Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1622 E. 2026/1453 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1622
Karar No
2026/1453
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO: 2023/1622

KARAR NO: 2026/1453

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 06/02/2023

NUMARASI : 2020/143 Esas - 2023/94 Karar

DAVA : (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

KARAR TARİHİ: 11/06/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

Davacı vekilinin dilekçesinde özetle; müvekkilinin18.08.2017 günü saat 07:30 sıralarında ... Mahallesi ... yan yolu üzerinde yolun kenarında yürüdüğü sırada arkasından gelen aracın müvekkiline çarptığını ve hiç durmaksızın yoluna devam ettiğini, müvekkilinin bu kaza neticesinde yere düştüğünü ve ağır şekilde yaralandığını, trafik kazası ile ilgili yapılan tüm araştırmalara rağmen müvekkiline çarpan araç sürücüsünün tespit edilemediğini, olayla ilgili olarak Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2019/9149 soruşturma sayılı dosyası ile soruşturma yürütüldüğünü, kazaya yol açan araç ve plakası tespit edilemediği için bu sebeple meydana gelen zararın ... Hesabı tarafından karşılanması gerektiğini, kazanın meydana geldiği tarihteki kişi başına ölüm ve sakatlanma teminatının 330.000,00 TL olduğunu, davalıya 16.09.2019 tarihinde başvuruda bulunulduğunu ancak olumsuz cevap verildiğini, müvekkilinin Diyarbakır ... Devlet Hastanesinde tedavi gördüğünü, kazadan sonra müvekkilinin psikolojisinin bozulduğunu ve aşırı derecede yıprandığını, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca hazırlanan 07.01.2019 tarihli ATK raporuna göre müvekkilinin maluliyet oranının %12,6, geçici bakıcı ihtiyaç süresinin 60 gün, geçici iş göremezlik süresinin ise 120 gün olduğunun tespit edildiğini belirterek fazlaya dair talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla, şimdilik müvekkilinin sürekli iş göremezliği dolayısıyla 100,00-TL, geçici iş göremezliği dolayısıyla 100,00-TL olmak üzere toplamda 200,00-TL maddi tazminatın davalının temerrüte düştüğü tarihten itibaren işlemiş yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; plakası tespit edilemeyen araçların ispatının somut delillere dayanması gerektiğini, somut olayda dosyanın incelendiğinde kazayla ilgili olarak kamer kayıtları ve tanık beyanları bulunmadığını, başvuru sahibi tarafından kendi imkanları ile hastaneye gidildiğinin beyan edilmiş olduğunu ve trafik kazasına bir aracın sebebiyet verdiğine ilişkin tek delilin başvuru sahibini iddia ve beyanları olduğunu, davacı yan tarafından delillerin taraflarına tebliğ edilmediğini, dava öncesi taraflarına herhangi bir başvuru bulunmadığını, davaya konu kazaya ilişkin kusur oranlarının tespitinin Adli Tıp Kurumu vasıtasıyla yapıldığını, ayrıca açılan ceza davasının soruşturma ya da kovuşturma safhasında, savcılık ya da ceza mahkemesi tarafından belirlenen kusur oranının hukuk mahkemesi için bağlayıcı olmadığını, davaya konu maluliyet tazminatının uzman bilirkişilerce hesaplanması gerektiğini, müvekkili kurumun tedavi giderlerine tazminatından kaynaklanan sorumluluğunun bulunmadığını, geçici iş göremezliğe ilişkin taleplerin SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, davacının yaya konumunda bulunduğu sırada gerekli önlemleri aldığının davacı yanca ispat edilemediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın reddine" karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kazanın ispatlanamadığı gerekçesiyle eldeki davayı reddetmesi hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilin yaşamış olduğu tüm bu sıkıntılar ayrı ayrı göz önüne alındığında eksik ve yetersiz inceleme sonrasında düzenlendiğini, Adli Tıp Raporlarında belirlenmiş olan %0 maluliyet oranına katılmalarının mümkün olmadığını, raporlar hükme esas alınamayacak şekilde kanuna, usule ve yasaya aykırı olduğunu, Yargıtay kararlarında da açıkça görüleceği üzere maluliyet raporları arasında maluliyet oranları yönünden çelişki bulunduğu takdirde davacı tarafın da itirazlarını karşılayacak şekilde çelişkiyi giderecek yeni bir rapor alınarak karar verilmesi gerektiğini, somut olayda kaza tarihi 30.03.2013 tarih ve 28603 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik" esas alınarak müvekkilin gerçek maluliyetini yansıtan rapor alınması bir zorunluluk olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince ... Hesabına başvurulabilmesi için plakası belirlenemeyen bir aracın kazaya neden olduğunun somut olarak kanıtlanması gereklidir.

Somut uyuşmazlıkta kazadan 1,5 yıl sonra davacının şikayeti üzerine başlatılan soruşturmada Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca 2019/9149 Soruşturma dosyasında faillere ulaşılmadığından daimi arama kararı verilmiştir. Kaza nedeniyle kaza tespit tutanağı düzenlenmemiş, kazaya ilişkin bir kamera kaydı bulunmadığı gibi kazayı gören bir tanık da bulunmamaktadır.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; kazaya plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir aracın sebep olduğuna dair davacının kendi beyanı dışında somut delil bulunmadığı ve doğrultuda davacının ispat külfetini yerine getiremediği anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince " ... Davacı, ...18.08.2017 günü saat 07:30 sıralarında ... Mahallesi ... yan yolu üzerinde yolun kenarında yürüdüğü sırada arkasından gelen aracın çarptığı ve davacının bu kaza neticesinde yere düşerek ağır şekilde yaralanmasına neden olduğu, trafik kazası ile ilgili yapılan tüm araştırmalara rağmen davacıya çarpan araç sürücüsünün tespit edilemediği belirtilerek davalı ... Hesabına sorumluluğu yöneltmiştir. Kaza ile ilgili resmi makamlarca tutulan bir kaza tespit tutanağı bulunmamaktadır. Davacı, 25/12/2018 tarihinde kaza tarihinden yaklaşık 1,5 yıl sonra kolluk kuvvetine başvurarak şikayetçi olduğu dosya kapsamından anlaşılmıştır. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/9419 soruşturma sayılı dosyasında 01/03/2019 tarihinde daimi ara kararı verildiği görülmüştür. Kolluk kuvvetince tutulan araştırma tutanağı ile olay yerinde yapılan inceleme de kamera görüntüsünün ve olayı gören bilgi sahibine rastlanılmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafça somut bir delilin dosyaya sunulmamış olması nedeniyle davacı yaralanmasının trafikte seyreden bir aracın kazaya sebebiyet verdiği hususunun ispatlanamadığına, meydana gelen kazaya karışan plakası tespit edilemeyen, zorunlu trafik sigortasız veya olay yerinden kaçan bir aracın varlığı ispatlanmadığına, bu yönde emare bulunmadığına, olaydan bir buçuk yıl sonra şikayet yoluna gidildiğine göre davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine" karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,

4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1622, K. 2026/1453, T. 06.02.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1622-e-2026-1453-k-c12868886f9e