Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5239 E. 2025/2832 K. – Uygulama Kadastr
Konu: Uygulama Kadastrosunun İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5239
- Karar No
- 2025/2832
- Karar Tarihi
- Konu
- Uygulama Kadastrosunun İtiraz
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/433 E., 2024/1220 K. VEKİLİ : Avukat ... DAVA TARİHİ : 27.05.2022 KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Burhaniye (Kapatılan) Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/28 E., 2023/12 K. Taraflar arasındaki uygulama kadastrosunun itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı İdare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı İdare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi uyarınca 2022 yılında yapılan uygulama kadastrosu sırasında, ... ili ... ilçesi ... mahallesi çalışma alanında bulunan, tapuda davalı adına "zeytinlik" vasfıyla kayıtlı bulunan eski 128 ada 3 parsel sayılı ve 11.767,60 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 438 ada 54 parsel numarasıyla ve 11.878,03 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda ... ... Camii Vakfı adına kayıtlı bulunan eski 128 ada 1 parsel sayılı ve 15.214,40 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 438 ada 55 parsel numarasıyla ve 15.046,95 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, uygulama kadastrosu sırasında mülkiyeti ... ... Camii Vakfına ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini eksikliğin davalıya ait eski 128 ada 3 (yeni 438 ada 54) parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda "... yerel bilirkişi beyanları ; 1995 ve 2021 yılları hava fotoğrafları incelenerek verilen raporda dava konusu 438 ada 55 ve 54 nolu parseller arasındaki sınırların belirgin olup hava fotolarındaki belirgin sınırların yenileme kadastrosundaki sınırlar ile uyumlu olduğunun belirtilip, dava konusu 438 ada 54 ve 55 parsellerin müşterek sınırında mevcut doğal sınırların güncelleme sınırları ile uyumlu olduğu, dava konusu taşınmazların müşterek sınırlarının yenileme çalışmalarında doğru tespit edildiği ve yapılan bu tespitin mevzuat hükümlerine uygun olduğu, bilirkişi heyetinin raporunun hükme esas almaya elverişli olduğu..." gerekçesiyle davanın reddine; çekişmeli 438 ada 55 (eski 128 ada 1) parsel ve 438 ada 54 (eski 128 ada 3) parsel sayılı taşınmazların uygulama tutanağı gibi tapuya tescillerine dair kararın davacı İdare vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda "...Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, yapılan keşif sırasında dinlenilen yerel bilirkişilerin taşınmazlar arasında sınırların belirgin olup değişmediğini bildirmelerine, görüşleri hükme esas alınan teknik bilirkişilerin raporlarında 1995 yılı hava fotoğrafları ile 2021 yılı hava fotoğraflarında nizalı taşınmazlar arasında ki sınırların belirgin olduğu ve hava fotoğraflarında ki bu belirgin sınırların yenileme kadastro sınırı ile uyumlu olduğunu bildirmelerine, yine hava fotoğrafı talep sayfasına göre 1992 yılına en yakın tarihli olarak istenilen hava fotoğrafları yönüyle 1956 ve 1995 yılı hava fotoğrafları bildirilmekle bu haliyle 1989 tarihinden önceki ve bu tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafının temin edilememesine, bilirkişi rapor içeriğinde bulunan krokiler çıplak gözle incelendiğinde hava fotoğraflarında nizalı taşınmazlar arasında ki sınırlar arasında koyu renk şeklinde ayrım izlendiği gibi her ne kadar tesis ve yenileme paftası arasında kısmen farklılık var ise de bilirkişi raporunda belirtildiği üzere bunun tecviz sınırı içinde bulunmasına, bu haliyle nizalı taşınmazlar açısından hava fotoğrafları ve yerel bilirkişi beyanları ile doğrulanan sınırların sabit sınır olarak esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve böylelikle uygulama kadastrosunun kanun ve yönetmeliklere uygun olarak belirlendiğinin anlaşılmasına göre ..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup iş bu karar davacı İdare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı İdare vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 7531 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi uyarınca Vakıflar Genel Müdürlüğünden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.