Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2305 E. 2026/2000 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2305
Karar No
2026/2000
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/29 E., 2024/16 K.

İlk Derece Mahkemesince verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ........... ili ... ilçesi .......... Mahallesi çalışma alanında bulunan 5 73... , 5 74... , 5 74... ve 5 74... parsel sayılı taşınmazlar 1969 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakıldıktan sonra, 2022 yılında 3402 sayılı Kanunu' nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8. maddesi kapsamında yapılan kadastro sonucunda genel mahkemede dava konusu olduğundan bahisle malik ve yüzölçümü haneleri boş olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... ........ kadastro tespit gününden önce Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; irsen intikal, taksim, hibe ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayanarak ........ ilçesi ......... Mahallesinde bulunan ve 1969 yılında yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz bölümlerinin adına tescili istemiyle dava açmış ve yargılama sırasında dava konusu taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeni ile dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. II. CEVAP Davalı Hazine cevabında; taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Denizli Asliye Hukuk Mahkemesince usule ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, 25.05.2021 tarihli ve 2019/974 Esas, 2021/4344 Karar sayılı kararla, davanın reddine ve teknik bilirkişinin 03.11.2014 havale tarihli raporunda (A) harfiyle gösterilen 14.236,34 metrekare ve (B) harfiyle gösterilen 17.968,51 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bölümlerinin davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 25.05.2021 tarihli ve 2019/974 Esas, 2021/4344 Karar sayılı ilamıyla, "... İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın evveliyatının dere yatağı olup, dere yatağının Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarafından 1995 yılında ıslah edildiği ve bu tarihten dava tarihine kadar zilyetlikle iktisap süresi olan 20 yılın dolmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli bulunmadığı, dava konusu taşınmaz bölümleri ile komşu taşınmazları birlikte gösterir geniş harita ve DSİ tarafından gönderilen ıslah projesine ait haritanın bir bütün olarak incelenmesinden, ıslah edilen derenin kuzey yönde olup, dere ile dava konusu taşınmaz bölümleri arasında kadastro sırasında tespit ve tescil edilen çok sayıda taşınmaz bulunduğunun anlaşılmasına göre, bu haritalara göre uzak mesafede bulunan derenin aşırı yağışlar nedeniyle zaman zaman taşmasının taşınmaz bölümlerini etkileyip etkilemeyeceği hususunda jeolog bilirkişiden rapor alınmaksızın ve öncesinin dere yatağı olup olmadığının, imar ihyanın ne zaman başladığının ve tamamlandığının belirlenmesi açısından hava fotoğrafları üzerinde inceleme yaptırılmaksızın taşınmazın derenin ıslah çalışmasının yapıldığı tarihe kadar aktif dere yatağı kapsamında kaldığının kabulüne olanak bulunmadığı açıklanarak, İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle, dava konusu taşınmazın imar planına alınıp alınmadığı, alınmış ise imar planının hangi tarihte onaylanarak kesinleştiği ilgili belediyeden sorularak, imar planının onaylı bir örneği ile dava konusu taşınmazlara komşu parsellerin kadastro tutanakları ile varsa dayanağı olan kayıtların dosya arasına celp edilmesi, ayrıca taşınmazlara ilişkin eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin harita sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazın bulunduğu köyü / mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya arasına alınmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre dava tarihinden ya da taşınmazın dava tarihinden önce kesinleşmiş imar planı kapsamında kaldığının anlaşılması halinde imar planının kesinleşme tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesinin tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulması, bu şekilde dosyanın ikmal edilmesinden sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve jeolog bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılması, bu keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, taşınmaz bölümlerinin geçmişte ne durumda bulunduğu, evveliyatının dere yatağı olup olmadığı, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, taşınmaz bölümlerinin evveliyatı itibariyle imar ve ihyaya konu edilebilecek yerlerden olması halinde, imar-ihya edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği hususlarının etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılması, ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmaz bölümlerinin eğimini, niteliğini, toprak yapısını, bitki örtüsünü, zirai durumunu, çevresindeki kadastral parsellerle arasında bir fark bulunup bulunmadığını, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, edilmiş iseler imar-ihyaya konu olmaya başlandığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, kullanım durumunu kesin olarak belirleyen, somut verilere ve bilimsel esaslara dayalı, sınırındaki kadastral ve tescil harici taşınmazlarla mukayese edilecek şekilde fotoğraflarla desteklenmiş ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlemelerihih istenilmesi, jeolog bilirkişisindan, taşınmazın öncesinin aktif dere/çay yatağı olup olmadığı, öyle ise ne zaman derenin aktif yatağından kurtulduğu, çevresinde bulunan kadastral parseller arasında, çay yatağında kalıp kalmadıkları noktasında fark bulunup bulunmadığı hususlarında fotograflarla desteklenmiş rapor istenilmesi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden ise getirtilen tüm stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde, taşınmaz bölümlerinin öncesinde dere/çay yatağı olup olmadığını, sınırlarını ve niteliğini, taşınmaz bölümü üzerinde imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor alınması ve bu raporda dava konusu taşınmaz bölümlerinin uydu fotoğrafları üzerinde, yakın çevresindeki ve yakınında bulunan dere ile birlikteki konumunun gösterilmesinin istenilmesi, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi '' gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozma ilamı sonrası yapılan yargılama neticesinde, Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.12.2022 tarihli ve 2022/1 73... /604 Karar sayılı kararı ile verilen görevsizlik kararı üzerine, dosya Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. İlk Derece (Denizli Kadastro) Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "dava konusu yerlerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlardan olmadığı, orman veya mera niteliği taşımadığı, köy boşluklarından olmadığı ve özel mülkiyete konu olabilecek nitelikte bulunduğu, başlangıçta kadastro tespitinde tescil harici bırakılan yerlerden olup, taşınmazın davacının dedesi ........... tarafından uzun yıllar tarım arazisi olarak ekip dikmek suretiyle malik sıfatıyla kullandıktan sonra ölümü ile davacının babası ...'a kaldığı, .......... kendisine düşen yerleri davacı ve kardeşi ........ paylaştırdığı, dava konusu yerlerin davacıya düştüğü, bu durumun ........ keşif beyanıyla da sabit olduğu, davacının da bu yerde ziraat yapmaya devam ettiği, böylece taşınmazın 20 yılı çok aşkın süredir davacının nizasız ve fasılasız eklemeli zilyetliğinde bulunduğu, davacının senetsizden edindiği taşınmaz miktarının 3402 sayılı Kanun'da belirlenen sınırları aşmadığı" gerekçeleriyle, davanın kabulüne ve tashih ile yapılan düzeltme sonucunda, ........ ili ...... ilçesi ........... Mahallesi, 5 73... parsel sayılı taşınmazın 13.355,33 metrekare yüzölçümü ve tarla vasfıyla; aynı yer 5 74... parsel sayılı taşınmazın 3.729,49 metrekare yüzölçümü ve tarla vasfıyla ve aynı yer 5 74... parsel sayılı taşınmazın 4.519,52 metrekare yüzölçümü ve tarla vasfıyla; aynı yer 5 74... parsel sayılı taşınmazın 9.826,14 metrekare yüzölçümü ve tarla vasfıyla ayrı ayrı davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde ; dava konusu taşınmazın masraf ve emek sarfı ile imar ihya edilerek tarıma elverişli hale getirildiğine dair herhangi bir bilgi bulunmadığını ve eksik inceleme ve araştırma yapıldığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık taşınmazlar üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/2305, K. 2026/2000, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-2305-e-2026-2000-k-3f272234005a