Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2344 E. 2025/6407 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2344
Karar No
2025/6407
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1287 E., 2023/1015 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/274 E., 2021/398 K.

Taraflar arasındaki zilyetliğin ve muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava konusu taşınmazların bulunduğu, Antalya iİi Kepez ilçesi ... köyünde (Mahallesi) 1946 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu uyarınca yapılan orman tahdidi, 1952 yılında yapılan maki tefrik çalışması, 1970 yılında 766 sayılı Tapulama Kanun'u uyarınca yapılan arazi kadastrosu, 1980 yılında yapılan 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1744 sayılı 6831 Sayılı Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanun'a 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun ile değişik 2. madde çalışması ile aplikasyon çalışması, 1990 yılında yapılan 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı 31.08.1956 Tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değişik 2. madde çalışması, 1993 yılında 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun Uyarınca Yapılan Kullanım Kadastrosu Çalışması, 2009 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4. maddesi uyarınca yapılan güncelleme çalışması ile 2011 yılında yapılan 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a madde çalışması bulunmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dedesi ...'dan 18.12.1992 tarihli zilyet devir senedine göre ... Köyü ... mevkiindeki doğusu ... Mahalle yolu, batısı ... tarlası, güneyi ... Antalya yolu, kuzeyi ... tarlası ile çevrili 3.000 m²lik kısmını bağış yoluyla devir ve teslim aldığını, o zamandan beri kendi tasarrufunda olduğunu, işbu taşınmazın kadastro kayıtlarına göre ... köyü 282 72... , 7 ve 8 nolu parseller içinde kaldığını, taşınmaz üzerinde üç adet bina ve sera inşaa ettiğini, tapulama zabıtları ve yenileme kadastro tutanaklarında kullanıcı olarak dede ... oğlu ...'ın adının kayıtlı olduğunu, bugüne kadar ecrimisil bedellerini ödediğini beyanla, taşınmazın zilyedinin müvekkili olduğunu ve muhdesatların aidiyetinin beyanlar hanesine şerh verilmesini talep etmiştir. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların evveliyatının ... 1484 parsel olup, 2/B maddesine istinaden düzenlenen 2/B tutanak ve haritasında kök muris ... oğlu ...'ın zilyetliğinde tarım arazisi olarak Hazine adına orman dışına çıkartılan yerlerden olduğunu, davacının delil olarak sunduğu 18.12.1992 tarihli bağış senedinin dikkate alınamayacağını, hak düşürücü süre yönünden davanın reddi gerektiğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesi ile; davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesi ile; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.11.2012 tarihli ve 2012/456 Esas, 2012/483 Karar sayılı kararı ile; zilyetliğin tespiti davalarında görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, görevsizlik kararı ile dosyanın gönderildiği Antalya 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 09.07.2013 tarihli ve 2013/16 Esas, 2013/784 Karar sayılı kararı ile; karşı görevsizlik kararı verilmiş ve merci tayini incelemesi bakımından dosya Yargıtaya gönderilmiş, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 22.11.2013 tarihli ve 2013/14069 Esas, 2013/16248 Karar sayılı ilamı ile; uyuşmazlık konusunun 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesinden kaynaklandığı, salt zilyetliğin korunması ile ilgisi bulunmayan uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmiş; merci tayini sonrasında İlk Derece Mahkemesinin 12.10.2017 tarihli ve 2014/31 Esas, 2017/263 karar sayılı kararı ile; davanın açılmasında hukuki yarar kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 10.09.2020 tarihli ve 2020/47 Esas, 2020/470 Karar sayılı ilamı ile; bir kısım davalılar vekili Avukat ...'ın istinaf başvurunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 346. maddesi uyarınca reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararı sonrası İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu 282 72... parsel yönünden de zilyetliğe dayalı olarak taşınmazın satışı için idareye başvurulamayacağı, 282 72... parselin 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun gereğince ..., ... ve ...'a satılarak tapularının devredildiği, dolayısıyla bu parsel yönünden de zilyetlik tespitine yönelik dava açmakta davacının hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, Yargıtayın istikrarlı içtihatlarına göre, zilyetliğin temelinde bir hak barındırdığını, 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunu'nun (4070 sayılı Kanun) 8. maddesi hükümlerinden yararlanmak ve gelecekte satış yapılması halinde faydalanmak amacıyla bu davanın açıldığını, ayrıca 31.12.2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan, 382 sıra nolu Milli Emlak Genel Tebliğinin "hak sahibi olabilme koşulları" başlıklı 7. maddesine göre de söz konusu taşınmazlarda zilyet olduğu ve muhdesatların aidiyetinin müvekkili olduğunun tespitinin, 4070 sayılı Kanun ile 382 sıra nolu tebliğden faydalanıp faydalanmayacağını belirleyeceğini ileri sürerek, temyiz isteminde bulunmuştur. Dava, zilyetliğin ve muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2344, K. 2025/6407, T. 16.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-2344-e-2025-6407-k-4ac40f1021f8