Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2027 E. 2026/2003 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2027
Karar No
2026/2003
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/6 E., 2023/4 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ......... ili ...... ilçesi köyü çalışma alanında bulunan 1 13... parsel sayılı 8.113,64 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadimden beri köy tarlası olarak kullanıldığı belirtilerek, Köyü Tüzel Kişiliği adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde;........ ili ........ ilçesi köyü 1 13... parsel sayılı taşınmazın 1971 yılında ......................., ....... ........ ........ ve ...... ....... tarafından müvekkili olan davacıya satıldığını ve bu anlaşma neticesinde taşınmazların malik sıfatı ile nizasız fasılasız 36 yıldan beri davacı tarafından kullanıldığını ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAP Davalı Köy Tüzel Kişiliği vekili cevabında; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 04.10.2019 tarihli ve 2017/9 Esas, 2019/4 Karar sayılı kararı ile, "davacı asilin talep ettiği kısma ilişkin tapu kayıtları satış senedi ve zilyetliğe ilişkin yerel bilirkişi beyanları doğrultusunda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesine ilişkin şartların oluştuğu" gerekçesiyle 15.08.2019 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide 113/7/A harfi ile gösterilen 837,55 m²lik kısmının kabulüne 1 13... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, taşınmazın fen bilirkişileri tarafından düzenlenen 15.08.2019 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide 113/7/A harfi ile gösterilen 837,55 m²lik kısmının, adanın son parsel numarası verilmek suretiyle ve tarla vasfıyla davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu .......... ili ........... ilçesi köyü 8.113,64 m² yüzölçümlü tarla vasfındaki 1 13... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişileri ................tarafından düzenlenen 15.08.2019 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide 113/7/A harfi ile gösterilen 837,55 m²lik kısmının dışında kalan davacı tarafından feragat edilen 7.276,64 m²lik kısmının adanın son parsel numarası verilmek suretiyle ve tarla vasfıyla davalı Köyü Tüzel Kişiliği adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 04.10.2019 tarihli ve 2017/9 Esas, 2019/4 Karar sayılı kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 20.02.2023 tarihli ve 2021/11586 Esas, 2023/812 Karar sayılı ilamıyla, ''Davacının dayandığı, geldisi Mayıs 1961 tarihli 38 sıra numaralı, Nisan 1963 tarihli 217 sıra numaralı ve Kasım 1970 tarihli 10 sıra numaralı tapu kayıtları olan Nisan 1971 tarih ve 38 sıra numaralı tapu kaydının, mahallinde yapılan keşifte uygulandığı ve dinlenen mahalli bilirkişilerin, tapu kaydının sınırlarını ve tapu kaydında malik olarak olarak kişileri bilmediklerini beyan ettikleri anlaşılmakta olup, bu haliyle söz konusu tapu kaydının çekişmeli taşınmaza uyduğundan söz edilemez. Öte yandan; yine keşifte dinlenen mahali bilirkişiler ve tanıklar beyanlarında, dava konusu taşınmazın herkes tarafından kullanıldığını ifade etmişler; keşif sonrası dosyaya sunulan 19.08.2019 havale tarihli ziraat bilirkişi raporunda da, dava konusu taşınmazın doğu ve batısının eğimin %50 olduğu, kuzey ve güney kısmının eğiminin ise %12 olduğu ve işlemeli tarıma uygun olmadığı belirtilmiştir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, davacının dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığı ve taşınmaz üzerinde davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluşmadığı gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu, yazılı şekilde kısmen kabul kararı verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir." denilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. 2. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "davacının dava konusu ettiği taşınmazın tapu kaydının sınırlarının ve tapu kaydında malik olarak olarak gösterilen kişilerin keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanlarına göre bilinmediği, dava konusu taşınmazın herkes tarafından kullanıldığı yönünde mahalli bilirkişilerin beyanları ve dava konusu taşınmazın eğim durumu göz önünde bulundurulduğunda tarımsal faaliyet yapılmasına elverişli olmadığı" gerekçeleriyle, davanın reddine, 1 13... parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu yerin davacıya ait olduğunun mahalli bilirkişi beyanları ile anlaşıldığını, dava dosyasına sunulan delillerle ve tapu kayıtları ile davanın ispatlandığını, satış senedi ve zilyetliğin devri belgeleri olmasına rağmen tanık beyanlarına göre karar verilmesinin hatalı olduğunu tanık beyanlarının çeliştiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının dayandığı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığı ve kapsamıyorsa taşınmaz üzerinde zilyetlik iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/2027, K. 2026/2003, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-2027-e-2026-2003-k-504617c0a08a