Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/641 E. 2026/2008 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/641
- Karar No
- 2026/2008
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 1997/4 E., 2023/2 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili, asli müdahil ... vekili ve dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ...... ili ...... ilçesi ...... Mahallesi çalışma alanında bulunan 873, 874, 875, 876, 878, 879, 880, 881, 8 82... parsel sayılı muhtelif yüzölçümündeki taşınmazlar, tapu kaydı, tapu dışı paylaşma ve satış nedeniyle, 873 parsel ... ve paydaşları, 874 parsel ....... ve paydaşları, 875 parsel ... ...... ve paydaşları, 8 76... parseller ....... ve paydaşları, 878 parsel ....... ve paydaşları, 879 parsel ... ve paydaşları, 880 parsel ... ve paydaşları, 8 81... parseller ise ... ve paydaşları adına tespit edilmiş iken, itiraz üzerine kadastro komisyonunca 873 parsel ..., 874 parsel ......., 875 parsel ... ......, 8 76... parseller ...... 878 parsel ........, 879 parsel ..., 880 parsel ..., 8 81... parseller ise ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ...... ili ...... ilçesi ...... Mahallesi 873, 874, 875, 876, 878, 879, 880, 881, 8 82... parsel sayılı taşınmazlara uygulanan tapu kayıtlarının sınırlarının genişlemeye elverişli olduğunu belirterek, taşınmazların tapu miktar fazlalıklarının Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Asli Müdahil ... vekili müdahale dilekçesinde; dava konusu taşınmazların ........Vakfına ait olduğunu belirterek, taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile müvekkili vakıf adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.09.1993 tarihli ve 1990/219 Esas, 1993/524 Karar sayılı kararıyla, davanın reddine ve dava konusu taşınmazların komisyon kararı gibi tapuya tescillerine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 17.09.1993 tarihli ve 1990/219 Esas, 1993/524 Karar sayılı kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 17.03.1997 tarihli ve 1997/535 Esas, 1997/1501 Karar sayılı ilamıyla, ''... Dava konusu taşınmazların tespite esas alınan tapu sınırında gösterilen ... taşınmazının hükmün dayanağı ........ tarafından düzenlenen 1.9.1986 günlü haritada 873, 874 sayılı parsellerin batısındaki yolun batısında kalan 872, 703, 704 sayılı parsellerle bir bütün oluşturan dava dışı parsellerin bulunduğu kesim olduğu, tapu kaydında gösterilen dere sınırının taşınmazların kuzeyinde, cadde sınırının ise doğu ve güneyinde bulunduğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan inceleme, araştırma ve uygulama yetersizdir. Tüm parsellere revizyon gören Şubat 1294 tarih, 1402 sayılı tapu kaydında sınırlar yönsüz olarak cadde, ......., teke deresi ve cadde olarak gösterilmiş, miktarının ise 3 dönüm olduğu açıklanmıştır. Bu kaydın ... 1330 tarih, 65 sayılı gitti sicilinde kayıtta gösterilen sınırlar yönlendirilmiş, buna göre tapu kaydının doğusu cadde, kuzeyi teke deresi, batısı ...... tarlası, güneyi cadde olarak gösterilmiştir. Mahkemece yapılan keşiflerde ve hükme esas alınan haritada gösterildiği üzere kök tapu kaydındaki sınır yerlerinden teke deresinin taşınmazların kuzeyinde, caddenin güneyinde olduğu saptanılmış ise de diğer sınırlar saptanamamış, kaydın gittisini oluşturan 1330 tarihli 65 sayılı sicilde taşınmazların doğu sınırını oluşturan caddenin halen arazi üzerinde bulunmadığı, ancak dava konusu taşınmazlardan 880, 8 81... sayılı parsellerin doğu sınırı ile dava dışı 887, 884 sayılı parsellerin batı sınırı arasında kaldığı ve halen kapanmış bulunduğu, ... taşınmazının ise dava konusu taşınmazlardan 873, 874 sayılı parsellerin batı sınırını oluşturan yoldan sonra gelen 872, 703, 704 sayılı ve diğer parsellerin bulunduğu yer olduğu sonucuna varılarak hüküm kurulmuştur. Bir kaydın kapsamının belirlenmesinde kaydın ilk oluşturulduğu gündeki sınırların esas alınması ve buna göre kapsamının belirlenmesi gerekir. Yukarıda açıklandığı üzere kaydın ilk oluştuğu gündeki kayıtta gösterilen kuzeydeki teke deresi ile güneydeki cadde belirlenmiş ise de doğru ve batıdaki sınırlar yeterince belirlenmemiştir. Taşınmazların doğu sınırında bulunduğu kabul edilen ve halen kapalı olduğu açıklanan cadde sınırı dava dışı 8 87... sayılı parsellerin belgesiz olarak tesbit edilmiş bulunduğu tutanaklarında açıklandığına göre bu parsellerin içeriği ile doğrulanmamıştır. 8 87... sayılı parsellerin tutanak içeriğinde edinme nedenlerinin tümü gösterilmediğinden dava dışı parsellerin miktar fazlası olup olmadığı da anlaşılamamaktadır. Mahkemenin kabul ettiği gibi ... taşınmazının 872, 703, 704 sayılı parseller ile çevresindeki parseller olduğu hususu da bu parsellere revizyon gören Ağustos 1292 tarihli 15 nolu tapu kaydı maliki ve sınırları esas alındığında doğrulanmamıştır. Ağustos 1292 tarihli tapu kaydının ilk maliki İrat oğlu ..... ...... isimli bir kişidir. Bu kişinin ölümünden sonra kaydın intikalleri üzerinde yapılan incelemede kaydın hazineye geçtiği dönemden önceki malikleri ile ....... ....... mirasçıları arasında ..... isimli bir kişi ve ....... isimli bir kişiye satışa ilişkin herhangi bir açıklama edinme nedenleri de bulunmamaktadır. Haritaya göre 873, 874 sayılı parsellerin batı sınırındaki yolun tapu kaydının oluştuğu günde bulunup bulunmadığı yönü de araştırılmamıştır. Yerel bilirkişi ve tanıkların ...... yeri olarak söyledikleri taşınmazların dayanağı tapu kaydı ile sözleri doğrulanmadığına göre konunun daha ayrıntılı biçimde araştırılması gerekir. Kaldı ki 872,8 73... sayılı parseller ile çevresindeki parsellerin hakkındaki tesbitlere karşı da dava açıldığı ve bu davanın derdest olduğu, bu parsellerle ilgili getirtilip incelenen dava dosyası içeriğinden anlaşılmaktadır. Şu hale göre toplanan deliller yetersizdir. Öyle ise öncelikle tespite esas alınan tapu kaydı özellikle bu kaydın ilk gittisi ... 13 30... numaralı tapu kaydının dayanağını oluşturan ve yönlendirmeye ilişkin kayıt ve belgelerin bulunup bulunmadığı Tapu Sicil Müdürlüğü ile Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden ayrı ayrı getirtilip incelenmeli, dava dışı 887,884 sayılı parsellerin tutanak örnekleri tüm edinme nedenlerini de gösterir şekilde yeniden getirilmeli, bu parsellerin dava dışı daha doğuda kalan parsellerin miktar fazlası olarak tesbit edilip edilmediği yönü üzerinde durulmalı, soruşturmanın daha detaylı yapılabilmesi için dava dışı 894, 893, 888, 886, 885, 889, 892, 891, 896, 895 sayılı parsellerin tutanak örneği ve dayanağı belgeleri de getirtilerek bu taşınmazların öncesinin kök tapu kaydında sınırda gösterilen ... isimli kişiye ait olup olmadığı, bu kişiden kalıp kalmadığı hususları araştırılmalı, bu parsellere revizyon gören kayıtlarda batı sınırın yerel bilirkişi ve tanıkların kapandığını açıkladığı cadde yada yol sınırını gösterip göstermediğine bakılmalı, kaydın 330 tarihli gittisindeki değişikliğin ve yönlendirmenin doğru temele dayanıp dayanmadığı yönü dava dışı 872, 7 03... sayılı parsellere revizyon gören Ağustos 1292 tarihli 15 nolu tapu kaydı karşısında değerlendirilmeli, 873, 874 sayılı parsellerin batı sınırı ile dava dışı .........’ya ait tapu kaydının revizyon gördüğü dava dışı 872, 703, 704 sayılı parseller arasındaki yolun tapu kaydının oluştuğu günde olup olmadığı, kayıttaki cadde sınırının bu yol olup olmayacağı yönleri üzerinde durulmalı, teknik bilirkişiye keşfi ve uygulamayı gösteren harita çizdirilmeli, toplanan delilere göre tapu kaydında gösterilen ... taşınmazının taşınmazların doğusunda cadde sınırında halen 873, 874 sayılı parsellerin batı sınırı ile dava dışı 872, 703, 704 sayılı parseller arasında kalan yol olduğu sonucuna varıldığı takdirde ......... taşınmazının dağıtılıp dağıtılmadığı araştırılmalı, dağıtılmamış ise tapu kaydının yüzölçümü ile geçerli olduğu, miktar fazlası kesiminin kanunları uyarınca devlete kalan yerlerden olduğu ve zilyetlikle kazanılamayacağı dikkate alınmalı, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.'' denilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan keşifte gerek davacı yanın iptalini istediği tapu kaydı, gerek tapulama tutanaklarında geçen tapu kayıtları ile komşu parsellere ait tapu kayıtlarının geldi ve gittileri ile birlikte uygulandığı, tapu kayıtlarında geçen ... isminin mahalli bilirkişilerce bilinemediği, diğer üç hudut itibarıyla tapu kaydının taşınmazlara uyduğu, komşu parsele ait tapu kaydında doğusunda yer alan yolun, Kumköyden gelen yol olarak bilindiği, günümüzde dahi kullanılageldiğini, taşınmazların kadastro tutanağının tutulmasından evvelki dönemde dahi şimdiki kullanıcılar ve murisleri tarafından kullanıldığını, tutanakta ismi geçen ...... ve ....... isimlerini hiç duymadıklarını, köyde bu isimde birilerinin yaşadıklarını görmediklerini, itirazdan sonraki komisyon kararındaki gibi kişilerin kullandığını, ........ ağa ve ... ismini sadece duyduklarını ama burada yaşayıp yaşamadıklarını bilmediklerini, evvelden buraların Rum veya Ermenilere ait olmadığını beyan ettikleri, keşif sonrasında alınan bilirkişi raporlarında da tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlara uyduğunun, taşınmazları kapsadığının rapor edildiği, tüm bu durumlar göz önüne alındığında taşınmazların gerek kadastro tutanaklarında geçen tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı, bu durumun komşu taşınmazların tapu kayıtlarındaki komşu hududu itibarıyla da teyit edildiği, taşınmazların ....... ve Ermeni yeri olmadığı, 75-80 yıldır davalıların ve murislerin kullandığı, dava konusu taşınmazlardan olan, (eski 873) 1 28... parsel sayılı taşınmaz her ne kadar tapulama komisyonu kararında ... adına yazılmışsa da; mirasçılarının çeşitli aşamalarda vermiş oldukları dilekçeler ile kök muristen kalan haklarını dahili davalı - mirasçı ...'ya devrettikleri, ... her ne kadar bozma öncesinde davaya müdahillik dilekçesi vermişse de bozma öncesi kararda aleyhlerine karar verildiği, karara karşı temyiz yoluna gidilmediği, bozma ilamlarında bu hususa değinilecek bir durumun olmadığı" gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine, dava konusu ..... ili ...... ilçesi ...... Mahallesi (eski 874) 1 28... parsel, (eski 875) 1 28... parsel, (eski 876) 1 28... parsel, (eski 878) 1 28... parsel, (eski 879) 1 28... parsel, (eski 880) 1 28... parsel, (eski 881) 1 28... parsel, (eski 882) 1 28... parsel, (eski 883) 1 28... parsel sayılı taşınmazların tapulama komisyonu kararı gibi tapuya tesciline, (eski 873) 1 28... parsel sayılı taşınmazın Halit oğlu ... adına, tapulama komisyonu kararındaki vasfıyla tespit ve tapuya tesciline, taşınmazların yüz ölçümleri hususunda, 22/a çalışmalarındaki ölçümlerin baz alınmasına, (eski 873) 1 28... parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine "İşbu taşınmazın 1.003,49 metrekaresinin üzerinde, TEDAŞ Genel Müdürlüğü lehine havai irtifak hakkı bulunmaktadır." şerhinin düşülmesine, (eski 878) 1 28... parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine "İşbu taşınmazın 4.255,91 metrekaresinin üzerinde, TEDAŞ Genel Müdürlüğü lehine havai irtifak hakkı bulunmaktadır." şerhinin düşülmesine, (eski 881) 1 28... parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine "İşbu taşınmazın 59,29 metrekaresinin üzerinde, TEDAŞ Genel Müdürlüğü lehine havai irtifak hakkı bulunmaktadır." şerhinin düşülmesine, (eski 879) 1 28... parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine "İşbu taşınmazın 151,40 metrekaresinin üzerinde, TEDAŞ Genel Müdürlüğü lehine havai irtifak hakkı bulunmaktadır." şerhinin düşülmesine, (eski 880) 1 28... parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine "İşbu taşınmazın 1.251,68 metrekaresinin üzerinde, TEDAŞ Genel Müdürlüğü lehine havai irtifak hakkı bulunmaktadır." şerhinin düşülmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olduğunu, mahalli bilirkişi beyanlarına göre karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazların dayanağı olan tapu kayıtlarının sabit olmadığını, yabancılara ait yerler, dere, ırmak ve çalılıklar bulunduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Dahili davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporlarının tebliğ edilmediğini, bu nedenle irtifak hakkı tesis edilen alanların doğru olup olmadığının denetlenemediğini, yapılan yazışmalar neticesinde dava konusu taşınmazlar üzerinde halen kullanılmakta olan ....... ...... ENH geçtiğini, ancak bu hattın 1 28... parsel sayılı taşınmaza isabet etmediğini, bu nedenle bu taşınmaz hakkında irtifak alanı için şerh verilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca kurum lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Asli müdahil ... vekili; resen araştırma ilkesi doğrultusunda, müvekkili idare hakkında da karar verilmesi gerektiğini, bozma öncesi kararın temyiz edilmemesinin buna engel teşkil etmeyeceğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların tespitlerine esas alınan tapu kayıtlarının taşınmazları kapsayıp kapsamadığı, tapu kayıtlarının sabit sınırlı olup olmadıkları, taşınmazlar üzerinde tespit malikleri lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekili, asli müdahil ... vekili ve dahili davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 552,10 TL'nin temyiz eden dahili davalı ...'tan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.