Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/841 E. 2025/4857 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/841
Karar No
2025/4857
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/846 E., 2023/2609 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... (Tekirdağ) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/126 E., 2021/113 K. Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında yapılan yargılama sonunda ... (Tekirdağ) Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararına karşı davacı Hazine vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı vekilinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi kararını temyizi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Tekirdağ ili ... ilçesi ... Mahallesi, 147 ada 1 parsel (eski 3791 parsel) sayılı taşınmaz, yörede 1968 yılında yapılan kadastro çalışmalarında gerçek kişiler adına tespit ve tescil edilmiş ve tedavüller ile davalı ...’e intikal etmiş, aynı yer 4441 parsel sayılı taşınmaz ise yörede 2021 yılında yapılan kullanım kadastrosu çalışmalarında Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı Hazine vekili, 4441 parsel sayılı taşınmazın bir bölümü ile davalı adına kayıtlı olan 3791 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün mükerrer tescile konu olduğunu açıklayarak, 3791 parselde mükerrer olduğu tespit edilen 1.516,50 m²lik kısmın tapu kaydının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; arazi kadastrosundan sonra orman kadastrosu yapılması halinde, orman kadastrosunun ikinci kadastro sayılmayacağı, somut olayda dava konusu taşınmazın arazi kadastrosunun 1967 yılında başlayıp 1977 yılında kesinleştiği, 2/B orman kadastrosunun 1993 yılında başlanıp 23.01.1996 yılında ilan edildiği, tapulu taşınmaz malikleri tarafından 10 yıllık süre içinde dava açılmayarak kesinleştiği, sonradan yapılan orman kadastro çalışmaları sonucunda dava konusu taşınmazın Hazine adına tescil edilmesinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22. maddesi ve 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesine (orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların kullanıcı tespitleri yapıldıktan sonra sadece Hazine adına tapuya kayıt ve tescili yapılır) aykırılık taşıyan bir durum bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu 3791 parsel sayılı taşınmazın 21.05.2019 havale tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile taralı olarak gösterilen 1.516,50 metrekarelik kısmının tapu kaydının iptaline karar verilmiş, kararın davacı Hazine vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince; bir yerde arazi kadastrosundan sonra orman kadastrosu veyahut tam aksine bir yerde orman kadastrosundan sonra arazi kadastrosu yapılması mükerrer kadastro teşkil etmez ise de, arazi kadastrosuna konu parselin oluşumundan sonra aynı parselin bulunduğu mahalde Kadastro Komisyonunca Ek 4. maddesi uyarınca kullanım kadastrosu yapılmasının, ikinci kadastro teşkil edeceği, dolayısıyla tüm sonuçlarıyla hükümsüz sayılmasının gerektiği, zira, 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesinde, kullanım kadastrosuna tabi tutulan 2/B arazisinde tapulu taşınmazın varlığı halinde tapu kayıtlarının bedel alınmaksızın geçerli olduğunun kabul edildiği, 2/B çalışmasının aksine her iki kadastro işleminin kadastro komisyonlarınca yapıldığı, Hazine parselinin özel mülkiyete konu tapulu taşınmaz gibi kullanıcısı veyahut gerçek kişilere satılıp devredilebileceği, zira taşınmazın iadesi yasak olan taşınmazlardan olmadığı, kullanım kadastrosu yapılarak ayrı bir parsel numarası verilip Hazine adına yapılan sınırlandırma işleminin, ikinci kadastro sayılmasının, sözü geçen yasal düzenlemede göz önünde bulundurulduğunda, 22. maddenin amacına uygun olduğu, buna göre iadesi yasak olmayan öncesi arazi kadastrosu sonucu oluşmuş tapulu taşınmazlarda sonradan yapılan yapılan kullanım kadastro işleminin ikinci kadastro sayılması gerektiği ve mükerrer tapulanan yerin resen terkin edilmesi gereken yerlerden olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı bütünüyle kaldırılmak suretiyle düzeltilerek yeniden esas hakkında kararla, davanın reddine, kararın kaldırılıp düzeltilmesi nedenine göre davacı vekilinin konusu kalmayan istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulmuş, bu kez hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, mükerrer tescilin iptali isteğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/841, K. 2025/4857, T. 24.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-841-e-2025-4857-k-42e7239e9592