Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1384 E. 2026/3376 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1384
Karar No
2026/3376
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2538 E., 2024/2648 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 21 62... parsel sayılı 1.629,49 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla vasfıyla ... ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmaz üzerinde davalılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşmediğini ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... ve müşterekleri vekili; dava konusu taşınmazın mera ve orman vasfında olmadığını, uzun süredir müvekkilleri tarafından tarım arazisi olarak kullanıldığını, müvekkilleri lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.10.2022 tarihli ve 2020/188 Esas, 2022/109 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın orman tahdit çalışmasında tahdit dışında bırakıldığı, 1980 yılında metropolitan alan nazım imar planı sınırları içinde "konut gelişme alanı" lejantında kaldığı, dolayısıyla imar ihyanın 1980 yılı öncesinde tamamlanmış olması gerektiği, ancak 19 68... yıllarına ait hava fotoğraflarında taşınmazın çalılık ve çayırlık görünümünde olduğu ve imar ihya edilmediği, 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerinde belirtilen şartların davalılar lehine oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi 21 62... parsel sayılı taşınmazın davalılar adına yapılan tespitinin iptali ile tespitteki vasıf ve miktarla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 05.10.2022 tarihli kararına karşı davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.11.2023 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 24.11.2023 tarihli kararının davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 06.05.2024 tarihli ve 2024/2058 Esas, 2024/2997 Karar sayılı ilamıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 310. maddesinde feragat ve kabulün hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği, feragat veya kabul hüküm verildikten sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi dosyanın kanun yolu incelemesine gönderilmeyeceği ve İlk Derece Mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verileceği, feragat veya kabulün dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılması halinde temyiz incelemesi yapılmaksızın dosyanın feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere Mahkemesine gönderileceğinin düzenlendiği, dosya içinde yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dosyanın istinaf aşamasında bulunduğu sırada davacı Hazine vekilince 13.01.2023 tarihli dilekçe ile davadan feragat dilekçesi sunulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olmasının doğru görülmediği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı Hazine vekilinin 13.01.2023 tarihli feragat dilekçesinin incelenmesinde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğünün 63902 sayılı "davadan vazgeçme" konulu yazısı ile Anadolu Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığının 50357 36... 29 sayılı "kadastro davalarından feragat" konulu yazıları gereğince davanın takibinden feragat edildiğinin belirtildiği, aynı mahiyette Daire incelemesine gönderilen benzer dosyalarda ekli Anadolu Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığı'nın 05.04.20 22... 59 sayılı yazısında "Hazine lehine karar verilenler hariç olmak üzere" şeklinde bir ibare bulunduğu, ancak incelemesi süren mevcut dosyada bu ibareli bir yazının olmadığı, dava konusu taşınmaz bakımından açılan davadan feragate yönelik benzer bir yazı veya ekli yazının bu dosya bakımından da uygulanıp uygulanmayacağı yönü ile tereddüt hasıl olduğu belirtilerek, bu hususun açıklanması ve davadan feragat bakımından yetki verilip verilmediği hususunda açıklama yapılması için Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü İstanbul Muhakemat Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı, müzekkereye verilen 08.11.2023 tarihli cevabi yazıda, dilekçe ekindeki 3348359 sayılı evrak içeriği gereği Hazine lehine karar verilen dosyaların hariç tutulduğu, feragat dilekçesinin sehven verildiğinin belirtildiği, buna göre Hazine lehine karar verilen bu dosya bakımından verilen feragat yetkisinin bulunmadığı, bu nedenle feragatin geçersiz olduğunun anlaşıldığı, dosyanın esas yönü ile yapılan incelemesinde ise, dava konusu taşınmazın, yörede 1967 yılında yapılan tesis kadastro çalışmaları sırasında orman olduğundan bahisle tespit dışı bırakıldığı, 1987 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre yapılan ve askıya çıkartılan orman kadastro çalışmalarında ise orman sınırları dışarısında bırakıldığı, dosya kapsamından dava konusu taşınmaz başında yapılan keşifte taşınmazın engebeli ve genel itibarıyla çalılık, ağaçlık olduğunun gözlemlendiği, dosyaya sunulan 07.09.2022 tarihli bilirkişi raporu ve eki hava fotoğraflarından dava konusu taşınmazın 1968 yılından itibaren çalılık-çayırlık olduğu, ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunmadığının tespit edildiği, taşınmazın 1980 tarihli ve 1/50000 ölçekli İstanbul Metropolitan Alan Nazım İmar Planı içerisinde kaldığı ve 1980 öncesine dair ekonomik amaca uygun zilyetliğin ispat edilemediği, davalı vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü istinaf sebepleri ile bağlı kalınarak yapılan inceleme sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafından dosyadan feragat edildikten sonra huzurdaki dava ile ilgisi bulunmayan başka dava dosyalarında mevcut idarenin iç yazışmaları alıntılanarak davacıya feragatın geçerli olup olmadığının sorulmasının hukuka uygun olmadığını, taleple bağlılık ilkesi ve 6100 sayılı Kanun'un 309. ve devamı maddelerinde yer alan düzenlemeler bir arada değerlendirildiğinde feragat beyanının Mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığı, taleple bağlılık ilkesi gereği feragat kapsamında ek karar verilmesi gerektiğinin açık olduğunu, davacı tarafından usulüne uygun şekilde davadan feragat edilmiş olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince huzurdaki dava ile ilgisi olmayan başka davalardaki idarenin iç yazışmaları alıntılanarak taraflarca getirilme ilkesi, silahların eşitliği ilkesi, taleple bağlılık ilkesi ve feragatin hüküm ifade etmesinin Mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığı düzenlemesine aykırı şekilde davacının feragatten vazgeçmek yönünde hiçbir iradesi olmamasına rağmen, davacı tarafa feragati geri alma dilekçesi sunmalarının sağlandığını, feragat dilekçesi ekinde sunulan yazışmalardan idare tarafından kurulan komisyonca dava konusu taşınmazın 20 yıl süreyle nizasız, fasılasız şekilde müvekkillerinin kullanımında olduğunun tespit edildiğini ve bunun üzerine davadan feragat edildiğini, feragatten rücu edilememesinin yerleşik içtihatla kabul edildiğini, davacı Hazinenin feragat dilekçesi sunmasından 10 ay sonra Bölge Adliye Mahkemesi yazısı üzerine feragatin sehven yapıldığını iddia etmesinin ve Bölge Adliye Mahkemesince bu haksız iddia ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını, keşif sırasında beyanları alınan mahalli bilirkişi ve tanıkların dava konusu taşınmazın tarım arazisi olduğunu, çok uzun süredir müvekkilleri ve ailesinin kullanımında bulunduğunu ifade ettiklerini, bilirkişi raporunda da taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğunun tespit edildiğini, dosya kapsamı itibarıyla müvekkilleri lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunun anlaşıldığını ileri sürerek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı Hazine vekili tarafından sunulan feragat dilekçesinin geçerli olup olmadığı, dava konusu taşınmaz üzerinde davalılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname) 11/2. maddesinde "(2) birinci fıkrada belirtilenler dışında, idarelerin, herhangi bir sözleşmeye dayanıp dayanmadığına, yargıya intikal edip etmediğine bakılmaksızın gerçek veya tüzel kişilerle aralarında çıkan her türlü hukuki uyuşmazlığın sulh yoluyla halline, her türlü dava açılmasından veya icra takibine başlanılmasından, bunlardan yargı veya icra mercilerine intikal etmiş olanların takiplerinden veya verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilmesi dışındaki kanun yollarına gidilmesinden vazgeçmeye, davaları kabule, ceza uyuşmazlıklarında şikayetten vazgeçmeye veya uzlaşmaya, davadan feragat etmeye, sözleşmede belirtilmeyen sebeplerle sözleşmelerin değiştirilmesinde veya sona erdirilmesinde maddi ve hukuki sebeplerle kamu menfaati görülmesi halinde, buna dair onay veya anlaşmaları imzalamaya, vazgeçilen veya tanınan ya da terkin edilen hak ve menfaatin değeri dikkate alınmak suretiyle; a) Tutara ilişkin olmayanlar ile 1.000.000 Türk Lirasına (19.560.340,5 TL) kadar olanlarda (1.000.000 Türk Lirası dahil) hukuk biriminin görüşü alınarak, ilgili harcama yetkilisinin teklifi üzerine üst yönetici, b) 1.000.000 Türk Lirasından (19.560.340,5 TL) fazla olanlardan 10.000.000 Türk Lirasına (195.603.407 TL) kadar olanlarda (10.000.000 Türk Lirası dahil), hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonunun görüşü alınarak, üst yöneticinin teklifi üzerine ilgili bakan, Milli Savunma Bakanlığında Müsteşarın teklifi üzerine Bakan, c) 10.000.000 Türk Lirasından (195.603.407 TL) fazla olanlarda Cumhurbaşkanı, yetkilidir. Bakan ya da üst yönetici bu yetkisini sınırlarını açıkça belirlemek suretiyle alt kademelere, münhasıran taşra birimlerinin iş ve işlemleriyle ilgili olup illerde valilik, ilçelerde kaymakamlık onayına bağlanan iş ve işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda vali ve kaymakamlara devredebilir." düzenlemesine yer verilmiş olup, bu hüküm uyarınca bakan ya da üst yöneticinin alt kademe yöneticilerine feragat yetkisini devredebilmesi için yetki sınırlarını açıkça belirlemesi gerekmektedir. Buna karşılık somut olayda, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından, taşınmazlar üzerinde zilyetlikle kazanma şartlarının oluşup oluşmadığı tespit edilerek, oluşanlar bakımından davadan feragat edilmesi şeklinde müphem bir ifadeye yer verilerek, feragat hususunda İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün yetkili kılınması uygun görülmüştür. Dolayısıyla, feragat yetkisinin devrine ilişkin yetki sınırlaması belirsiz ve yoruma açık bırakılmıştır. Bu nedenle İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından yapılan feragatin 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine uygun olarak verilmiş, sınırları belirli ve açık bir yetkinin kullanımına ilişkin olduğu söylenemez. Buna göre, eldeki dosyada davacı Hazine adına yapılan feragatin hukuken geçerli bir feragat niteliğinde olmadığı ve Bölge Adliye Mahkemesinin somut olayda davacı Hazinenin feragat beyanının geçerli olmadığı yönündeki kabulünün sonucu itibarıyla yukarıda açıklanan gerekçeyle isabetli olduğu anlaşılmıştır. Davalı ... ve arkadaşları vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenlerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1384, K. 2026/3376, T. 12.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1384-e-2026-3376-k-3c0cf1bf5ba0