Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/160 E. 2025/7686 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/160
- Karar No
- 2025/7686
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/581 E., 2024/1590 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/33 E., 2022/56 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 1 91... parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22. maddesinin (a) bendi ve geçici 8. maddesi uyarınca ... oğlu ... adına tespit edildiğini, ... Milli Emlak Müdürlüğü teknik personelince yapılan inceleme sonucunda taşınmazın uydu görüntülerinde zaman aralığı ve zemin durumu dikkate alındığında 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddesi şartları olan nizasız fasılasız 20 yıl süreyle zilyetlik şartını taşımadığını ileri sürerek, tespitin iptali ile Hazine adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ve ailesinin uzun yıllardan beri bu taşınmazı tarım alanı olarak kullandığını, yargılamaya konu olan taşınmaz üzerinde uzun yıllar kuru ekin yetiştiriciliği yapılmış olup halen de devam ettiğini, bu taşınmazın ekim ve bakımının müvekkili ve öncesinde de ailesi tarafından yapıldığını, müvekkili ve ailesinin çok daha öncesinde işlenmemiş bir araziyi, çok uzun yıllardır masraf ve emek sarf ederek tarıma elverişli hale getirdiklerini, davacı kurum tarafından itiraza konu edilen hususların da gerçeği yansıtmadığını, dava konusu taşınmazın 20 yıldan fazla süredir çekişmesiz ve aralıksız olarak müvekkilinin malik sıfatıyla zilyetliğinde olduğunu, yersiz ve yasal dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "davaya konu taşınmazın orman yasalarına ve zemin durumuna göre orman ve orman içi açıklığı olmadığı, en eski hava fotoğraflarında da taşınmazın orman olmadığı ve sonrasında da ormana dönüşmediği dolayısıyla orman sayılan yerlerden olmadığı anlaşılmış ancak (A) harfi ile gösterilen kısım yönünden kök rapordan gerek ek rapordan gerekse de tanık beyanlarından, hava fotoğrafları ve zemin durumundan tarım arazisi olarak kullanılmadığı, imar ihyasının yapılmadığı anlaşılmış olup, bu kısım bakımından zilyetlik şartının da sağlanmadığı, taşınmazın (B) harfi ile belirtilen kısmı bakımından yapılan zilyetlik incelemesinde, her ne kadar kök raporda imar ihyasının tamamlanıp 60 yıl ve daha fazlasıyla tarım yapıldığı belirtilmişse de imar ihya yönünden raporda çelişkiye düşüldüğü, çelişkinin ek rapor ile giderilerek bu kısımda 2011 yılına kadar zaman zaman tarım yapıldığı oysa imar ve ihyasının 2011 yılında tam olarak tamamlandığı, imar ve ihyanın tamamlanmasından itibaren kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik süresinin tamamlanmadığı görüldüğünden" davanın kabulüne, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 91... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile tarla vasfıyla davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; yargılama safhasında dinlenen tanık beyanlarında da anlaşılacağı üzere yargılamaya konu olan taşınmazın çok uzun yıllardır müvekkil davalı tarafından kullanıldığını, bu haliyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda (4721 sayılı Kanun) davasız ve aralıksız sürmesi gerektiği belirtilen yirmi yıllık sürenin mutlaka zilyetliği kazanacak olan kişinin zilyetliğinde geçmesini zorunlu tutmadığını, her zilyetin kendisinden önceki zilyetlerin zamanaşmıyla kazanmaya elverişli zilyetlik sürelerini kendi zilyetlik sürelerine ekleyebileceğini 4721 sayılı Kanun'un kazandırıcı zamanaşımından yararlanma başlıklı 996. maddesinde açıkça kanun koyucu tarafından beyan edildiğini ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesine göre yapılan tespite itiraz istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki yazılı gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince, davalı ... zilyetliğinde bulunan dava konusu taşınmazın 24.11.2021 tarihli ziraat bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen 6.372,40 m² yüzölçümdeki alanda olduğu belirtilen ceviz ağaçlarının 3402 sayılı Kanun'un 19. maddesi gereği tapu kaydının beyanlar hanesine şerh düşülmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin ikinci fıkrası gereğince düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasına ayrı bir bent ekleyerek "24.11.2021 tarihli ziraat bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 6.372,40 m² yüzölçümdeki alanda olduğu belirtilen ceviz ağaçlarının davalı ...'e ait olduğunun dava konusu ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 91... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine 3402 sayılı Kanun'un 19. maddesi gereği şerh verilmesine" cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.