Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/359 E. 2026/2909 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/359
- Karar No
- 2026/2909
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 1983/26 E., 2003/10 K.
İlk Derece Mahkemesince verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı ... dava dilekçesinde; 217, 328, 327, 354, 267, 266, 262, 218, 233, 322, 3 26... parsellerin kendisine irsen intikal ettiğini, kendisinin taşınmazlarda malik sıfatı ile zilyet olduğunu, taşınmazlara ait vergi kaydı bulunmasına rağmen taşınmazların tapulama çalışmalarında Hazine adına tespit edildiğini belirterek, dava konusu taşınmazların adına tapuya tescilini talep etmiştir. 2. Müdahale talebinde bulunan ... dilekçesinde; dava dosyasında kardeşleri ile birlikte hakları olduğunu belirterek, davaya müdahil olmayı talep etmiştir. 3. Müdahale talebinde bulunan ... müdahale dilekçesinde; dava dosyasında annesi ve kardeşleri ile birlikte hakları olduğunu belirterek, davaya müdahil olmayı talep etmiştir. 4. Müdahale talebinde bulunan ...dilekçesinde; dava dosyasında annesi ve kardeşleri ile birlikte hakları olduğunu belirterek, davaya müdahil olmayı talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine cevap dilekçesi vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ve müdahil davacıların davasının kısmen kabul ve kısmen reddine, 218 parselin tapulama tespit tutanağının iptaliyle 218 numaralı parsel adı altında tapu kaydında görülen 6.250 m² yüzölçümüyle mera olarak sınırlandırılmasına, 262 parselin kadastro tespit tutanağının iptali ile 15.000 m² yüzölçümü ve çayır vasfıyla tamamı 28 pay kabul edilerek, ... mirasçıları adına payları oranında ayrı ayrı tesciline, 322 parselin kadastro tespit tutanağının iptali ile 58.000 m² yüzölçümü ve çayır vasfıyla tamamı 28 pay kabul edilerek, ... mirasçıları adına payları oranında ayrı ayrı tesciline, 233 parselin kadastro tespit tutanağının iptali ile tapu kaydında görüldüğü üzere 16.500 m² yüzölçümü ve tarla vasfıyla tamamı 16 pay kabul edilerek, ... mirasçıları adına payları oranında ayrı ayrı kayıt ve tesciline, 234 parselin kadastro tespit tutanağının iptali ile tapu kaydında görüldüğü üzere 12.250 m² yüzölçümü ve tarla vasfıyla tamamı 5 pay kabul edilerek, ... mirasçıları adına payları oranında ayrı ayrı tesciline, 266 parselin kadastro tespit tutanağının iptali ile kadastro tespit tutanağında görüldüğü üzere 15.200 m² yüzölçümü ve tarla vasfıyla tamamı 28 pay kabul edilerek, ... mirasçıları adına payları oranında ayrı ayrı tesciline, 267 parselin kadastro tespit tutanağının iptali ile tapu kaydında görüldüğü üzere 15.000 m² yüzölçümü ve tarla vasfıyla tamamı 28 pay kabul edilerek, ... mirasçıları adına payları oranında ayrı ayrı tesciline, 326 parselin kadastro tespit tutanağının iptali ile kadastro tespit tutanağında görüldüğü üzere 14.000m² yüzölçümü ve tarla vasfıyla tamamı 14.112 pay kabul edilerek, ... mirasçıları adına payları oranında ayrı ayrı tesciline, 354 parselin kadastro tespit tutanağının iptali ile kadastro tespit tutanağında görüldüğü üzere 10.800 m² yüzölçümü ve tarla vasfıyla tamamı 28 pay kabul edilerek, ... ... mirasçıları adına payları oranında ayrı ayrı tesciline karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince davacı adına tespit edilen parseller hakkında 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde aranan iktisap koşullarının oluşup, oluşmadığının gereği gibi araştırılmadığını, davacıların aynı çalışma alanı içerisinde başkaca senetsizden mal edinip, edinmedikleri hususu üzerinde durulmadığını, dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede 4753 sayılı Kanuna göre toprak tevzi çalışmaları yapıldığı, tevzi tarafından davacıya dağıtım suretiyle yer verilip, verilmediğinin incelenmediğini, ayrıca bu mahallede mevcut tevzi tarafından oluşturulan tapu kayıtları var olduğu halde celp ve inceleme yapılmadığını, davacıya toprak tevzi tarafından arazi verilmiş ise kanunda belirtilen koşullara göre kullanıp, kullanmadığının araştırılması ve bu yolda hüküm kurulması gerekeceğini, yapılan incelemenin yeterli olmadığını, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde toprak tevzi çalışmalarının mevcudiyeti halinde davaların 1757 sayılı Kanuna göre Toprak Mahkemesi sıfatıyla sonuçlanması gerekeceğini, İlk Derece Mahkemesince dava konusu parselin mera olarak sınırlandırılmasına karar verildiğini bu hususun 3402 sayılı Kanun'un 16. maddesindeki kamu malları nitelik ve özelliklerine tabi olmadığını, mera vasfında aranan niteliklerin olmadığını, dava konusu taşınmaz hakkında bulunduğu köy muhtarlığının mera iddiasının mevcut olmadığını, parselin mera olarak kullanılma olanağının olmadığını, mera olarak sınırlandırılması durumunda Hazinenin kullanım, tasarruf ve mülkiyet hakkı kalmayacağının, taşınmazın mera ile ilişkisi olmadığını, taşınmazın mera olarak sınırlandırılması yerine Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. 1. Dava konusu 218 parsele sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine temsilcisinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Dava konusu 233, 234, 262, 266, 267, 322, 3 26... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, hava fotoğrafları celp edilmeden, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının imar-ihyanın ne zaman başlayıp hangi tarihte tamamlandığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgileri alınmadan, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Öncelikle, dava konusu taşınmaz bölümlerine ait en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazların bulunduğu köyü/Mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosyanın arasına konulmalı, dava konusu taşınmazlara komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanakları ile oluşmuş ise tapu kayıtları ve ayrıca taşınmaz bölümlerinin bulunduğu bölgede toprak tevzi çalışması yapılıp yapılmadığı belirlenerek, yapılmış ise buna ilişkin kayıt, belge ve haritaların ilgili yerlerden celbedilmeli, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile fen bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi ve 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, yapılacak bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konu taşınmaz bölümlerinin önceki ve mevcut niteliğinin ne olduğu, üzerlerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığı, varsa kimden kime ve nasıl geçtiği, zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğü, taşınmazların evveliyatı itibarıyla imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığı ve böyle yerlerden ise imar-ihyanın ne zaman başlayıp hangi tarihte tamamlandığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine hava ve uydu fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılarak, temin edilebilen en eski tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları da değerlendirilmek suretiyle, dava konusu taşınmaz bölümlerinin önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu, arazinin ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığını, kullanımın hangi tarihten itibaren olduğunu, kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığını, imar-ihyaları tamamlanmış ise hangi tarihte tamamlandığını ve üzerlerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü belirtir şekilde rapor alınması ve dava konusu taşınmazların konumunu hava fotoğrafları üzerinde göstermesi istenmeli; ziraatçi bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmaz bölümlerinin önceki ve mevcut niteliğinin ne olduğunu, tarımsal faaliyete konu edilip edilmediğini, kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığını, evveliyatı itibarıyla imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığını, böyle yerlerden ise imar-ihya işlemlerinin hangi tarihte tamamlandığını, üzerlerindeki zilyetliğin hangi tarihte başladığını, hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü, zirai faaliyete konu olup olmadığını, taşınmazın geri kalan bölümüyle aralarında nitelik farkı bulunup bulunmadığını komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde dava konusu taşınmazların toprak yapısını, eğimini ve bitki örtüsünü açıklayan, taşınmazların her yönünden tüm özelliklerini gösterir şekilde çekilmiş ve üzerinde taşınmazların sınırlarının kabaca işaretlendiği fotoğraflarının eklendiği, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli raporu alınmalı; fen bilirkişisine, taşınmaz bölümlerinin bulunduğu yeri kadastro paftasındaki ve bölgede Toprak Tevzii Komisyonu tarafından tevzi çalışması yapılmış ise bu çalışmalar neticesinde oluşturulan tevzi haritasındaki konumunu gösteren, tevzi çalışmalarındaki durumunu açıklayan, keşfi takibe ve denetlemeye elverişli ayrıntılı rapor ve krokinin düzenlettirilmeli ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilip bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra sonucuna göre karar verilmelidir. Kabule göre ise; tespitin iptali yerine tutanakların iptaline karar verilmesinin isabetsiz olmuştur. İlk Derece Mahkemesince, yukarıda detaylı şekilde açıklanan çerçevede araştırma ve inceleme yapılıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. V. KARAR: Yukarıda açıklanan sebeplerle; (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davalı Hazine temsilcisinin 218 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle; 233, 234, 262, 266, 267, 322, 3 26... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.