Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5062 E. 2026/2360 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5062
Karar No
2026/2360
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/55 E., 2024/21 K.

İlk Derece Mahkemesince verilen karar davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ...köyü çalışma alanında 2007 yılında yapılan kadastro sırasında, 1 03... parsel sayılı 2.460.182,51 m² yüzölçümündeki taşınmaz, orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 2007 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 4. maddesine göre yapılan orman kadastrosu, 2013 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) uyarınca yapılan orman olduğu halde orman sınırları dışında bırakılan ormanların kadastrosu ve 2/B madde çalışmaları vardır. 2. Davacı, uzun yıllardır zilyetliğinde bulunan tarım arazisi vasfındaki taşınmazın orman parseli içerisinde bırakıldığını ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile kök muris adına tescili istemiyle Kadastro Mahkemesinde dava açmıştır. II. CEVAP Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.10.2015 tarihli ve 2013/97 Esas, 2015/97 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı ve davacı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfiyle gösterilen 2.215 m² yüzölçümündeki bölümün ayrı parsel numarası altında ... mirasçıları adına tapuya tesciline, taşınmazın geriye kalan bölümünün tespit gibi tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar ... vekili ve Hazine temsilcisi tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 25.10.2017 tarihli ve 2016/4109 Esas, 2017/8395 Karar sayılı ilâmıyla "davacı tarafça, 2013 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B uygulaması sırasında zilyetliğinde bulunan taşınmazın orman sınırları içerisinde bırakıldığı iddiasıyla tahdide itiraz davası olarak askı ilan süresinde Kadastro Mahkemesinde eldeki davanın açıldığı, Mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen ve hükme esas alınan fen bilirkişi raporuna göre davaya konu taşınmazın 2007 yılında 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu sırasında 1 03... sayılı orman parseli olarak tespit ve tescil edilen taşınmaz sınırları içinde kaldığı, dosya arasında bulunan tapu kaydına göre 1 03... sayılı parselin kadastro tutanağının itirazsız kesinleşerek tapuya tescilinin yapılmış olduğunun anlaşıldığı, Kadastro Mahkemesinin, 6831 sayılı Kanun'un 11. maddesinde belirtilen askı ilânı içinde açılan davalar ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 26... . maddeleri uyarınca askı ilânında açılan kadastro tespitine itiraz davalarında görevli olduğu; kadastro tutanağı kesinleşerek ve tapuya tescil edilen taşınmazlar hakkında açılacak davalarda genel mahkemelerin görevli olduğu ve bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiği" gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin 21.02.2018 tarihli ve 2018/1 Esas, 2018/2 Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilerek dosya Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı ve şahıslar lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 1 03... parsel numaralı taşınmazın tapu kaydının iptali ile 10.07.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 2.215,00 m²lik alana ayrı bir parsel numarası verilerek Kurşunlu Sulh Hukuk Mahkemesinin 22.10.2018 tarihli ve 2018/180 Esas, 2018/234 Karar sayılı veraset ilamındaki hisseleri oranında tarla vasfı ile davacılar adına tapuya tesciline, davacı tarafın dava konusu ettiği fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen alan çıkarıldıktan sonra geriye kalan taşınmazın yüzölçümünün 2.457.967,51 m² olarak düzeltilip, niteliği (orman) aynı kalarak Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu ve yapılan araştırmanın yeterli bulunmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine ve temyiz edenin sıfatına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın bir kısmının öncesi itibarıyla orman sayılan yerlerden olmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; kesinleşmiş orman kadastrosunun bulunmadığı yerlerde bir taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı eski tarihli belgelerin incelenmesi suretiyle belirlenecektir. Hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda; dava konusu yere ait haricen Harita Genel Komutanlığının sitesinde yapılan araştırmaya göre, 1951 tarihli hava fotoğrafı bulunmasına rağmen, 1974 tarihli hava fotoğrafı incelenmiş, İlk Derece Mahkemesince de bu rapor esas alınarak sonuca gidilmiştir. Halbuki taşınmazın orman parseli içinde ve sınırlarında orman bulunması nedeniyle yalnızca 1974 tarihli hava fotoğrafı incelenerek orman olmadığına karar verilmesi taşınmazın hukuki niteliğini belirleme yönünden yeterli değildir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için; yöreye ait 1951 tarihli hava fotoğrafı ve bu fotoğraftan üretilen memleket haritası dosya arasına getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, getirtilen belgeler dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun), 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar (5658 sayılı Kanun) karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; çevresindeki orman arazilerinden hangi niteliklerle ayrıldığı açıklanmalı, keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafı ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmaz çevre parsellerle birlikte hava fotoğrafı üzerinde denetime açık şekilde gösterilmeli, taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritasındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1/J maddesi uyarınca değerlendirmesi yapılmalı, stereoskopik hava fotoğrafının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince anılan hususlar gözetilmeksizin karar verilmesi usul ve kanuna aykırılık oluşturduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilâmının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5062, K. 2026/2360, T. 07.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-5062-e-2026-2360-k-2795aa1ab28c