Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/680 E. 2026/2846 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/680
- Karar No
- 2026/2846
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/23 E., 2018/71 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı-davalı Hazine vekili ile davacı-davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, .... Mahallesi çalışma alanında bulunan 942, 1047, 1155, 1522, 1523, 1524, 1525, 1526, 1821, 27 53... parsel sayılı ve sırasıyla, 12.200 m², 10.400 m², 22.100 m², 9.700 m², 10.900 m², 11.350 m², 10.750 m², 10.300 m², 18.450 m², 57.600 m² ve 9.400 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, genel mahkemedeki dava dosyasında dava konusu olduklarından söz edilerek, malik haneleri boş olarak tespit edilmişlerdir. 2. Asıl dava dosyasının davacısı Hazine temsilcisi dava dilekçesinde; Bünyan Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.06.1957 tarihli ve 1955/298 Esas, 1957/250 Karar sayılı kararı ile 38 parça taşınmazın davalılar adlarına tapuya tesciline, dava dilekçesinin 2, 7, 20, 31, 32, 41, 43... . sırasındaki 8 parça taşınmaz hakkındaki davanın ise, davacının feragati nedeni ile reddine ve sonradan dava açmakta muhtariyetine karar verildiğini, bahse konu taşınmazlarla ilgili kazandırıcı zamanaşımı dolmadığından, feragat nedeni ile reddine karar verilen 8 parça taşınmaza davalılarca yapılan müdahalenin önlenmesine ve taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiş ve yargılama sırasında dava konusu yerde kadastro çalışmaları başladığından bahisle dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. 3. Birleşen dava dosyasında davacı Hazine temsilcisi ayrı ayrı dava dosyalarına sunduğu dava dilekçelerinde; taşınmazlar hakkındaki yapılan kadastro tespitlerinin hatalı olduğunu belirterek, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların Hazine adına tescillerine karar verilmesini istemiştir. 4. Birleşen dava dosyasında davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; sınırları dava dilekçesinde yazılı olan 5 parça taşınmazın Bünyan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1955/298 Esas sayılı dosyasında, taşınmazların bir kısmının 20 dekarı geçmesi nedeni ile tescil taleplerinin saklı tutulduğunu belirterek, taşınmazların davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. 5. Asli müdahil ..., 1047 parsel sayılı taşınmaz hakkında; asli müdahil ..., 1155 parsel sayılı taşınmaz hakkında; asli müdahiller ..., ... ve ..., 1522, 1523, 1524, 15 25... parsel sayılı taşınmazlar hakkında; asli müdahil ..., 942 parsel sayılı taşınmaz hakkında, taşınmazları satın aldıklarını, bu nedenle davaya müdahil olarak davaya kabullerine karar verilmelerini istemişlerdir. 6. Asli müdahil ... vekili müdahale dilekçesinde; müvekkili olan davacının dava konusu 1155 parsel sayılı taşınmazı satış senedi ile ...'den satın aldığını, taşınmazın 25 senedir müdahale edenin zilyedinde olduğunu ve halen kullandığını belirterek, taşınmazın asli müdahil adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Bünyan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1965/13 Esas, 1966/394 Karar sayılı kararı ile, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, birleşen Bünyan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1955/298 Esas sayılı dosyasında 15.06.1957 tarihli keşifte gösterilen 20, 41, 43... numaralı yerlerin Hazine adına tesciline ve 2, 7, 31... numaralı yerler hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen 1965/13 Esas, 1966/394 Karar sayılı kararına karşı davalı ... vekili ile davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 15.04.1968 tarihli ilamı ile, "dava konusu dava dilekçesinde 20... numaralı iki parça taşınmaza ilişkin olarak, zamanaşımı süresi dolmadığından bu taşınmazlara ait hükmün onanmasına karar verildikten sonra, 41... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak; bu taşınmazların yüzölçümlerinin 20 dönümden fazla olduğu ve vergi kaydı bulunmaması nedeni ile ...in feragat ettiği, sonradan yürürlüğe giren Tapulama Kanunu'nun geçici 3. maddesine göre davalıya 100 dönümü aşmadığından tescil davası açmak üzere süre verilmesi gerektiği, 2, 7, 31... numaralı taşınmazlara ilişkin olarak ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 639. maddesi gereğince uygun şekilde iktisap edilmeyen taşınmazlar Hazineye ait olacağından, bu şekilde bir araştırma yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "dava konusu taşınmazlardan 32 41... parsel sayılı taşınmazların Bünyan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1955/298 Esas, 1957/250 Karar sayılı kararında 7 ve 44 numarada belirtilen taşınmazlara uyduğu, davacı Hazinenin dayandığı 1288 tarihli ve 289 sıra numaralı yoklama kaydına ise uymadığı, dava konusu her iki taşınmazın da hiçbir zaman tarım arazisi olarak tasarrufa konu edildiğine şahit olmadıkları, dava konusu her iki taşınmazın da köylülerin hayvanlarını otlattıkları mera niteliğinde oldukları, evveliyattan beri mer'a olarak tasarrufa konu edildiğinin komşu köy mahalli ve mahalli bilirkişi beyanlarında belirtildiği, dava konusu taşınmazların üzerinde mera bitkilerine rastlanıldığı, sınırlarındaki mer'a parselleri ile aralarında ayırdedici sınır bulunmadığı ve toprak derinliği, toprak yapısı ve bitki örtüsü itibarıyla da benzerlik gösterdikleri, dava konusu taşınmazların evveliyatlarının mer'a olduğu ziraat mühendisleri bilirkişileri kurulunca tespit edildiği, mahalli bilirkişi beyanları ve bilimsel verilere dayanan ziraat mühendisleri bilirkişi kurulunun tespitlerinin mahkeme gözlemi ile de uyuştuğu, davacı Hazinenin dayanak olduğunu belirttiği kayıtların dava konusu taşınmazlara uyduğunun ve taşınmazları kapsadığının ispat edilemediği, meraların zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığı, dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek dava konusu bu taşınmazların mera olarak sınırlandırılmalarına karar verilmesi gerektiği, dava konusu taşınmazlardan 1522, 1523, 1524, 15 25... parsel sayılı taşınmazların Bünyan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1955/298 Esas ve 1957/250 Karar sayılı kararında 43 numarada belirtilen taşınmaza uyduğu, evveliyatta ...zilyetliğinde iken ...'a satıldığı, evveliyatta olduğu gibi halihazırda da dava konusu 5 parselin zeminde tek parça halinde tarla olarak tasarrufa konu edildiği, ... ve ölümünden sonra mirasçılarının zilyetliğinin 70 yıla tekabül ettiği, Hazinenin dayandığı 1288 tarihle ve 289 sıra numaralı kaydının dava konusu yerlere uymadığının mahalli ve komşu köy mahalli bilirkişi beyanlarında belirtildiği, dava konusu taşınmazların sabit sınırlı olduğu, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadıkları, tarla, tarım arazisi niteliğinde olduklarının ziraat mühendisleri kurulu bilirkişi raporunda belirtildiği, dava konusu taşınmazlardan 942 parsel sayılı taşınmazın Bünyan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1955/298 Esas ve 1957/250 Karar sayılı kararında 32 numarada belirtilen taşınmaza uyduğu, davacı Hazinenin dayandığı 1288 tarihli ve 289 numaralı yoklama kaydına ise uymadığı, dava konusu taşınmazın evveliyatta ...zilyetliğinde iken ...'in çocukları tarafından ...'ya satıldığı, halihazırda da ...'nın mirasçılarının zilyetliği devam ettirdikleri mahalli ve komşu köy mahalli bilirkişi beyanlarında belirtildiği, dava konusu taşınmazın sabit sınırlı olduğu, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı, tarla, tarım arazisi niteliğinde olduğu ziraat mühendisleri kurulu bilirkişi raporunda belirtildiği, dava konusu taşınmazlardan 1047 parsel sayılı taşınmazın Bünyan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1955/298 Esas ve 1957/250 Karar sayılı kararında 31 numarada belirtilen taşınmaza uyduğu, davacı Hazinenin dayandığı 1288 tarihli ve 289 sıra numaralı yoklama kaydına ise uymadığı, dava konusu taşınmazın evveliyatta ...zilyetliğinde iken ... tarafından ...'ya satıldığını, ...'nın ise dava konusu yeri köylerinde... lakaplı ...'e sattığını, hali hazırda da ... mirasçılarının zilyetliği devam ettirdikleri mahalli ve komşu köy mahalli bilirkişi beyanlarında belirtildiği, dava konusu taşınmazın sabit sınırlı olduğu, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı, tarla, tarım arazisi niteliğinde olduğu ziraat mühendisleri kurulu bilirkişi raporunda belirtildiği, dava konusu taşınmazlardan 1155 parsel sayılı taşınmazın Bünyan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1955/298 Esas ve 1957/250 Karar sayılı kararında 41 numarada belirtilen taşınmaza uyduğu, davacı Hazinenin dayandığı 1288 tarih ve 289 sıra numaralı yoklama kaydına ise uymadığı, dava konusu taşınmazın evveliyatta ...zilyetliğinde iken ...tarafından ...'e satıldığı, ...'in ise dava konusu yeri ...'a sattığı, hali hazırda da ...'un zilyetliği devam ettirdikleri, dava konusu taşınmazın sabit sınırlı olduğu, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı, tarla, tarım arazisi niteliğinde olduğunun ziraat mühendisleri kurulu bilirkişi raporunda belirtildiği, dava konusu taşınmazların .....oğlu .....'ın oğlu İnok'dan intikal olduğu, ...'un sonradan ... ismini aldığının dosya kapsamından anlaşıldığı, davacı Hazine, dava konusu taşınmazların...oğlu ...'ın oğlu...adına kayıtlı 1288 tarihli ve 289 sıra numaralı tasdikli yoklama kaydına istinaden...oğlu ... oğulları ... ve...'ya intikal ettiğini, ....'nın firari ve mütegayyip olması hasebiyle Hazinenin İğya'ya düşen mallar konusunda hak sahibi olduğunu belirterek dava açmış ise de yapılan keşiflerde dava konusu taşınmazların Hazinenin dayandığı 1288 tarihli ve 289 sıra numaralı tasdikli yoklama kaydına uymadığı, beyanları alınan mahalli bilirkişilerce dava konusu taşınmazların evveliyatının ...'e dayandığının belirtildiği, dava konusu taşınmazların komşu parsellerin dayanak kayıtlarında sınırların ..... oğlu olarak yer aldığı hususlarının değerlendirildiği, taşınmazların ...'in ceddinden intikal olduğunun ispatlanamadığı, dava konusu taşınmazların Bünyan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1955/298 Esas ve 1957/250 Karar sayılı kararında belirtilen taşınmazlara uyduğu, bu dosyanın 15.06.1957 tarihinde yapılan keşfinde de dava konusu yerlerin ... ...'den intikal olduğunun ve 40 yıla yakın zamandır ... ve mirasçılarının zilyetliğinde olduğunun yeminli beyanlarda belirtildiği, ...'in zilyetliğinde bulunan dava konusu taşınmazların müdahil davacılara ... ve mirasçıları tarafından satıldığı, zilyetliği devralan müdahil davacıların ise kadastro tespitine dek zilyetliklerini nizasız, fasılasız sürdürdükleri, hatta ...'in kadastro tespitinden sonra dava konusu yeri sattığının dosya kapsamındaki delillerle sübut bulduğu, ... ve mirasçıları ile dava konusu taşınmazları satın almak suretiyle zilyetliği devralarak uhdelerinde bulunduran asil müdahillerin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde belirtilen zilyetlik koşullarının müdahil davacılar lehine gerçekleştiği hususlarının subut bulduğu, asli müdahiller ..., ... , ... ve ...'un davalarının kabulüne karar vermek gerektiği, dava konusu taşınmazlardan 2753 parsel sayılı taşınmazın Bünyan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1955/298 Esas ve 1957/250 Karar sayılı kararında 20 numarada belirtilen taşınmaza uyduğunun, davacı Hazinenin dayandığı 1288 tarihli ve 289 sıra numaralı yoklama kaydına ise uymadığının, dava konusu taşınmazın evveliyatta ...zilyetliğinde olduğunun, ... tarafından ...'ya satılıp satılmadığını bilmediklerinin mahalli ve komşu köy mahalli bilirkişi beyanlarında belirtildiği, asli müdahil ...'nın, mirasçısı olan oğlu babasının...'den 7 parça taşınmaz satın aldığını, ancak bu dava konusu taşınmazın satın aldığı taşınmazlardan biri olmadığını, babasının dava konusu yeri hiç kullandığına ya da zilyetliğinde bulundurduğuna şahit olmadığını beyan ettiği, dava konusu taşınmazın komşu taşınmazlar tarafından tecavüzlü olduğu, üzerinde tarımsal faaliyet yürütülmediği, diğer taşınmazların geçiş yolu gibi kullanıldığının gözlemlendiği, dava konusu taşınmazın evveliyatta ...zilyetliğinde olup olmadığı hususunun mahalli bilirkişilerce bilinmediği, ancak dava konusu taşınmazın davacı ... Sait oğlu ...'in Bünyan Asliye Hukuk Mahkemesi' nin 1955/298 Esas ve 1957/ 250 Karar sayılı kararında 20 numarada dava ettiği, taşınmaza 3 sınır itibarıyla uyduğunun anlaşıldığı, bu veriler ışığında dava konusu yerin ...'den intikal olduğu kanaatine varıldığı, ancak asli müdahil ... mirasçısının beyanı, dava konusu taşınmazın evveliyattaki ve halihazırdaki zilyetlik durumu, mevcut kullanım hali değerlendirilerek dava konusu taşınmaz yönünden müdahil davacının zilyetliği hususunun subut bulmadığının dikkate alındığı, dava konusu yerin ...'den intikal olduğu, ...'in ceddinden intikal olmadığı kanaatine varıldığı, dava konusu yerin çok uzun yıllardır kimsenin zilyetliğinde ve kullanımında olmadığı, boş bırakıldığı, terk edildiği ve kimsenin mülkiyet iddiasında bulunmadığı tüm dosya kapsamındaki delillerle sabit olduğundan malik hanesinin Hazine adına doldurulmasına karar verilmesi gerektiği" gerekçeleri ile davacı Hazinenin davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, asli müdahiller ... ve ...'un davalarının kabulüne, asli müdahiller ..., ..., ...'ın davalarının kabulüne, asli müdahiller ...'in davasının kabulüne, asli müdahil davacı ...'nın davasının kabulüne, asli müdahil ...'nın davasının reddine, asli müdahil ...'nın (.... şahsiyeti adına muhtar) davasının reddine, ... ilçesi .... Köyü (Mahallesi), ....mevki, 942 parsel sayılı 12.200 m² yüzölçümlü taşınmazın ... mirasçıları adlarına, aynı yer Köyönü mevki, 1047 parsel sayılı 10400 m² yüzölçümlü taşınmazın ... mirasçıları adlarına, aynı yer Yüce Kayaaltı mevki 1155 parsel sayılı 22.100 m² yüzölçümlü taşınmazın ... adına, aynı yer ....mevki 1522 parsel sayılı 9.700 m² yüzölçümlü, 1523 parsel sayılı 10.900 m² yüzölçümlü, 1524 sayılı 11.350,00 yüzölçümlü, 1525 parsel sayılı 10750 m² yüzölçümlü, 1526 parsel sayılı 10.300 m² yüzölçümlü taşınmazların ... mirasçıları adlarına tarla niteliği ile tapuya tescillerine ve malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına, aynı yer .... mevki 1821 parsel sayılı 18.450 m² yüzölçümlü taşınmazın mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline kayıt edilmesine, aynı yer ...mevki, 3241 parsel sayılı 9400 m² yüzölçümlü taşınmazın mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline kayıt edilmesine, aynı yer .... mevki 2753 parsel sayılı 57600 m² yüzölçümlü taşınmazın Hazine adına tarla niteliği ile tapuya tesciline malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına ve davalıların vaki müdahalelerinin menine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı-davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazlarının bir kısmının ham toprak olduğunu, mahalli bilirkişilerin çelişkili beyanlarda bulunduğunu, 20 yıllık kazanım süresinin dolmadığını ve bozma gereklerinin yerine getirilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarının eksik olduğunu, dava konusu taşınmazların Hazine ile bir ilgisi bulunmadığını, buna dair yoklama kayıtlarının olduğunu ve 20 seneyi aşkın zamandır zilyetlik olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı-davalı Hazine vekili ile davacı-davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı-davalı Hazine vekili ile davacı-davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacı-davalı ...'dan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.