği, İlk Derece Mahkemesincede dava konusu taşınmazın bulunduğu ..... Belediye Başkanlığı davaya dahil edilmek suretiyle taraf teşkilinin sağlanmadığı, davalı Hazine vekilinin cevap dilekçesinde belirttiği aynı yere ilişkin ....Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/149 Esas sayılı dosyasında görevsizlik kararı verildiği belirtilmesine rağmen adı geçen dosya ile ilgili Asliye Hukuk Mahkemesinde halen derdest olan başkaca bir dava bulunup bulunmadığının araştırılmadığı" gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişinin 25.02.2015 tarihli krokili raporunda (A1) harfiyle gösterilen ve kırmızı kalemle taralı 50.874,706 m²lik kısmın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 27.01.2021 tarihli ve 2020/10509 Esas, 2021/340 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş ve davalı Hazine vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur. Dairemizin 2021/13160 Esas ve 2021/10883 Karar sayılı ilamı ile "karar tarihinden önce yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca Büyükşehir Belediyelerinin sınırları, tüm ilin mülki sınırları haline gelmiş olup, Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisindeki belde ve köylerin tüzel kişilikleri kaldırılarak bağlı bulundukları ilçe belediyesine katılmış olup, anılan kanun hükümleri uyarınca eldeki davada Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanlığının da taraf olması gerekirken, bu husus gözden kaçırılmış ve yöntemince taraf teşkili sağlanmaksızın hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Ayrıca, dava tarihinden 20 yıl önceki hava fotoğraflarına göre taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin mevcut olup olmadığının ve mevcut ise niteliğinin belirlenmesi amacıyla jeodezi ve harita mühendisi bilirkişiden usulüne uygun rapor alınmamış ve ziraatçi bilirkişinin, taşınmaz üzerindeki tarımsal faaliyetin 2000 yılından sonra başladığı yönündeki raporuna itibar edilmemesinin nedeni makul gerekçelerle açıklanmaksızın, soyut nitelikte mahalli bilirkişi beyanlarına dayanılarak hüküm kurulmuştur. Hal böyle olunca; yöreye ait en eski tarihli ve dava tarihinden veya nizalı taşınmaz imar planı içinde bulunan yerlerden ise imar planının dava tarihinden önce kesinleşme olması halinde imar planının kesinleştiği tarihten 20 yıl önceki memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, bir orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, yöntemine uygun olarak orman ve zilyetlik hususunda inceleme yaptırılmalı, dava konusu taşınmaz 1962 yılında yapılan tapulama çalışmalarında taşlık niteliğinde tescil harici bırakıldığından, bu nitelikteki taşınmazın ancak imar-ihya edilmek suretiyle ve imar ihya çalışmaları tamamlandıktan sonra 20 yıllık malik sıfatıyla ekonomik amacına uygun tarım arazisi vasfıyla kullanılması halinde kazanılabileceği gözetilerek, taşınmazın imar planı kapsamında bulunması halinde imar planının onaylandığı tarihe, imar planı kapsamında kalmadığının anlaşılması halinde ise dava tarihine kadar, imar-ihyaya ilişkin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinde yazılı olumlu ve olumsuz koşulların davacı yararına oluşup oluşmadığı kesin olarak belirlenmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir." gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "dava konusu taşınmazın mera olmadığı, Devlet eliyle sulanan yerlerden olmadığı, bir kısmının kuru tarım arazisi olduğu, bir kısmının orman olduğu, imar planı dışında yerlerden olduğu, davacının senetsizden başka kazanımının olmadığı, 1962 yılında yapılan kadastro çalışması ile tescil harici bırakılan yerlerden olduğu, daha sonra yargılama devam ederken toplulaştırma çalışması ile malik sütunu davalı olarak bırakılıp parsel numarası alarak tapuya tescil edildiği, bilirkişi raporlarına ve hava fotoğraflarına göre dava konusu taşınmazın fen bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen kısmının tüm hava fotoğraflarında maki niteliğinde çalı ve ağaççıkların bulunduğu, bozuk orman alanları içerisinde yer aldığı, orman arazisi olduğu, davacının son celsede bu kısma ait vazgeçme beyanı olduğu, dava konusu taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen kısmına ilişkin yapılan değerlendirmede ise hava fotoğraflarına ve bilirkişi raporlarına göre 1999 tarihli hava fotoğraflarında üzerinde sınırları belirgin şekilde tarım arazisi olarak kullanılmaya başlandığı, imar ihyanın 2000'li yılların başında tamamlandığı, üzerindeki ağaçların yaşları da dikkate alındığında imar ihyanın 2000'li yılların başında tamamlandığı tespit edilmekle dava açılış tarihi olan 2012 yılına kadar kazandırıcı zamanaşımı olan 20 senenin tamamlanmadığı, davacının kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla zilyetlikle iktisap şartlarının oluşmadığı" gerekçesiyle, davanın reddine Kahramanmaraş ili ... ilçesi ... Mahallesi 4 56... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi...'ın 11.04.2023 tarihli fen bilirkişi raporu ve ekli krokisinde (A) harfiyle gösterilen dava konusu kısmına ilişkin davasının reddine, taşınmazın malik sütunundaki davalı şerhinin kaldırılarak Hazine adına tarla vasfıyla tapuya tesciline, (B) harfiyle gösterilen taşınmazın malik sütunundaki davalı şerhinin kaldırılarak Hazine adına orman vasfıyla tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.