Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5024 E. 2026/4615 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5024
Karar No
2026/4615
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/32 E., 2024/55 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, ... köyü Kürardı mevkisinde bulunan 2 45... parsel sayılı 414,9 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğiyle önceden aynı ada 1 ila 13 sayılı parsellerin bir bütün olarak ... zilyetliğindeyken ifrazen 1990 yılında kimliği tespit edilemeyen birine satılmış, ancak parselin Marmaris 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu edildiğinden söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Marmaris 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/245 Esasına kayıtlı dosyasında, davacı ... tarafından davalı sıfatıyla Hazine, ... ve ... Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine açılan tescil davasıyla, ... çocukları... mirasçıları ve mirasçılarından... mirasçıları terekesi mümessili ... tarafından davalı Hazine ve Köy Tüzel Kişiliği ile ..., ... taraf gösterilerek, tescil davasına konu taşınmazın Temmuz 1969 tarihli ve 63, 64 ve Şubat 1962 tarihli ve 4 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında kaldığından, tescil davasının reddi ve el atmanın önlenmesi istemiyle açılan dava birleştirildikten sonra, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 5 ve 27. maddeleri gereğince Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu edilip tespit harici bırakılan yerle ilgili davanın görevsizlik nedeniyle, 2 45... sayılı parsele ilişkin davanın esastan reddine, dava konusu 2 45... sayılı parselin tespitteki niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili, davalı ... İdaresi vekili ve ... mirasçıları ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen önceki karar Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında; "davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının süresinden sonra yapıldığı gerekçesi ile reddinin gerektiği, dava konusu taşınmazın orman tahdidi dışında kalan ve orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle Orman İdaresinin temyiz itirazlarının reddinin gerektiği açıklandıktan sonra; muteriz davacılar ... mirasçıları ve arkadaşları vekilinin itirazları bakımından ise, Arazi Kanunnamesi'nin Medenî Kanun'a aykırı düşmeyen hükümlerinin, bu arada konuyla ilgili 20... . maddelerinin yürürlükte olduğunun kabulü ile somut olayda anılan kanun hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının araştırılıp tartışılması gerektiği halde bu yönde yeterli araştırma ve inceleme yapılmadığı, Arazi Kanunnamesi'nin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığını saptamak amacıyla, davacı tarafın dayanağını oluşturan çiftlik tapu kayıtlarının hukuki değerlerini kaybedip kaybetmedikleri yönünden yapılacak değerlendirmenin her bir taşınmaz yönünden ayrı ayrı yapılması zorunlu bulunduğu, Marmaris Kadastro Mahkemesinin 1996/11 Esas sayılı dosyasında yapılan tapu kaydı kapsamının belirlenmesi işleminin dosyada davacı ... ve müşterekleri taraf olsa da, karşı tarafın taraf olmaması ve kapsam belirleme işleminin 3402 sayılı Kanun'un 20/C maddesinde yazılı ilkelere uyularak yapılmamış bulunması nedeniyle karşı tarafı bağlamayacağı, davacı ... ve müşterekleri çiftlik tapu kayıtlarına dayandığı, dayanılan kayıtlardaki hudutların arazinin tamamının etrafını kapatır şekilde çevrelememesi hudutların nokta hudutlar olması, hudutların birbiri ile düz hatlarla birleştirilmesi suretiyle meydana gelen geometrik şekil içerisinde kullanılmayan ve kullanılması mümkün olmayan deniz, dağ, dere, orman, ırmak, tepe gibi yerlerin bulunması nedeniyle dayanılan kayıtlar hudutları ile değil miktarı ile geçerli oldukları, davacı ... ve müştereklerinin dayanağını oluşturan tapu kayıtlardaki hudutların arazinin tamamının etrafını çevrelememesi, hudutların nokta hudutlar olması, hudutların birbirine düz hatlarla birleştirilmesiyle meydana gelen geometrik şekil içerisinde kullanılmayan ve kullanılması mümkün olmayan arazi bölümlerinin bulunması nedeniyle tapu kayıtları gayri sabit hudutlu olup, 3402 sayılı Kanun'un 20/C maddesi uyarınca hudutlarıyla değil miktarıyla geçerli olduğu, hal böyle olunca; doğru ve sağlıklı sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle yapılması gereken iş, aynı çalışma alanında (veya çiftlik hudutları içerisinde) yer alan taşınmazlarla ilgili aynı nitelikteki dava dosyalarından birisi kılavuz dosya seçilerek; aynı tapu kayıtlarına dayanılarak tapu malikleri veya onların halefleri adına tescil edilen, bedeli davacılara ödenmek suretiyle kamulaştırılan veya herhangi bir nedenle bu kayıtların kapsamında kaldığı kabul edilip tescil edilen tüm taşınmazların onaylı tutanak suretleri getirtilip dosyaya konulduktan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada menfaati bulunmayan şahıslar arasında seçilecek yerel bilirkişilerle, taraf tanıkları ve teknik bilirkişiler huzuruyla keşif icra edilmesi, keşif sırasında bu tapu kayıtlarının miktarıyla geçerli olduğu ve karşı tarafın yokluğunda 1996/11 Esas sayılı dosya üzerinden yapılan kapsam tayininin bağlayıcı olmayacağı nazara alınarak tapu kayıtları ihdasından itibaren tüm tedavülleriyle okunup kayıtta yazılı hudutlar mahalli bilirkişilere zeminde tek tek gösterilmesi, bilirkişilerce gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanması, bilirkişi ve tanıklarca gösterilen hudutlar teknik bilirkişilere haritasında işaret ettirilmesi, kayıtların hudutlarının taşıdığı özellikler ve intikallerdeki değişiklikler konusunda yerel bilirkişi ve tanıklardan bilgi alınması, dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın niteliği, intikali ve tasarrufu sorulup saptanması, tespite aykırı sonuca varıldığı takdirde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılması, teknik bilirkişilere tapu kayıtlarının miktarlarıyla geçerli olduğu nazara alınarak sabit hudutlardan başlamak üzere her tapu kaydının miktarı kadar araziyi gösterir keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmesi, tapu kayıtların sabit hudutlardan başlamak üzere miktarı kadar yer ayırırken davacılar adına tespit edilip kesinleşen taşınmazlarla kamulaştırılan arazi bölümleri dikkate alınması ve özellikle dayanılan tapu kayıtlarının miktar itibarıyla davaya konu parseli kapsayıp kapsamadığı kesin olarak belirlenmeye çalışılması; bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek; dava konusu taşınmazın davacı ... ve müştereklerinin dayanağını oluşturan tapu kaydının 3402 sayılı Kanun'un 20/C maddesi çerçevesinde miktar itibarıyla kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılması halinde parselin tapu malikleri adına tapuya tesciline, tapu kayıtlarının yüzölçümü ile geçerli kapsamı dışında kaldığı belirlendiği taktirde, şimdi olduğu gibi Hazine tapuya tesciline karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Bozma sonrası yapılan yargılama sırasında ... Ticaret AŞ vekili, davacılar ... ve müştereklerinin tapudan gelen bir kısım paylarının satın alma nedeniyle müdahil şirket adına tescili istemiyle davaya katılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacılar ... ve arkadaşları ile müdahil davacı ... AŞ'nin davasının kabulüne; davacı ... hakkında Kadastro Mahkemesinin 2012/39 Esas ve 2013/44 Karar sayılı ilamında davasının reddine ilişkin hüküm kesinleştiğinden kesin hüküm sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına; ... (köyü) Mahallesi 2 45... parsel sayılı taşınmazın toplam 3840 pay kabul edilerek 2840 payının ... Ticaret AŞ adına, kalan payların ise ... ve arkadaşları adına payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine vekili, ... vekili ve Marmaris Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle Dairemizin 10.05.2022 tarihli ve 2021/18886 Esas, 2022/4349 karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma ilamında özetle; "Marmaris Belediye Başkanlığının temyiz inceleme isteminin reddi gerektiği, davalılar Hazine vekili ve ... vekilinin temyiz itirazları bakımından ise; davacı ... ve arkadaşları tarafından, ... mevkiinde bulunan 4000 dönüm yüzölçümlü Mart 1290 tarihli 9/18 defter varak sayılı, sınırları “... ve “...” olan,... mevkiinde bulunan 3000 dönüm yüzölçümlü Mart 1290 tarihli 9/19 defter varak sayılı, sınırları “...” ve “...” olan, ... mevkiinde bulunan 7000 dönüm yüzölçümlü Mart 1290 tarihli 9/20 defter varak sayılı, sınırları “...” ve “...” olan üç adet kök tapu kayıtları ile bu kayıtlardan gelme Ağustos 1326 tarihli 2, 3 ve 4 numaralı ve Şubat 1962 tarihli 1, 2 ve 3 numaraları tapu kayıtlarına dayalı olarak ..., ... köylerinde yapılan kadastro tespitlerine itiraz ederek çok sayıda dava açtıkları uzun yıllardır yargılamalarının sürdüğü, ... köyü kadastro çalışma alanında kalan taşınmazlar hakkında İlk Derece Mahkemesince davalılar/zilyetler lehine Arazi Kanunnamesi'nin 20... . maddelerinin lehlerine gerçekleştiği gerekçesiyle davaların reddine dair verilen kararların büyük çoğunluğunun Yargıtay denetiminden geçerek onandığı, bir kısım davaların da Arazi Kanunnamesi'nin 20... . maddelerinin zilyetleri lehine gerçekleşip gerçekleşmediği ve çiftlik tapularının uygulanması yönüyle araştırma ve incelemeye dayalı olarak bozulduğu, bu kararların temyiz incelemesi için Dairemizde bulunduğu ve başta İlk Derece Mahkemesinin kılavuz dosya olarak kabul ettiği 2014/26 Esas sayılı dosya olmak üzere diğer dosyaların temyiz incelemesi sonucunda Dairemizin 2021/11106, 5537, 5538, 5540 ve diğer Esas sayılı ilamlarında özetle; "3402 sayılı Kanun'un 20/C maddesi uyarınca tapu kaydına, ancak birbiriyle çakışan iki sabit hududun bulunması halinde bu hudutlardan başlanmak suretiyle miktarıyla kapsam tayin edilmesinin mümkün olduğu, Yargıtayın gayrimenkul davalarının incelemesinin yapıldığı (Kapatılan) 7, 16... . Hukuk Dairelerinin ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun uygulamasının da bu yönde olduğu, davacı ... ve arkadaşlarının dayandıkları ... ve ... mevkili tapu kayıtlarının sınırlarının tamamının gayri sabit hudutlu olup bu sınırların geniş alanları ifade ettikleri gibi, bu sınırlar arasında kullanılması mümkün olmayan deniz, dağ, dere, orman, ırmak, tepe gibi yerlerin bulunduğu, ancak her biri geniş alan içeren sınırlarda hayali bir nokta alınmak suretiyle ve yine hayali düz çizgilerle sınırlarının birleştirilebildiği, bu hayali çizgilerle birleştirilen alanın tapu kayıtlarının miktarının 20 katından çok daha fazla bir alanı kapsadığı, her ne kadar vergi kayıtlarının tam ve doğru bir şekilde keşif esnasında uygulaması yapılıp dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı belirlenmemiş ise de; davacı çiftlik tapu maliklerinin 1936 yılında tek taraflı beyanına dayalı olarak düzenlenen tahrir vergi kayıtlarının, zilyetlik iradesinin devam ettirildiğine dair karine sayılamayacağı, zira tahrir kayıtlarının düzenlendiği 1936 yılından kadastro tespitlerinin yapıldığı 2007 yılına kadar aynı Kanun’un 20/C maddesi gereğince tapu maliklerince dava konusu taşınmazlar üzerinde sürdürülen bir zilyetliğin olmadığı, dava konusu taşınmazların bulunduğu ... köyünde hem 1970 yılında hem de 2007 yılında yapılan kısmi kadastro çalışmalarında tapu malikleri adına tapuya dayalı olarak tespit görüp kesinleşen ya da yine tapu kaydına dayalı olarak tapu malikleri adına hükmen kesinleşen bir taşınmaz bulunmadığı, bu haliyle tapu kayıtlarına miktarıyla kapsam tayinin mümkün bulunmadığı, ortada sabit sayılabilecek tek bir sınır bile olmadığından, bunun aksine olarak her ne şekilde olursa olsun tapu kayıtlarına kapsam tayin edilmeye çalışılması halinde subjektif bir uygulamaya yol açılacağı, diğer bir anlatımla; davacı ... ve arkadaşlarının tutundukları ... ve ...mevkili tapu kayıtlarına kapsam tayinin hukuken mümkün bulunmadığı ve dava konusu edilen taşınmazların miktarıyla geçerli tapu kayıtlarının kapsamında kaldığını ispatlayamadıkları gerekçesiyle davacı ... ve arkadaşlarının davalarının reddine karar verilmesi" gereğine değinilerek Mahkeme kararlarının bozulduğu, temyize konu dosya açısından davacı ... tarafından kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak açılan dava ile ... ve arkadaşları tarafından tescile itiraz davasının birleştirildiği, dayanılan çiftlik tapu kayıtlarının ... köyünde bulunan taşınmazlar yönüyle kapsam tayinin hukuken mümkün bulunmadığının Dairemizin 2021 Esasına kayıtlı dosyalarda yapılan temyiz incelemesiyle belirlenen bir gerçek olduğu, dava konusu 2 45... parsel sayılı taşınmazın ... köyünde bulunduğu, davacıların dayandıkları ... ve ... mevkili tapu kayıtlarının sınırlarının tamamının gayri sabit hudutlu olup bu sınırların geniş alanları ifade ettikleri gibi, bu sınırlar arasında kullanılması mümkün olmayan deniz, dağ, dere, orman, ırmak ve tepe gibi yerlerin bulunduğu, dava konusu taşınmazın da ancak her biri geniş alan içeren sınırlarda hayali bir nokta alınmak suretiyle ve yine hayali düz çizgilerle sınırlarının birleştirilebilen alanda kaldığı anlaşılmakta ise de, bu hayali çizgilerle birleştirilen alanın tapu kayıtlarının miktarının 20 katından çok daha fazla bir alanı kapsadığı, sabit bir sınırının bulunmadığından tapu kayıtlarına miktarıyla geçerli olacak şekilde kapsam tayin edilmesinin mümkün bulunmadığı ve bu haliyle ... köyü çalışma alanında tespiti yapılan ve dava konusu edilen taşınmazın miktarıyla geçerli tapu kayıtlarının kapsamında kaldığının ispatlanamadığı, kaldı ki dava konusu taşınmazın kesinleşen orman kadastrosuna göre durumu incelendiğinde, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 1966 yılında yapılan orman tahdidine ait tutanaklarda 147 numaralı parsel tarif edilirken “... İşgalindeki tarlanın kuzeybatı köşesindeki çam ağacına yazılan ... numaralı noktadan başlandı....903 numaralı noktadan ... tarlası ormanın güney, ..., ... ve ... tarlası ormanın doğu sınırını, ... tarlası ormanın önce kuzey sonra doğu sınırını teşkil ederek başlangıç noktası olan 889 numaralı noktaya gelindi, bu yerlerin görüntülerine göre fotoğrafından çizildiği şekilde gelinerek bu parselin fiili durumunun tespiti ile iktifa olundu” ifadesine yer verildiği, dava konusu taşınmaz fiilî durumu tespit edilerek orman sınırı dışında bırakılmış ise de, bu şekildeki bir tespitte bulunulmasındaki amacın hak sahiplerinin geçerli bir tapusu varsa o tapuya dayanarak orman kadastrosuna itiraz davası açmalarına imkan vermek olduğu ve fakat aslında taşınmazın yukarda açıklanan kanuni düzenlemeler ile orman kadastrosu içinde bırakıldığı kabul edilmekte olup, hak sahipleri tarafından orman kadastrosunun iptali için hak düşürücü süre içinde herhangi bir dava da açılmadığı gözönüne alındığında, taşınmazın esasında halen orman sınırları içerisinde bulunduğu, dava konusu taşınmaz, davacılar ... mirasçıları ve arkadaşlarının dayandığı tapu kaydı kapsamında kalsa bile 4785 sayılı Orman Kanunu'na Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Devletleşen ormanlardan olduğu ve 5658 sayılı Orman Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanun'a Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun uyarınca iadeye tabi bulunmadığı ve bu nedenle dayanılan tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaza ilişkin olarak hukuki kıymetini kaybettiği anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacı ve müdahil davacıların davalarının reddi ile Muğla ili ... ilçesi ... köyü 2 45... parsel sayılı taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, davacıların davaların parsel alan kısım yönünden esastan, tescil harici kalan kısım yönünden ise görev yönünden reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edimiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle, davacılar ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL nin temyiz edenden alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,25.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5024, K. 2026/4615, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-5024-e-2026-4615-k-48316bd2a935