Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3113 E. 2025/4567 K. – Tapu İptali Ve

Konu: Tapu İptali Ve Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3113
Karar No
2025/4567
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptali Ve Tescil

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/373 E., 2023/88 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/171 E., 2018/131 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile yerel mahkeme hükmü kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Bursa ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca 2013 yılında yapılan kadastro çalışması neticesinde 2092 parsel sayılı 1297,41 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiş, beyanlar hanesinde "Bu parsel üzerinde bulunan zeytin ağaçları ... oğlu ...'a aittir" muhdesat şerhinin yer aldığı, 2022 yılında yapılan 22/a uygulaması neticesinde 156 ada 136 parsel numarasıyla, 1113,77 m² yüzölçümüyle tescilli olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde; çekişmeli 2092 parsel sayılı taşınmazın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesine göre zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği için Hazine adına olan tapusunun iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tescilini, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının müvekkil ve murisince dikilip yetiştirildiği için zeytin ağaçlarının maliki olarak beyanlar hanesinde ... oğlu ...'a aittir şerhinin terkini ile davacı ... oğlu ...'ye aittir şerhinin yazılmasını istemiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu dışında kaldığı, üzerinde orman bitki örtüsüne rastlanmadığı, bitişiğinde kalan taşınmazlarda da orman bitki örtüsüne rastlanmadığı, öncesinin de orman olmadığı, taşınmazlarda zilyetlikle kazanıma uygun yaşlarda zeytin ağaçlarının bulunduğu, taşınmazın davacı tarafından imar ve ihya edildiği..." gerekçesiyle davanın kabulü ile 2092 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde bulunan ''bu parsel üzerinde bulunan zeytin ağaçları ... TC kimlik numaralı ... oğlu ...'a aittir.'' şerhinin terkini ile beraber, işbu 2092 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına olan tapusunun iptali ile davacı adına zeytinlik vasfıyla tapuda kayıt ve tesciline karar verilmiş, hükmün davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince "...dava konusu taşınmazın en eski tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritasında çalılık vasfında, eğiminin % 20 olduğu bu itibarla dava konusu taşınmazın orman olduğu dosya kapsamına göre sabit olduğu halde davanın reddi yerine yazılı olduğu şekilde kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu..." gerekçesiyle başvurunun kabulü ile yerel mahkeme hükmü kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş ve işbu kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 21.12.2021 tarihli ve 2021/3511 Esas, 2021/8101 Karar sayılı kararıyla; "...zilyetlik kazanım koşulları davacı lehine oluştuğu, taşınmazın orman kadastrosu sınırları dışında kaldığı, üzerinde orman bitki örtüsüne rastlanmadığı gerekçesiyle davacı adına tesciline karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ise, taşınmazın çalılık vasfında, eğiminin %20 olduğu ve bu nedenlerle taşınmazın orman olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, hükme esas alınan ziraat raporunda 45 yaşlarında 40 adet zeytin ağacı bulunduğu belirtilmiş olup istinafın kabulüyle çelişmektedir. Öte yandan usulüne uygun orman araştırması yapılmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulamayacağı, orman ve zilyetlik araştırması yapılması gerektiği..." gerekçesiyle bozma kararı verilmiş, bozma sonrası Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; "...çekişmeli taşınmazın öncesi çalılık olmakla birlikte yörede 1948, 1978 ve 1988 yılından yapılan orman tahdidi ve aplikasyon ve 2/B çalışmaların hepsinde tahdit dışında bırakıldığı, çekişmeli taşınmazın 1970 yılından itibaren davacının murisi ve sonrasında davacı tarafından çalılığın temizlenerek tarım arazisine çevrildiği, 1975 yılından itibaren zeytin fidanları dikilerek zeytinlik haline getirildiği ve 1998 yılındaki imar planı tarihine kadar zilyetliğin sürdürüldüğü, beyanlar hanesinde ismi geçen ... oğlu ...'ın çekişmeli taşınmaz ile bir ilgisinin bulunmadığı davacı murisinin ölümüyle çekişmeli taşınmazın taksimen davacıya kaldığı ve davacı yararına zilyetlikle mülk edinme sınırlarının aşılmadığı..." gerekçesiyle davacının Hazine ve davalı ...’a yönelik davasının kabulü ile; Bursa ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, eski 2092 yeni 156 ada 136 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde bulunan “bu parsel üzerinde bulunan zeytin ağaçları ... TC kimlik numaralı ... oğlu ...'a aittir.” şerhinin terkini ile taşınmazın Hazine adına olan tapusunun iptali ile davacı adına zeytinlik vasfıyla tapuda kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekilince temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/3113, K. 2025/4567, T. 16.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-3113-e-2025-4567-k-dd2c26e56743