Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4342 E. 2025/3063 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4342
Karar No
2025/3063
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/5 E., 2024/23 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Uygulama kadastrosu sırasında ... ilçesi ... mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda davacılar adına kayıtlı bulunan eski 465 parsel sayılı 30.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 117 ada 171 parsel numarasıyla ve 27.054,08 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 596 parsel sayılı 18.150,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 117 ada 129 parsel numarasıyla ve 21.308,20 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiği ve eksikliğin davalıya ait 117 ada 129 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığı iddiasına dayanarak dava açmış; yargılama sırasında 117 ada 117 parsel sayılı taşınmazın paydaşı ... davaya katılmıştır. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; davalı taşınmaz sınırlarının kadimden beri sabit olduğunu açıklayarak, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.05.2019 tarihli ve 2018/30 Esas, 2019/32 Karar sayılı kararıyla; keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarında açıklandığı üzere uygulama kadastrosunun usul ve kanuna uygun yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 08.05.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.03.2022 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 18.03.2022 tarihli kararının süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; "yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı açıklanarak, İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazlara ait tesis ve uygulama kadastrosu sırasında düzenlenen ölçü krokileri, hesap cetvelleri, ölçü cetvelleri, uygulama kadastrosu sırasında düzenlenen ada raporu, taşınmazların tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına alınmadığı; teknik bilirkişiden, tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırma sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirten, tesis kadastrosu sırasında taşınmazlarda sınırlandırma, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığını açıklayan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor aldırılmadığı; keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve davalı tanıkları taşınmazlar arasındaki sınırın kanal olduğunu bildirdikleri halde, anılan kanalın tesis kadastrosu sırasında zeminde mevcut olup olmadığı da açıklanmadığı, İlk Derece Mahkemesince öncelikle, belirtilen eksik belgeler ilgili yerlerden getirtilerek dosya arasına alınması, bundan sonra harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu, üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınması ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "belirtilen kararı ile keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarında açıklandığı üzere 1978 yılında kesinleşen tapulama çalışmalarında 10 Tahrir sıra nolu vergi kaydının uygulaması ile tapulama paftası üzerinden ifraz hattı ile oluşturulmuş müşterek sınır hattının doğru olduğu, bu parsellerin 2018 yılında kesinleşen 3402 sayılı Kanunun 22/a maddesi uygulama çalışmaları sonucu oluşmuş ve sabit sınır tipinde belirlenmiş müşterek parsel hattının hatalı olduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 117 ada 117 (eski 465 parsel) ve 117 ada 129 (eski 596 parsel) parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastrosu tespitlerinin iptali ile; işbu taşınmazlar arasındaki müşterek sınırın harita mühendisi bilirkişiler .., .. ve .. tarafından hazırlanan 23.10.2023 tarihli rapora ekli krokiye (EK 6 nolu kroki) göre belirlenmesine, bu şekilde dava konusu 117 ada 117 parsel (eski 465 parsel) sayılı taşınmazın 30.210,32 metrekare yüzölçümlü olarak, 117 ada 129 parsel (eski 596 parsel) sayılı taşınmazın ise 18.151,96 metrekare yüzölçümlü olarak tesciline karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; eksik ve yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesinin hatalı olduğu ve resen belirlenecek hususlarla birlikte hükmün bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, temyiz edenin sıfatı dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 615,40 TL onama harcının davalıdan alınmasına, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolunun kapalı bulunduğuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4342, K. 2025/3063, T. 16.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-4342-e-2025-3063-k-309d419793cf