Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4784 E. 2026/2330 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4784
- Karar No
- 2026/2330
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/25 E., 2023/35 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; davacı ..., İlk Derece Mahkemesinin 29.03.2013 tarihli ve 2011/35 Esas, 2013/24 Karar sayılı kararının kendisine tebliğ edilmediğini, bu karardan İlk Derece Mahkemesinin temyize konu 15.09.2023 tarihli ve 2022/25 Esas ve 2023/35 Karar sayılı kararının tebliği ile haberdar olduğunu açıklayarak kararın bozulmasına karar verilmesini istemiş ise de, dosyanın incelenmesinde, 2011/35 Esas ve 2013/24 Karar sayılı kararının bozulmasından sonra tayin edilen duruşma gününün, 2011/35 Esas sayılı kararın bozulmasından sonra verilen 2016/13 Esas sayılı kararın, Dairemizin 01.12.2021 tarihli ve 2021/11850 Esas, 2021/11827 Karar sayılı bozma ilamının ve bu bozma ilamı üzerine tayin olunan duruşma gününün davacı ...'ye tebliğ edildiği, yine davacının, 19.12.20 16... .02.2023 tarihli duruşmalara katıldığı, 19.12.2016 tarihli duruşmada bozma ilamına bir diyeceği olmadığı yönünde beyanda bulunduğu anlaşılmakta olup, bu durum karşısında davacının İlk Derece Mahkemesinin 29.03.2013 tarihli ve 2011/35 Esas, 2013/24 Karar sayılı kararından, temyize konu 15.09.2023 tarihli, 2022/25 Esas ve 2023/35 Karar sayılı kararın tebliği ile haberdar olduğu yönündeki iddiasını kabule imkan bulunmadığı ve İlk Derece Mahkemesinin 29.03.2013 tarihli ve 2011/35 Esas, 2013/24 Karar sayılı ret kararının davacı ... yönünden kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından, adı geçenin temyiz dilekçesinin reddine ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ... ili ...köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 1 01... parsel sayılı 3.013.386,43 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kamu orta malı niteliğinde mera olarak sınırlandırılmıştır. 2. Davacı ... ve arkadaşları dava dilekçelerinde; ... ili ...köyü 1 01... parsel sayılı dava konusu taşınmaz içinde yer alan bir kısım bölümlerin kendilerine ait olduğunu ve uzun yıllardır tarım arazisi olarak kullandıklarını belirterek, taşınmazın talepte bulundukları kısımlarının adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. II. CEVAP Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 29.03.2013 tarihli ve 2011/35 Esas, 2013/24 Karar sayılı kararı ile, davacıların davasının reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 29.03.2013 tarihli ve 2011/35 Esas, 2013/24 Karar sayılı kararına karşı bir kısım davacılar tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 17.12.2013 tarihli ve 2013/5275 Esas, 11768 Karar sayılı ilâmıyla, İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verildikten sonra, onama ilamına karşı bir kısım davacıların kararın düzeltilmesi isteminde bulunmaları üzerine aynı dairenin 2014/1895 Esas ve 2014/7882 Karar sayılı ilamıyla, "dava konusu taşınmazın 1940'lı yıllardan itibaren davacılar ve maliki evvelleri tarafından önceleri tarla, sonradan ise çayır olarak kullanıldığı, taşınmazın tahsisli mera olmadığı, dava ve temyiz konusu edilen bölümlerinin çayır vasfında olduğu, hal böyle olunca mahkemece, dava konusu taşınmazın öncesinin mera olmadığı ve taşınmazın 1940'lı yıllardan beri tarım arazisi olduğu kabul edilerek, davacıların 1 01... parsele ilişkin taleplerinin, kazanılmış haklar ihlal edilmemek kaydıyla kabul edilmesi gerektiği" gerekçesiyle, bir kısım davacıların karar düzeltme istemlerinin kabulüne ve Dairenin 17.12.2013 tarihli ve 2013/5275 Esas, 11768 Karar sayılı ilâmının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde, 07.12.2017 tarihli ve 2016/13 Esas, 2017/16 Karar sayılı kararla, davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (...), ...’in davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, davacı ..., ... ve ...’ın davasının reddine, 1 01... parsel sayılı taşınmazın hüküm altına alınan kısımları dışında kalan bölümünün mera vasfı ile sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 07.12.2017 tarihli ve 2016/13 Esas, 2017/16 Karar sayılı kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 01.12.2021 tarihli ve 2021/11850 Esas, 2021/11827 Karar sayılı ilamıyla, "İlk Derece Mahkemesinin 2011/35 Esas ve 2013/24 Karar sayılı kararıyla davacılar tarafından açılan tüm davaların reddine karar verildiği, bu kararın bir kısım davacılar tarafından temyiz edildiği, ancak davacılardan ..., ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmediği, bu durumda, ..., ..., ... ve ... hakkında verilen ret kararı kesinleşmiş olmakla, bu davacılar yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken son hükümle birlikte bahsi geçen davacılar yönünden de davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, davacılar ..., ..., ... ve ... yönünden mahkemenin 29.03.2013 tarihli, 2011/35 Esas ve 2013/24 Karar sayılı kararı kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, diğer davacılar yönünden davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kadim mera vasfında olduğunu, Hazine lehine verilen vekalet ücretinin eksik takdir edildiğini açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın mera vasfında bulunup bulunmadığı, mera vasfında değil ise davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı ...'nin temyiz dilekçesinin REDDİNE, Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.