Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2929 E. 2026/4729 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2929
Karar No
2026/4729
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/859 E., 2025/460 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/19 E., 2023/110 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kocaeli ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sonucunda, 71 74... ve 19 parsel sayılı sırasıyla 810,14 m² ve 372,00 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, "iki katlı betonarme ev ve bahçesi" ve "tarla" vasfıyla davalı adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Kocaeli ili ... ilçesi ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, 71 74... ve 19 parsel sayılı taşınmazların davalı adına tescil edildiğini, ancak taşınmazın 3402 sayılı Kanunu'nun 18. maddesi gereğince Hazine adına tescil edilmesi gerektiğini, zilyetlikle kazanılacak taşınmazlardan olmadığını, zilyetlikle iktisap şartlarının oluşmadığını, yapılan tespitin hatalı olduğunu ileri sürerek, taşınmazların tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların, Kocaeli ili ... ilçesi ... köyü (Mahallesi) ile ... köyü arasında tescil harici bırakılan tampon bölgede kaldığını, tescil harici kalan bu alanda 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. ve 22/2-a maddeleri uyarınca yeni bir tapulama çalışması yapıldığını ve taşınmazların zilyetleri adına tescil edildiğini, dava konusu taşınmazların davacının babasından intikal ve taksim neticesinde müvekkiline kaldığını ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliğinin devam ettiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dava konusu taşınmazların 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre kamu malı, mera, yaylak ve kışlak alanları ile umuma ait çayır ve otlak alanlar kapsamında değerlendirilecek taşınmazlardan olmadığı, orman kadastrosu çalışmaları sırasında orman sınırları dışında kaldığı, hava fotoğrafları, memleket haritaları, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, taşınmazların tarla vasfıyla kullanıldığı ve üzerindeki zirai faaliyetin 60 yıldır devam ettiği, davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle iktisap koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporlarından taşınmazlarda tarımsal faaliyetin bulunduğu, hava fotoğraflarında taşınmazların kullanımın net olarak göründüğü, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden imar-ihyanın tamamlandığı, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı ve adına tescil kararı verilenler yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının oluştuğu ve davalı lehine takdir edilen vekalet ücretlerinde isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek taşınmazlardan olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazların imar durumunun belirtildiği kısımda taşınmazların 1/25000 ölçekli nazım imar planlarında mutlak tarım alanlarında kaldığını, raporun sonuç bölümünün 7. maddesinde ise, ... Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 14.12.2017 tarih ve 754 sayılı kararı ile onaylı 1/25000 ölçekli nazım imar planı kapsamında kaldığının belirtildiğini, bu kapsamda dava konusu taşınmaz tespit işleminin yapıldığı 2021 yılı itibariyle 3402 sayılı Kanunu'nun 17/2. fıkrası gereğince ihya ile iktisabının mümkün olmadığını, 3402 sayılı Kanunu'nun 18. maddesinde yer alan "…tescile tabi bulunan taşınmaz mallar ile tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerler Hazine adına tespit olunur." hükmü uyarınca Hazine adına tapuya tescilinin yapılması gerektiğini, yine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi kapsamında zilyetlik ile iktisap süresi ve şartlarının oluşmadığını, taşınmaza ait hava fotoğraflarında bir kısmının açıklık ve orman bir kısmının ise, imar yolu olarak görünmesine rağmen bilirkişi raporunda taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olduklarının belirtilmesinin çelişkili ve gerçeği uygun olmadığını, ayrıca taşınmaz değerleri üzerinden davalılar lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin Kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığı ve davalı lehine zilyetlik ile iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2929, K. 2026/4729, T. 30.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-2929-e-2026-4729-k-588632d2cbb2