Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4520 E. 2025/5341 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4520
- Karar No
- 2025/5341
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2024/99 E., 2025/198 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu 118 parsel (yeni 2436) sayılı taşınmazın 19/24 payının davacıların mirasbırakanı, 5/24 payının ise ... oğlu ... mirasçıları adına tapuda kayıtlı olduğunu, taşınmazın tamamına önce murisleri sonra davacılar tarafından zilyet olunduğunu, 5/24 pay malikinin 1928 yılında öldüğünü, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan kişi olduğunu ileri sürerek tapu payının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili ile davalı ... Belediyesi vekili; davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 03.06.2010 tarihli ve 2010/ 73... /179 Karar sayılı kararı ile; 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 03.06.2010 tarihli kararının süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince "...hükmün tespit öncesi nedenlere ve tespit sonrası malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması nedenine ilişkin bölümün onanmasına, davacının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/2 hükmünde düzenlenen "ölüm" nedeniyle tescil isteği yönünden, tapu pay maliklerinin saptanması için öncelikle ... oğlu ...’in mirasçılık belgesinin dosya arasına alınması, daha sonra tapu pay maliklerinin ... oğlu ...’in mirasçıları olduğundan hareketle; bu kişilerin ölüm tarihlerine göre, dava tarihi itibarıyla davacılar lehine kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı üzerinde durulmasına, iptale konu pay maliklerinin ya da mirasçılarının davada taraf durumunu almamış olması, davayla ilgisi bulunmayan ... Belediye Başkanlığının ise davalı olarak gösterilmesinin doğru görülmediğine" değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak "... oğlu ...'in kim olduğu, yaşıyor olup olmadığı, ölmüş ise mirasçılarının kim olduğunun tespit edilemediği, bu itibarla davada husumetin ... oğlu ... mirasçılarına yöneltilemediği, Hazinenin son mirasçı olarak davada taraf olmasının gerektiği, davacılar lehine kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluştuğu gerekçeleri ile Maliye Hazinesine karşı açılan davanın kabulüne, ... aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine" karar verilmiş, hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine anılan karar Yargıtay 8. Hukuk Dairesince "…Dairemizin bozma ilamında da işaret edildiği üzere; iptali istenen paya ilişkin tapu kaydında malik olarak görünen ... oğlu ... mirasçılarının kimler olduğu konusunda davacıya araştırma yapması ve kayıt malikleri varsa mirasçılarının kesin bir biçimde saptanabilmesi bakımından; anılan kayıt maliklerinin hasımlı olarak (Hazineye karşı açılmış bir dava ile) açtıkları dava sonucu alınmış veraset ilâmını dosyaya sunmaları için davacı tarafa süre ve imkan tanınması (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 165/2 hükmü) buna göre belirlenecek yöntem ile taraf teşkili sağlanarak davanın yürütülmesi, mirasçısı yoksa 4721 sayılı Kanun'un 501. maddesi gereğince son mirasçının Hazine olduğu gözetilerek davaya devam edilmesi ve bozma ilâmında belirtilen diğer hususlar birlikte değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak "maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan sebebine dayanılarak açılan davanın Hazine yönünden reddine, davalı ... yönünden ise husumet yokluğundan reddine" karar verilmiş, hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 04.07.2023 tarihli ve 2023/2896 Esas, 3635 Karar sayılı kararı ile; "4721 sayılı Kanun'un 713/2 hükmünde belirtilen 'ölüm' nedenine dayalı olarak araştırma ve inceleme yapılarak hüküm tesis edilmesi gerekirken, bozma ilâmlarına aykırı şekilde 4721 sayılı Kanun'un 713/2 hükmü kapsamında 'bilinmeme' nedenine dayalı olarak davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile; "kayıt malikinin ölüm tarihi ve mirasçılarının belirlenemediği, bozma ilâmı sonrası dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarından malikin ölü olup olmadığının tespit edilemediği, ölüm hususunun tespit edilememiş olmasının davacılar yönünden mülkiyet hakkını kazandırmayacağı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde: 1. Davanın 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi uyarınca açıldığını, taşınmazın olağanüstü zamanaşımı ile kazanılmasının mümkün olduğunu, taşınmaz malikinin kim olduğunun tapudan anlaşılamadığını, taşınmazın tamamının davacılar murisi tarafından malik sıfatıyla zilyet olarak kullanıldığını, onun ölümü sonrasında ise davacıların aralıksız olarak kullanmaya devam ettiğini, 2. ... oğlu ...’in 1928 yılında öldüğü, bu kişinin ve mirasçılarının tespit edilemediği hususlarının 21.10.1958 tarihli kadastro tutanağı ile de sabit olduğunu, bu nedenle Mahkemenin malikin ölü olup olmadığı ve ölüm tarihinin tespit edilemediğine yönelik kabulüne itiraz ettiklerini, eksik inceleme ve araştırma yapıldığını, dosyadaki delillere aykırılık oluşturduğunu belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; kadastro tespiti öncesi nedenlere ve tespit sonrası 4721 sayılı Kanun'un 713/2 hükmü uyarınca “bilinmeme” ve “ölüm” nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemlerine ilişkindir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Onama harcı tam yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.