Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1609 E. 2026/2326 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1609
- Karar No
- 2026/2326
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2015/22 E., 2024/65 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... mirasçısı ... ile davalı ... mirasçısı ... vekilleri tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin ve duruşma istemlerinin kabulüne karar verildikten sonra 10.02.2025 Salı gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Duruşma için tayin edilen günde, temyiz eden davacı mirasçısı ... vekili Avukat ... ile karşı taraftan asli müdahil Hazine vekili Avukat ... geldi. Başka gelen olmadı. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ...köyünde bulunan 1 parsel sayılı 15.200 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki çalılık niteliğindeki yerlerden iken 1974 yılında ... tarafından tarla haline getirildiği açıklandıktan sonra Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. 2. Davacı ... tarafından davalı ... aleyhine 1975 yılında Asliye Hukuk Mahkemesinde sınırlarını bildirdiği ve 1974 tarihli senetle devraldığı taşınmazı için, davalının kaymakamlıktan men kararı aldığını oysa bu taşınmazın uzun yıllardır kendisinin zilyetliğinde olduğunu, 18.12.1974 tarihli ve 48 sayılı men kararına konu taşınmazın zilyetliğini devraldığı taşınmazı da kapsadığını belirterek, davalının el atmanın önlenmesini talep etmiş; bilahare, davaya konu taşınmaz hakkında 1 parsel sayılı taşınmaz olarak kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. 3. Hazine temsilcisi 23.03.1976 tarihli dilekçe ile 18.12.1974 tarihli idari men kararına dayanmak suretiyle davaya katılmıştır. II. CEVAP Davalı ... mirasçısı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 1953 yılında ... mirasçısından satın alındığını o tarihten beri de müvekkilinin zilyet olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 10.11.2010 tarihli ve 1976/10 Esas, 2010/48 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 14.10.2010 tarihli raporda (A) harfi ile belirtilen kısmın tescil harici bırakılmasına ve (B) harfi ile gösterilen kısmın davacı adına tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asli müdahil Hazine ve davalı ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 24.05.2011 tarihli ve 2011/787 Esas, 2011/2875 Karar sayılı ilamıyla; "idari men kararı üzerine ... vekili tarafından 14.02.1975 tarihli dava dilekçesi ile Ayvacık Asliye Hukuk Mahkemesinde kadastrodan sonra devre konu olan el atmanın önlenmesi davası açıldığı, dava dilekçesi incelendiğinde, davacı ... tarafından ...'e husumet yöneltilerek, idari men kararında 276 metre boy ve 39 metre enindeki bölüm olarak gösterilen ve ...'e teslimine karar verilen taşınmaz hakkında dava açıldığı, Mahallinde yapılan keşif ve uygulama ile dosyaya sunulmuş olan uzman bilirkişi raporlarına göre; 18.12.1974 tarihli idari men kararı ile ...'e teslimine karar verilen ve devredilen Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan el atmanın önlenmesi davasına konu olan 276 metre boy ve 39 metre enindeki taşınmazın 1 parsel sayılı taşınmazın dışında kalmasının kuvvetle muhtemel olduğu, Bu durumda; öncelikle, dosya içine getirtilecek 18.12.1974 tarihli ve 48 sayılı idari men kararı dosyası ve eki tüm belgeler ile 14.02.1975 tarihli dava dilekçesi, mahallinde yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ve anılan belgelerde tanık sıfatıyla hazır bulunan kişiler aracılığı ve uzman fen bilirkişi eliyle yöntemince uygulanarak; dava konusu olan taşınmazın 1 parsel sayılı taşınmaz mı, yoksa 1 parsel sayılı taşınmaz veya 1 parsel sayılı taşınmazın bir bölümü ile bitişik 2 parsel sayılı taşınmaz içinde işaretlenmiş dere ile arada kalan 2 parsel sayılı taşınmazın bir bölümü mü olduğunun kesin olarak belirlenmesi,bu şekilde öncelikle 14.02.1975 tarihli davaya konu olan yer kesin olarak belirlenerek bundan sonra bu bölüm yönünden tarafların iddia ve savunmalarıyla ilgili tüm delillerinin yöntemince toplanması, kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi yönünden 3621 sayılı Kıyı Kanunu ile 28.11.1997 tarihli ve 1996/5 Esas, 1997/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı gibi araştırma, inceleme ve uygulama yapılarak ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi" gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine, dava konusu ... ili .... İlçesi ...köyü eski 1 yeni 1 94... sayılı parselin 15.585,31 m² yüzölçümüyle çamlık vasfıyla Hazine adına tespit ve tesciline, ... köyü eski 1 ve eski 2 sayılı parselde bulunan kuru dere ile arada kalan ve harita mühendisinin 14.10.2024 tarihli raporuna ekli alan hesabı çizelgesinde gösterilen ... ilçesi eski 2 sayılı parselin ifraz sonucu oluşan yeni 1 47... /A, 1 47... /A, 1 49... /A ve 1 49... /A no.lu parseller ile park 1/A, park 2/A ve yol kısımları yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/son maddesinde öngörülen şartların tapu kayıt malikleri lehine gerçekleştiği, ilk tesisi 2 sayılı parsel olan taşınmaz hakkında 1976 yılında tapu kaydının oluşması ve zaman içinde intikal/satış/ifraz görmesi nedeniyle infazda tereddüt yaratılmaması için yeniden tescil hükmünün kurulmasına yer olmadığına ve tapudaki kayıt maliklerinin kazanımlarının korunmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... mirasçısı ... vekili temyiz dilekçesinde; ... Kaymakamlığının 18.12.1974 tarihli ve 48 sayılı idari men kararı ile müvekkillerin murisi...nun men edilip yerin ...’e teslimine karar verildiğini, bunun üzerine müvekkillerin murisi tarafından, Ayvacık Asliye Hukuk Mahkemesinde, idari men kararına karşı el atmanın önlenmesi davası açıldığını, dava dilekçesinin incelenmesinde; ... köyü hudutları içerisinde ...mevkinde kaim doğusu ... batısı deniz, kuzeyi dizeme güneyi dere hudutları ile çevrili takriben 8.000 m² miktarlı zeytinlik vasıflı gayrimenkulün 19.04.1974 tarihli senetle satıcısı ... köyünden ...’nin bedeli karşılığı satışı, tasarruf, mülkiyet ve zilyetliğini devretmesi sonucu muris ...’na geçtiğinin ayrıca hal böyleyken davalı ...’in ... Kaymakamlığına müracaatla Kaymakamlığın 18.12.1974 tarihli ve 48 sayılı men kararı ile ...’nu men ettirdiğini, bu yerin muris ...’na ait olduğundan bahisle dava açıldığını, Ayvacık Kaymakamlığının 18.12.1974 tarihli ve 48 sayılı men kararına karşı açılan davalının haksız müdahalesinin men’ine ve taşınmazın müvekkillerin muris adına tespiti davası ile 19.04.1974 tarihli senet ile iddia edilen mülkiyet iddiasının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, her ne kadar İlk Derece Mahkemesini yanıltmak amacıyla 28.05.1980 tarihli gerçek dışı bir satış senedi Mahkemeye ibraz edilmiş olsa da İlk Derece Mahkemesinin, idari men kararına karşı el atmanın önlenmesi davası ile 19.04.1974 tarihli senedi birlikte değerlendirerek 10.11.2010 tarihli ve 1975/10 Esas, 2010/48 Karar sayılı gerekçeli kararı ile dava konusu ... ili ...mevkinde kain 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile müvekkillerin murisi ...’nun adına kayıt ve tesciline karar verdiği, ancak bu hususun gerekçeli kararda dikkate alınmadığı, dava konusu... köyü eski 1 sayılı yeni 1 94... sayılı parselin ve devamında 1 parsel ile bitişik 2 parsel sayılı taşınmaz içinde işaretlendiği, dere ile arada kalan 2 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün müvekkil adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, 19.04.1974 sayılı satış senedinin yok sayıldığını belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... mirasçısı ... vekili temyiz dilekçesinde; 1 94... parsel sayılı taşınmazın ezelden bugüne müvekkilinin murisinin mülkiyetinde ve zilyetliğinde olduğunun bütün deliller ve dosya kapsamı ile sabit olduğunu, sadece dava sonrasında müvekkili tarafından taşınmazın kullanılmadığı taşınmaza komşu parsellerin zaman içerisinde davalık durumlarında Ayvacık Asliye Hukuk Mahkemesinin 1967/99 Esas ve yenileme sonrası 1970/228 Esas sayılı dosyalarda (...'a men'i müdahale olarak açılan) alınan raporlarda dava konusu taşınmaz yönünü ... taşınmazı olarak açıkça gösterildiğini, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının da müvekkili lehine olduğunu, 08.12.1974 tarihli ve 48 sayılı idari men kararında her ne kadar 1 94... parsel Hazineye teslim edilmiş ise de tüm dosya kapsamında görüldüğü üzere bu taşınmazın mülkiyeti de ...'e ait olduğunu belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... mirasçısı ... vekili ile davalı ... mirasçısı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı ... mirasçısı ... vekili ile davalı ... mirasçısı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Yargıtayda yapılan duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ... mirasçılarından ...'den alınarak davacı ... mirasçılarına verilmesine, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacı mirasçısı...'den ve davalı mirasçısı ...'den ayrı ayrı alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.