Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1764 E. 2026/3704 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1764
- Karar No
- 2026/3704
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/294 E., 2024/3167 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/222 E., 2022/172 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar Hazine ile Kadastro Müdürlüğü vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sonucunda, Kocaeli ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 318, 3 19... parsel sayılı taşınmazlar, tapu kaydına dayanılarak, tarla ve bağ vasfıyla .... adına tespit ve tescil edildikten sonra, bu parsellerin tevhidi işlemi sonucunda oluşan 168.000 m² yüzölçümündeki tarla ve bağ vasıflı 938 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilen 939 parsel sayılı taşınmaz ise 2004 yılında 2859 sayılı Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanun uyarınca yapılan yenileme kadastrosunda 1 11... parsel numarası ve 85.062,81 m² yüzölçümü ile tapuya tescil edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; ... ilçesi ... Mahallesinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-5 maddesi uyarınca yapılan orman kadastro çalışmalarında adına kayıtlı bulunan 1 11... parsel sayılı taşınmazın 46.599,54 m²lik kısmının özel orman olarak tespit edildiğini, yapılan askı ilanı neticesinde ve askı ilanının düşünceler sütununda işbu taşınmazın tamamının Devlet ormanı sınırları içerisinde kaldığına dair şerh konulduğunu, taşınmazın özel orman veya Devlet ormanı sınırları içerisinde olmadığını ileri sürerek, tespitin iptali ile taşınmazın tarla ve bağ vasfıyla adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, bilahare yargılama sırasında, davacı tarafından dava konusu taşınmaz ...'na satış yoluyla devredilmiştir. II. CEVAP 1. Davalılar Hazine ile Kadastro Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, davada müvekkili idarenin taraf sıfatı bulunmadığını, davanın Orman İdaresine yöneltilmesi gerektiğini, Devlet ormanlarının özel mülkiyete konu edilemeyeceğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuş ve dava konusu taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini savunmuştur. 2. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 3402 sayılı Kanun'un Ek-5 maddesi uyarınca yapılan orman kadastro çalışmasının 16.08.2016 tarihinde ilan edildiğini, bu çalışmada taşınmazın tapu kaydı üzerine sehven "işbu taşınmazın tamamı Devlet Ormanı sınırlarında kalmaktadır" şerhi yazıldığını, ancak aplikasyon krokisinde ve orman kadastro haritasında yapılan incelemede dava konusu taşınmazın özel orman vasfında olduğunun tespit edildiğini, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 50. maddesi gereğince İdarenin taşınmaz üzerinde sadece kontrol ve denetim yükümlülüğü bulunduğunu, bu nedenle davada Orman İdaresinin husumeti bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "mahallinde yapılan keşif sonucunda düzenlenen teknik bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ağaçlık alanının (A) harfiyle gösterilen 22.904,10 m² yüzölçümündeki bölüm olduğu, orman bilirkişisi raporunda teknik raporda (A) harfiyle gösterilen kısmın tam kapalılıkta eylemli orman olduğu, kalan kısımların tarım alanı olduğu, ziraat bilirkişisi raporunda da (A) harfiyle gösterilen kısmın kendiliğinden yetişen meşe, gürgen, kestane gibi ağaçlarla kaplı olduğu, taşınmazın geri kalan kısımlarının kültür arazisi olarak kullanıldığının belirlendiği, keşif esnasında dinlenen tanık beyanlarında dava konusu taşınmazın eskiden beri kısmen meyve bahçesi kısmen tarla olarak kullanıldığı, dava konusu taşınmazın orman ile ilgisinin olmadığının ifade edildiği, Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 19/3-b maddesinde 'Tapulu yerlerde bulunan ve tabii olarak veya ekim-dikim yoluyla yetiştirilmiş ağaçlık alanlar parsel bazında değerlendirilir. Ağaçlık alan; üç hektardan küçük olması halinde orman sayılmayan yer, üç hektar veya daha büyük olması halinde ise mülkiyet durumu esas alınmak suretiyle Devlet ormanı, amme müesseselerine ait orman ya da hususi orman olarak sınırlandırılır.' düzenlemesine yer verildiği, buna göre keşif sırasında tespit edilen (A) harfiyle gösterilen ağaçlık alanın 3 hektardan az olduğu" gerekçesiyle, davanın kabulüne ve dava konusu Kocaeli ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 11... parsel sayılı taşınmazda yapılan orman kadastro çalışmasında konulan orman şerhinin iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman bilirkişi heyeti tarafından orman kadastrosu, uydu fotoğrafı ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun anlaşılmasına göre davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davalılar Hazine vekili ve ... vekili istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalılar Hazine ile Kadastro Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunda taşınmazın değeri tespit edilirken Yargıtay kararlarında belirtilen hususlara riayet edilmediğini, değerin ne şekilde ve hangi yöntemler uygulanarak tespit edildiğinin belirtilmediğini, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan bir yerin emek ve para sarf edilerek tarım toprağı haline getirilmesi gerektiğine dair şartın ne şekilde gerçekleştiğine yönelik raporda herhangi bir açıklamaya yer verilmediğini, dava konusu taşınmazın 1/25000 ölçekli nazım imar planı içinde kaldığından zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; davanın görev nedeniyle reddi gerektiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının birbiriyle çeliştiğini, çelişki giderilmeden karar verildiğini, müvekkili kurumun dava konusu taşınmaz üzerinde yalnızca kontrol ve denetim yükümlülüğü bulunduğunu, davanın husumet nedeniyle reddi gerekirken İdarenin yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine konulan özel orman şerhinin kaldırılması istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz bölümünün orman yada özel orman vasfında olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar Hazine ile Kadastro Müdürlüğü vekili ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazinedan ve 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.