Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6842 E. 2025/3059 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6842
- Karar No
- 2025/3059
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1548 E., 2024/1655 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/521 E., 2021/338 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Kullanım Kadastrosu sırasında, ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 122 ada 1 parsel sayılı 12.059,51 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve ...'ne ait su deposu olarak kullanıldığı" şerhi yazılarak, su deposu vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacının ... ilçesi ... Mahallesi 122 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünü satın aldığını ve emlak vergilerini ödediğini ileri sürerek, taşınmazın 470 m2 bölümü yönünden davacı adına kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 2/B arazisi olduğunu, hak sahipliği tespit sırasında "iş bu taşınmaz İSKİ'ye ait su deposu olarak kullanılmaktadır" belirtmesi yapıldığını, davacının kullanımının araştırılarak herhangi bir hak sahipliğinin olmadığının anlaşılması halinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Dahili davalı İski Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde davacının kesintisiz ve aralıksız devam eden zilyetliğinin bulunmadığı, salt beyana dayalı ödenen vergilerin zilyetliğin tespiti için yeterli olmadığı, tanık ...'nin ise, taşınmazı satan kişi olduğu, kullanım durumuna ilişkin davacının yakın tanıklarının aksine bir beyanının bulunamayacağı, bu nedenle dinlenmesinin bir katkı sağlamayacağı, davacının tespit tarihi itibarıyla kullanıcı olduğuna yeterli delil bulunmadığı" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; "davaya konu taşınmazın yerinin, bilirkişi raporunda belirtilenin aksine ... Caddesi bitişiğinde bulunduğu ve bu durumun kök rapor, belediye kayıtları ve havadan çekilen fotoğraflarla sabit olduğu, davacı 470 metrekarelik bir kısmı ...’den satın alarak fiilen kullandığı ve vergilerini ödediğini, tanıklar da müvekkilin taşınmazı satın alıp kullandığını doğruladığını, ayrıca, taşınmaz kamuya tahsis edilmiş olsa bile, (2B) taşınmazlarıyla ilgili mevzuat gereği davacının başka bir taşınmaza hak kazanabileceğini, ...’nin tanık olarak dinlenmemesinin ve eksik inceleme nedeniyle verilen kararın hukuka aykırı olduğunu" belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 5831 sayılı Kanun ile 3402 sayılı kanunun Ek-4 maddesi gereğince dava konusu taşınmazın beyanlar hanesine lehine zilyetlik şerhi verilmesi istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanunun 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.