Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/14321 E. 2026/9978 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/14321
- Karar No
- 2026/9978
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/590 Esas, 2024/265 Karar KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 642 parsel (yenileme sonuccu ... Mahallesi 1 62... parsel) sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı idarece belirlenen bedelin düşük olduğunu belirterek gerçek değerinin tespitini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 16.06.2016 tarihli ve 2015/952 Esas, 2016/1132 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin 16.06.2016 tarihli ve 2015/952 Esas, 2016/1132 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare ile davalılar ... vd. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda (dava konusu taşınmaza yakın mesafede olan 109 parsel sayılı taşınmaza ... Belediyesi ile Hazine arasında düzenlenen protokol ile 2013 tarihi itibarıyla 90,00 TL/m² değer biçildiğinden, konumu gereği dava konusu taşınmazın daha değerli olduğu belirtilerek 2013 yılı itibarıyla metrekare birim bedeli 110,00 TL kabul edilip, tespit edilen zemin bedeli 2016 yılına endekslenmek suretiyle) yukarıda belirtilen yönteme uyulmadan soyut ifadelerle değer biçildiğinden, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, dava konusu taşınmaz üzerindeki yapılara Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yayımlanan ve değerlendirme tarihi olan 2015 yılına ait Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkındaki Tebliğe göre yapı sınıfları, bu yapı sınıflarına uygun birim fiyatları ve yaşları belirlenip buna göre yıpranma payı düşülerek değer biçilmesi gerektiği gözetilmeden, idarece düzenlenen 03.03.2013 tarihli kıymet takdir raporunda yapı ve ağaçlar için belirlenen bedel kamulaştırma bedeline aynen eklenmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması, tespit edilen bedele 04.03.2016 tarihinden karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken, faiz başlangıç tarihinin hatalı gösterilmesi ve faiz bitiş tarihinin gösterilmemesi, tapu kaydındaki hacizlerin hükmedilen bedele yansıtılmaması hatalı olduğundan kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 09.12.2021 tarihli ve 2019/106 Esas, 2021/674 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin 09.12.2021 tarihli ve 2019/106 Esas, 2021/674 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; bilirkişi kurulunca emsal alınan taşınmazların satışına ilişkin akit tablosu Tapu Müdürlüğünden, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların 2015 yılında Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan m² değerleri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Müdürlüğünden getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunda somut emsal kabul edilen taşınmazın ise bilirkişilerce değerlendirmeye esas alınan satış tarihi itibarıyla fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parselleri mi yoksa imar planına dahil olmakla birlikte, olduğu gibi bırakılan kadastro parselleri mi oldukları ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorularak, alınacak cevaplara göre bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, emsal kabul edilen ... Mahallesi, 735 parsel ile 826 parsel sayılı ev vasıflı taşınmaz ile 846 parsel sayılı dükkan vasıflı taşınmazlar, üzerinde bulunan yapılar ile birlikte satıldığı halde, yapı bedeli satış bedelinden mahsup edilmeden ve emsal satış bedellerinin aritmetik ortalaması alınmak suretiyle değer biçilmek suretiyle düzenlenen bilirkişi raporuna göre hüküm kurulamayacağının düşünülmemesi ve kabule göre de tespit edilen kamulaştırma bedeline 04.03.2016 tarihinden ilk karar tarihi olan 16.06.2016 tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken, hükümde faiz bitiş tarihinin gösterilmemesi, davacı idarece fazla depo edilen 2.743,61 TL kamulaştırma bedeli, davalılar tarafından bankadan çekilmişse çekildiği tarihe kadar varsa işlemiş mevduat faizi ile davalıdan alınarak davacıya iadesine, çekilmemişse varsa işlemiş nemalarıyla davacıya iadesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yasal faizi ile iadesi yönünde hükmü kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, dava konusu taşınmaz ile emsalin kıyaslamasının yeterince yapılmadığını, müvekkili idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; tespit edilen kamulaştırma bedelinin düşük olduğunu, uzun süren yargılama sonunda dava tarihi itibarıyla belirlenen bedele hükmedilmesinin mülkiyet hakkının ihlaline sebebiyet verdiğini, davalılar lehine tek vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, faizin türü ve miktarının hatalı olduğunu, paranın çekildiği tarihe kadar faiz işletilmesi gerektiğini, bedel düşük olduğu hâlde, kamulaştırma bedelinin iadesine hükmedilmesinin yerinde olmadığını ileri sürmüştür.
3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; belirlenen bedelin düşük olduğunu, bilirkişi raporlarının usul ve esasa aykırı olduğunu, davalılar lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, emsalin uygun olmadığını, dava tarihinden faiz işletilmesi gerektiğini, kamulaştırma bedelinin iadesine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2.Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakta olup davacı idare vekilinin tüm, davalılar vekillerinin aşağıdaki husus dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
4. Kamulaştırma bedeline, Anayasa’nın 46/son maddesi gereğince dava tarihinden karar tarihine kadar kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.
Ne var ki; bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı idare vekilinin tüm, davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının; (3) numaralı bendindeki “04/03/2016” tarihi hükümden çıkartılarak yerine “dava tarihi olan 03.11.2015” ibaresinin yazılması ve aynı bentte yer alan “yasal faiz” ibaresi hükümden çıkartılarak yerine “Anayasa’nın 46/son maddesi gereğince kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalılardan peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine,
21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.