Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4247 E. 2025/5051 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4247
Karar No
2025/5051
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2224 Esas, 2024/1498 Karar KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/267 Esas, 2022/14 Karar Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Çekişmeli taşınmazın bulunduğu ... Mahallesinde, orman kadastrosunun, 1940 yılında 3116 sayılı Kanun'a göre yapılıp kesinleştiği, tescili istenen taşınmazın, bu tahdit çalışmasına göre orman sınırları içerisinde kaldığı, yörede 08.10.1990 ila 10.11.1992 tarihleri arasında 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B madde uygulamasında da orman sınırları içerisinde bırakıldığı, tespitin 03.03.1993 tarihinde ilan edilerek 03.09.1993 tarihinde kesinleştiği, yine ... Beldesinde (Mahallesinde) 766 sayılı Kanun'a göre yapılan tapulama çalışmalarının 24.04.1984 tarihinde kesinleştiği ve bu çalışmada taşınmazın tapulama harici, çalılık olarak tespit dışı bırakıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin maliki bulunduğu ... ilçesi ... mevkiinde kain 1882 parsel sayılı taşınmazın kuzeyinde kalan kadastro harici bırakılan 5.000 metrekarelik alanın orman olmadığının tespitine, bu yerin malik sıfatıyla zilyetliğe dayanarak müvekkili adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde revizyon görmeyen tapu kayıtları nedeniyle tazminata karar verilmesini istemiş, davalılar davanın reddini savunmuşlardır. Dava, tapusuz taşınmazın tescili veya tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; her ne kadar mahalli bilirkişi ve davacı tanıkları, taşınmazın uzun yıllardır mevcut haliyle kullanıldığını beyan etmişlerse de alınan bilirkişi raporunda belirtildiği gibi dava konusu taşınmazın orman vasfını haiz olması ve dava konusu yerin tapusuz olması sebebiyle tescil talebi yönünden ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı TMK) 1007 nci maddesindeki şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından tazminat talebi yönünden davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu taşınmazın bulunduğu ... Mahallesinde, orman kadastrosunun, 1940 yılında 3116 sayılı Kanun'a göre yapılıp kesinleştiği, tescili istenen taşınmazın, bu tahdit çalışmasına göre 1895, 1896 nolu orman sınır noktalarını birleştiren orman sınır hattına göre hattın kuzeyinde orman sınırları içerisinde kaldığı, işbu orman sınır noktaları, Mahkemece yapılan keşifte, aplikasyon tutanağı uyarınca zeminde de tespit edildiği, taşınmazın, 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B madde uygulamasında da orman sınırları içerisinde bırakıldığı, dolayısıyla davaya konu taşınmazın orman vasfında olduğu, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığının anlaşılmakta olduğu, diğer yandan taşınmazın orman kadastrosuna tabii tutulup, orman sahası içerisinde bırakılmış olması nedeniyle, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8 inci maddesine konu olabilecek bir niteliği bulunmadığı gibi 3402 sayılı Kanun'un Ek 4 üncü maddesi uygulamasına tabii olmadığı, dava konusu taşınmaza ilişkin olup da kadastroda revizyon görmemiş herhangi bir tapu kaydının varlığını iddia ederek buna ilişkin bir kayıt ibraz edemediği, kaldı ki, davacı tarafın, dava konusu taşınmazla birlikte kullandığı dava dışı 1882 parseli, eski tapu kaydına dayalı olarak iktisap etmeyip, kadastro sonrası oluşan tapu sicili yoluyla iktisap ettiğinden, yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya içeriğine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olduğuna göre; yerinde olmayan istinaf başvurusunun, esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4247, K. 2025/5051, T. 30.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-4247-e-2025-5051-k-da20b3740ad7