Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4004 E. 2026/1163 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4004
Karar No
2026/1163
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/735 E., 2024/709 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Doğubayazıt Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2016/20 E., 2020/10 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı .. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, .. ili .. ilçesi .. köyü çalışma alanında bulunan 1 01... ve 1 08... parsel sayılı sırasıyla 25.934,49, 5.565,96 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, toprak tevzii tapusu nedeniyle, beyanlar hanesinde ...'ın işgalinde olduğu şerhi yazılmak suretiyle, davalı Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; .. ili .. ilçesi .. köyü 1 01... ve 1 08... parsel sayılı taşınmazların kendisinin mülkiyetinde olup babasından kendisine intikal ettiğini, taşınmazları 30 yıldır zilyet olarak kullandığını, kadastro çalışmaları sırasında taşınmazların Hazine adına tespit edildiğini belirterek, taşınmazların adına tespit ve tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dava konusu 1 01... parselde bulunan taşınmazın, köyün doğusunda yüksek bir tepenin düzlüğünde yer aldığı, taşınmazın halihazırda arpa ekili vaziyette olduğu, etrafındaki taşınmazlarla aynı nevide toprak yapısına ve bitki örtüsüne sahip olduğu, komşu parsellerde de aynı neviden arpa buğday bitkisinin ekili olduğu, etrafında mera olarak değerlendirilecek bir taşınmazın bulunmadığı, mera parseli olan 1 01... parselde bulunan taşınmaz ile dava konusu taşınmaz arasında başka taşınmazların bulunduğu, taşınmazın sınırlarının belirgin ve sabit olduğu, tüm bu özellikleri birlikte değerlendirildiğinde taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan taşınmazlardan değil de özel mülkiyete konu olabilecek tarım arazisi vasfında olduğu kanaatine varıldığı, dava konusu 1 08... parselde bulunan taşınmaz yönünden ise; taşınmazın köyün hemen yakınında düz bir alanda olduğu, toprak yapısı itibariyle ağır killi tınlı, taban suyu seviyesi yüksek, organik madde açısından zengin toprak yapısında, bitki örtüsü bakımından sık ve gür, uzun ve boylanabilen çayır bitkileri içerdiği, komşu parsellerle benzer toprak yapısına ve bitki örtüsüne sahip olduğu, bitki besin elementi yönünden zengin, tarımsal üretimde kullanılabilirliği ve ekonomik verimliliği yüksek olan taşınmazın tüm bu özellikleri ile özel mülkiyete konu edilebilecek mutlak tarım arazisi olduğu kanaatine varıldığı, keşif sırasında arazi başında dinlenilen mahalli bilirkişiler ve tespit bilirkişileri olan ve Hazinenin tapusunun ihdasından önceki kullanmayı bilebilecek durumda olduğu değerlendirilen mahalli-tespit bilirkişilerinin birbirleriyle uyumlu beyanlarında özetle, dava konusu 1 01... parsel sayılı dava konusu taşınmazın evveliyatında davacının babası ..'e ait olduğu, ...'e de babası ..'dan kaldığı, davacının babası ...'in sağlığında taşınmazların çocukları arasında harici taksim ile paylaşıldığı, paylaşıma istinaden dava konusu taşınmazın oğlu davacı ...'a kaldığı, o tarihten günümüze kadar taşınmazı davacının kullana geldiği, gerek davacı ve gerekse de zilyetliği devraldığı üst soyu tarafından hem 1961 yılından geriye doğru 20-30 yıldan fazla süre boyunca, hem de kadastro tespit tarihinden geriye doğru 20-30 yıldan fazla süre boyunca eklemeli zilyetlik marifeti ile dava tarihine kadar ve sonrasında taşınmazın arpa ve buğday vasfında ekilip biçilmek suretiyle davasız aralıksız ve nizasız olarak günümüze kadar kullanıla gelindiği, Toprak Tevzii Komisyonu köye geldiği vakit taşınmazın davacının babasının elinde olduğu, kendilerinin dava konusu taşınmazın sahipsiz olduğunu hiçbir zaman görmedikleri yönünde beyanda bulundukları, özellikle mahallinde yapılan keşifte arazi başında dinlenilen ve Hazinenin tapusunun ihdasından önceki kullanmayı bilebilecek durumda olduğu değerlendirilen mahalli bilirkişilerin beyanları dikkate alındığından, dava konusu taşınmaza uygulanan ve Hazinenin adına olan dayanak tapu kaydının oluştuğu günden geriye doğru 20 yıllık zilyetlik süresinin davacının dedesi ve babasından gelen eklemeli zilyetliği nedeni ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesindeki koşulların oluştuğunun ve bu halde dava konusu taşınmazın zilyedi adına tespit ve tescil edilmesi gerektiğinin değerlendirildiği, dava konusu .. ili .. ilçesi .. köyünde bulunan 1 08... parsel sayılı taşınmaz yönünden ise, keşif sırasında arazi başında dinlenilen mahalli bilirkişiler ve tespit bilirkişileri olan ve Hazinenin tapusunun ihdasından önceki kullanmayı bilebilecek durumda olduğu değerlendirilen mahalli-tespit bilirkişilerinin birbirleriyle uyumlu beyanlarında, taşınmazın evveliyatında davacının babası ...'e ait olduğunu, ...'e de babası ...'dan kaldığını, davacının babası ...'in sağlığında taşınmazlarını çocukları arasında harici taksim ile paylaşıldığını, paylaşıma istinaden dava konusu taşınmazın davacı ...'a kaldığını, o tarihten günümüze kadar davacının kullana geldiğini, gerek davacı ve gerekse de zilyetliği devraldığı üst soyu tarafından hem 1961 yılından geriye doğru 20-30 yıldan fazla süre boyunca hem de kadastro tespit tarihinden geriye doğru 20-30 yıldan fazla süre boyunca eklemeli zilyetlik marifeti ile dava tarihine kadar ve sonrasında taşınmazların ot biçimi yapılmak suretiyle çayır vasfıyla davasız aralıksız ve nizasız olarak günümüze kadar kullanıla gelindiğini, Toprak Tevzii Komisyonu köye geldiği vakit taşınmazların davacının dedesi ve babasının elinde olduğunu, kendilerinin dava konusu taşınmazların sahipsiz olduğunu hiçbir zaman görmediklerini belirttikleri, özellikle mahallinde yapılan keşifte arazi başında dinlenilen ve Hazinenin tapusunun ihdasından önceki kullanmayı bilebilecek durumda olduğu değerlendirilen mahalli bilirkişilerin beyanları dikkate alındığında, dava konusu taşınmazlara uygulanan ve Hazinenin adına olan dayanak tapu kaydının oluştuğu günden geriye doğru 20 yıllık zilyetlik süresinin davacının dedesi ve babasından gelen eklemeli zilyetliği nedeni ile 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki koşulların oluştuğunun ve bu halde dava konusu taşınmazların zilyedi adına tespit ve tescil edilmesi gerektiğinin anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 1 01... parsel, 1 08... parsel sayılı taşınmazların mevcut kadastro tespitlerinin ayrı ayrı iptali ile aynı vasıf ve yüzölçümleri ile davacı adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "2007 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda dava konusu taşınmazlar tutanağın beyanlar hanesinde davacı ... oğlu ...'ın işgalinde olduğu belirtilerek, toprak tevzi komisyonu çalışmaları sonucunda oluşmuş 06.11.19 61... ve 10 sıra numaralı tapu kayıtları nedeniyle Hazine adına tespit ve tescil edildiği, davacının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu kayıtlarının iptali ile adına tescili istemi ile eldeki davayı açtığı, ilk derece mahkemesince yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişilerinin beyanlarından taşınmazların öncesinde davacının babası ... tarafından kullanıldığı, taksim sonucu davacıya kaldığı, halen de davacının kullanımında olduğu ve Hazine tapusunun oluştuğu tarihe kadar zilyetlikle iktisap koşullarının davacı lehine gerçekleştiği belirlenerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı (aynı kadastro çalışma alanı içerisinde ve konuya ilişkin olarak Yargıtay 8. Hukuk Dairesince verilen 14.03.2023 tarihli ve 2022/30 Esas ve 2023/1444 Karar sayılı onama ilamı da bu doğrultudadır.)" gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazların, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve kadastro çalışmaları sonucunda Hazine adına tespit edildiğini, davanın yasal süresi içinde açılmadığını, eklemeli zilyetliğe göre karar verilebilmesi hususunda yeterli araştırma yapılmadığını, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, eksik inceleme ve araştırmayla kurulan hükmün hukuka uygun olmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların tespitlerine esas olan tapu kayıtlarının oluşum tarihine kadar taşınmazlar üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu karar dosya kapsamına uygun düşmediği gibi, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olduğundan da söz edilemez. Şöyle ki, Dairemizce aynı gün incelemesi yapılan 2024/3942 Esas sayılı dava dosyasına konu 1 01... parsel sayılı taşınmazın bir kısmının ve eldeki davanın konusu olan 1 01... parsel sayılı taşınmazın bir kısmının, 1961 yılında yapılan toprak tevzi çalışmalarında taşlık olarak göründüğü anlaşılmakta olup, bu taşınmazlar toprak tevzi çalışmaları sonucu Hazine adına tapuya bağlandığına göre, söz konusu taşınmaz bölümleri yönünden toprak tevzii öncesi kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanım koşullarının oluştuğunun kabulü mümkün değildir. Öte yandan; İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırmalara göre 1 01... ve 1 08... parsel sayılı taşınmazların, 2007 yılında yapılan kadastro tespitine esas alınan 06.11.1961 tarihli 6 ve 10 sıra numaralı tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı hususunda tereddüt bulunmamakta ise de, davanın mahiyeti itibarıyla taşınmazın hukuki durumunun 3402 sayılı Kanun'un 46/1. maddesi uyarınca toprak tevzii tapu kayıtlarının oluşum tarihi olan 1961 tarihi esas alınarak belirlenmesi gerekmektedir. Mahallinde yapılan keşiflerde dinlenen tespit ve mahalli bilirkişileri beyanlarında, 1 08... parselin çayır vasfında, 1 01... parselin ise tarla vasfında olduğunu ve her iki taşınmazında öncesinde davacının babası ...'e ait olduğunu, ...'e de babası ...'dan kaldığını, davacının babası ...'in sağlığında taşınmazlarını çocukları arasında harici taksim ile paylaşıldığını, paylaşıma istinaden dava konusu taşınmazın davacı ...'a kaldığını, o tarihten günümüze kadar davacının kullanageldiğini beyan etmişler ve ziraat bilirkişisi raporunda da dava konusu taşınmazların sınırlarındaki taşınmazlarla aynı toprak yapısına ve bitki örtüsüne sahip, makineli tarıma elverişli yapıda oldukları belirtilmiş ise de, söz konusu beyanların ve ziraat bilirkişi raporunun denetlenmesi hususunda en iyi yöntem olan hava fotoğrafı incelemesinden yararlanılmadan yazılı şekilde karar verilmesi cihetine gidilmiştir. Hal böyle olunca; dava konusu 1 08... parsel sayılı taşınmaz ile 1 01... parsel sayılı taşınmazın toprak tevzi çalışmalarında taşlık olarak görünen kısmı dışında kalan bölümü yönünden doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre taşınmazın kadastro tespitine esas alınan toprak tevzi tapu kaydının oluşum tarihinden (1961 yılı) 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya bu şekilde ikmal edilmeli, dosyanın jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisine tevdi edildikten sonra stereoskopik hava fotoğrafları üzerinde inceleme yaptırılarak, taşınmazın kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle, hava ve uydu fotoğraflarının ait oldukları yıllara göre taşınmazın niteliğini, kullanım sınırının oluşup oluşmadığını, imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuşsa imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü belirten ve taşınmaz üzerinde imar-ihya edilmeyen, imar-ihyası tamamlanmayan ve/veya taşınmaz üzerinde kullanılmayan kısım/kısımlar var ise bu kısımlar da harflendirilmek suretiyle infaza elverişli olacak şekilde krokinin de düzenlenmiş olduğu rapor düzenlenmesi istenilmeli; bundan sonra taşınmazın tamamı veya bir kısmı üzerinde toprak tevzi tapu kaydının oluşum tarihi olan 1961 yılına kadar 3402 sayılı Kanun'un 14... /1. maddelerinde sözü edilen zilyetlikle iktisap koşullarının davacı lehine oluşup oluşmadığı hususları dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, yukarıda yazılı şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan karar verilmiş olması isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4004, K. 2026/1163, T. 23.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-4004-e-2026-1163-k-9e12aa5944c0