Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/323 E. 2025/4571 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/323
Karar No
2025/4571
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/796 Esas, 2023/1284 Karar KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/10 Esas, 2021/257 Karar Taraflar arasında görülen tapusuz taşınmazın tescili davasında yapılan yargılama sonunda ... Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Çekişmeli taşınmazın bulunduğu Ankara ili ... ilçesi ... Mahallesinde 3116 sayılı Kanun, 6831 sayılı Orman Kanun (6831 sayılı Kanun) ve 3402 sayılı Kadastro Kanununa (3402 sayılı Kanun) göre yapılan orman tahdidi veya orman kadastrosu bulunmadığı, 2015 yılında 3402 sayılı Kanunun Ek 5 inci maddesi uygulaması yapıldığı ve 19.09.2015 ila 19.10.2015 tarihleri arasında ilan edilerek 20.10.2015 tarihinde kesinleştiği, çekişmeli taşınmazların tescil harici bırakıldığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı ... tarafından, davalı Hazine ve Orman İdaresi aleyhine İlk Derece Mahkemesine sunulmuş olan 19.10.2015 havale tarihli dava dilekçesi ile özetle; Ankara ili ... ilçesi ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları neticesinde orman vasfı bulunmayan, tescil dışı tarımsal üretim yapılabilir hale getirdiğini, üzerinde 3 - 4 bin civarı meyve fidanı yetiştirdiğini, yaklaşık 63 dekar büyüklüğündeki arazinin yaklaşık 6 dekar miktarındaki kısmının Hazine adına tescilinin yapıldığını, kalan kısmının ise orman arazisi olarak tespitinin yapıldığını, arazinin parsel numarasının 108 ada 241 parsel olabileceğini, yapılan tespitin gerçeği yansıtmadığını, bu sebeple yapılan tespitin iptali ile taşınmazın adına tescilini istemiş; davalılar davanın reddini savunmuşlardır. Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Gölbaşı (Ankara) Kadastro Mahkemesi'nin 2015/10 Esas sayılı dosyasının 02.12.2019 tarihli 22 nolu celsesinde; Ankara ili ... ilçesi ... köyünde 07.07.2017 tarihli keşif sonrası düzenlenen fen bilirkişi raporunda; (A) 26.669,35 metrekare, (B) 5.986,33 metrekarelik tescil harici kısımlar yönünden tefrikine karar verilerek, 2019/30 Esas sayılı dosya üzerinden yargılamaya devam edilmiş, Gölbaşı (Ankara) Kadastro Mahkemesinin 02.12.2019 tarih ve 2019/30 Esas 2019/37 Karar sayılı kararı ile; dava şartı yokluğundan davanın görev yönünden ve usulden reddine, dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen kısmının 2007 yılında Orman İdaresi tarafından orman fidanları ile ağaçlandırılarak orman bitki örtüsü ile kapalı hale getirildiği ve vasfının orman vasfına dönüştüğünden (A) harfi ile gösterilen 26669,35 metrekarelik alana yönelik davanın yerinde görülmediği, (B) harfi ile gösterilen kısmın orman sayılmadığı, imar ihya edildiği, üzerinde 8-25 yaş arası meyve ağaçlarının olduğu belirtilmiş ise de, olağanüstü zamanaşımı yoluyla taşınmazı kazanmak için en az yirmi yıldan veri malik sıfatıyla zilyet olmak gerektiği, bilirkişi raporunda 8-25 yaş arası meyve ağaçlarının olduğu, keşfin 2017 yılında yapıldığı, kullanmaya yönelik iddianın 1992 yılından beri olması göz önüne alınarak en az yirmi yıldan beri kullanıldığını hususunda Mahkemece kanaat edinilemediği ve ispat edilemediği, ayrıca davacının ecrimisil ihbarına karşı vermiş olduğu cevapta dava konusu taşınmazın Hazineye ait olduğunu belirterek ecrimisil ödemeyi ve satın almak istediğini belirttiği, bu kapsamda taşınmaz üzerinde davacının zilyetliğinin malik sıfatıyla olduğundan söz edilemeyeceğinden şartları oluşmayan davanın reddine karar vermesi gerektiği gerekçesiyle" davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; "dava edilen tescil harici (A) ile işaretlenen kesimin üzerinde davacı yanca dava edilen 108 ada 241 parselin (C) ile işaretlenen 27.664,61 metrekare yüzölçümlü kesim ile benzer şekilde Orman İdaresi tarafından 2007 yılında teraslanarak dikilmiş 7 yaşlarında karaçam, sedir ağaçlarıyla davacı tarafından dikilmiş en büyüğü 15-18 yaşlarında çeşitli meyve ağaçları bulunduğuna, eğiminin %10-35 olduğu belirlendiğine, taşınmazın zeminin halen taşlık olduğuna, Orman İdaresince ağaçlandırmanın yapıldığı tarih ve kadastro tespit tarihi itibariyle çekişmeli yerde zilyetlikten taşınmaz edinme koşulların oluşmadığına, tapusuz taşınmazların gerçek kişi veya Orman İdaresince ağaçlandırılmasının o yere orman niteliğini kazandıracağına göre Mahkemece dava edilen tescil harici (A) ile işaretlenen kesime ilişkin olarak davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gibi, tescil harici (B) ile işaretlenen kesime ilişkin olarak her ne kadar bilirkişi raporunda bu alanın orman sayılan yerlerden olmadığı ve imar ihya edildiği bildirilmiş ise de davacının ecrimisil ihbarına karşı vermiş olduğu imzalı cevap dilekçelerinde dava konusu taşınmazın Hazineye ait olduğunu belirterek ecrimisil ödemeyi ve taşınmazı satın almak istediğini bildirdiği nazara alındığında taşınmaz üzerinde davacının zilyetliğinin malik sıfatıyla olduğundan söz edilemeyeceği ve bu haliyle kadastro tespit tarihi itibariyle çekişmeli yerde zilyetlikten taşınmaz edinme koşulların oluşmadığına, mahkemece dava edilen tescil harici (B) ile işaretlenen kesime ilişkin olarak da davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre" davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/323, K. 2025/4571, T. 16.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-323-e-2025-4571-k-b3da0d122717