Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2481 E. 2026/4702 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2481
- Karar No
- 2026/4702
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2010/331 E., 2024/38 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar asli müdahiller vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Bursa ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 26... , 1 40... , 1 57... , 1 62... , 1 66... ve 2 05... parsel sayılı, sırasıyla 3.340,38 m², 974,78 m², 593,50 m², 135,30 m², 308,23 m² ve 4395,55 m² yüzölçümündeki taşınmazlar irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacılar ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; miras yoluyla gelen hakka dayanarak, kadastro tespitlerinin iptali ile miras payları oranında tescilini ayrı ayrı dava dosyaları ile talep etmiş, bozma ilamından sonra dosyalar birleştirilmiştir. 3. Bozma ilamlarından sonra yapılan yargılama sırasında ... ve arkadaşları; miras yoluyla gelen hakka dayanarak, kadastro tespitlerinin iptali ile miras payları oranında tescili istemiyle davaya katılmışlardır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların müvekkilinin kendi murisi olan annesi ...'ten intikal ettiğini, ...'in kendi hissesi dışındaki hisseleri ise satın aldığını ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğini bulunduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.03.2012 tarihli ve 2010/330 Esas, 2012/110 Karar; 2010/328 Esas, 2012/108 Karar ve 2010/329 Esas, 2012/109 Karar kararları ile davaların ayrı ayrı reddine, dava konusu 1 40... , 1 26... , 1 66... parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin 15.03.2012 tarihli kararlarına karşı davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 06.12.2013 tarihli ve 2012/8209 Esas, 8932 Karar; 2012/8210 Esas, 8933 Karar ve 2012/8215 Esas, 8934 Karar sayılı aynı içerikli ilamlarında özetle "taşınmazın ...'e ait iken ölümü ile mirasçılarına kaldığının anlaşıldığını, mahalli bilirkişi ve tanıklar tarafların ... mirasçıları olduğunu beyan etmişlerse de Mahkemece ...'in tüm mirasçılarını gösterir nüfus aile kayıt tablosu getirtilmediğinden bu hususun denetlenemediğini, hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle ...'in tüm mirasçılarını gösterecek şekilde nüfus kayıtları getirtilerek tarafların ...'in mirasçısı olup olmadığının belirlenmesi gerektiği, davacıların adı geçenin mirasçıları olduğu belirlendiği takdirde davalı tarafın dosyaya delil olarak sunduğu 1980, 19 81... tarihli senetlerde, davalı tarafça bir kısım mirasçılardan pay satın alındığının öne sürülmesi karşısında paylaşmanın yapılmadığının tartışmasız olduğu, Mahkemece açıklanan olgular dikkate alınarak davacıların ...'in mirasçısı olduğu belirlendiği takdirde miras payları ile sınırlı olarak davanın kabulüne ve mirasçı olmadıklarının anlaşılması halinde davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " Dava, mirasçılıktan kaynaklanan hakların tespiti amacıyla dava konusu taşınmazların mirasçılardan yalnızca ... adına tespit gördüğü iddiası ile açılmış ve mirasçılık oranında davacılar adına tescil istemi içermekte olup, tüm taşınmazlar için dava tek olarak açılmış ise de, sonradan parsellere göre dosyalar ayrılmış olup, taşınmazların farklı olmasına rağmen iddianın kök muristen geldiği ve tüm taşınmazların mirasçılık değerlendirilmesi ile birlikte bir arada değerlendirilmesi, sonuçların tüm taşınmazlara uygulanarak verilecek kararın birbirini etkileyecek nitelikte olması karşısında yapılan yargılamada taraf teşkili sağlanarak kanıtlar toplanmış, taşınmazlar üzerinde ayrı ayrı keşif icra edilmiş, alınan bilirkişi beyanlarında taşınmazların ...'ten geldiğini bildirmişler ve davalı tarafça taşınmazların miras paylaşımına konu olduğuna ilişkin bir kanıt ileri sürülmemiş, yine asli müdahiller kendi mirasçılık hakları olduğunu iddia etmişler ise de, buna ilişkin ibraz edilen senetlerde taşınmazların müdahiller ve müdahiller murisi tarafından mirasçılık hakları devredilerek elden çıkarıldığı, senetteki satıcıların ölüm nedeni ile temin edilemediği, dinlenen temin edilebilmiş tanıkları da satışı beyan ettikleri, bu haliyle müdahillerin talep edebilecekleri bir haklarının kalmadığı görülmüş, ibraz edilen veraset ilamı doğrultusunda davacıların mirasçılıktan gelen veraset oranında taşınmazların adlarına tespit ve tescillerine karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle davaların kabulüne, müdahalelerinin reddine, dava konusu 1 26... , 1 66... , 1 40... , 1 62... , 1 57... ve 2 05... parsel sayılı taşınmazların tespitlerinin iptaline ve bu taşınmazların 48 pay kabul edilerek; 36 payının ... ve 3'er payının ..., ..., ... ve ... adlarına tespit ve tescillerine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asli müdahiller ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; davalı taraf dava konusu taşınmazları köy senetleriyle satın aldığını ileri sürmüş ise de, bu senetlerin usul ve kanuna uygun şekilde düzenlenmediğini, nitekim Yargıtay uygulamasında da, parmak izli satış senetlerinde parmak izinin satıcıya ait olduğunun köy ihtiyar heyeti tarafından tasdik edilmemesi hâlinde bu tür belgelere değer verilemeyeceğinin kabul edildiğini, somut olayda da müvekkillerin murisi ...’in, eşi ...’in vefatından sonra ileri yaşta, hasta ve bakıma muhtaç durumda olduğunu, kısa süre sonra da vefat ettiğini, bu süreçte, okuma yazması bulunmayan ve taşınmazlarını fiilen takip edemeyecek durumda olan murisin adına kayıtlı tapusuz taşınmazların, köy senetleriyle devredildiğinin ileri sürülmesi hayatın olağan akışına uygun olmadığını, ayrıca, senetlerle taşınmazları satın aldığı iddia edilen kişi ile senetleri düzenleyen köy muhtarının akraba olmasının taşınmazların komşu parsel maliklerinin uhdesinde toplanmaya çalışılmasının ve İlk Derece Mahkemesince muvazaa iddiasının yeterince araştırılmamasının satış işlemlerinin muvazaalı olduğu yönündeki şüpheyi güçlendirdiğini, İlk Derece Mahkemesinin senette adı geçen kişilerin öldüğünü belirtmiş ise de buna ilişkin dosyada herhangi bir belge bulunmadığını, bu hususta da yeterli araştırma yapılmadığını eksik inceleme ile karar verildiğini, köy senetlerine dayalı satışların muvazaalı olduğu yönündeki iddiaların yeterince değerlendirilmeden hüküm kurulmasının isabetsiz olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafın, asıl ve birleşen davalara konu dava konusu taşınmazlar yönünden kadastro tespitlerinin iptali ile miras payları oranında adlarına tescil talep etiklerini, yargılama sırasında her bir taşınmaz yönünden davaların tefrikine karar verildiğini, nihayetinde ise İlk Derece Mahkemesince dosyaların yeniden birleştirilmesine karar verildiğini, buna rağmen, gerekçeli kararda birleştirilen her bir dava yönünden müvekkili aleyhine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedildiğini, tarafları aynı olan, tek dava dilekçesi ile açılan, sonradan tefrik edilse de yeniden birleştirilerek tek dosya üzerinden yürütülen bu uyuşmazlıkta, dava ve usul ekonomisi gereğince mükerrer şekilde vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle, davanın kabulü sebebiyle yalnızca bir kez vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken dört kez vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının bozma nedeni olduğunu, öte yandan davacılar yanında davaya müdahale edenlerin taleplerinin reddedildiği hâlde, bu ret nedeniyle davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin de usul ve kanuna aykırı olduğunu, ayrıca dosya kapsamı ve İlk Derece yargılamasında toplanan delillerden, dava konusu taşınmazlar bakımından davacıların murisleri ile davalı müvekkilinin murisi arasında taksim yapıldığını, davacıların murislerine kalan bazı taşınmazların üçüncü kişilere satıldığını, bir kısmının ise uzun süre kullanılmaması nedeniyle fiilen orman niteliği kazandığı anlaşılmasına rağmen davaların reddi yerine kabulüne karar verilmesi de isabetsiz olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, mirasçılar arasında görülen ve miras yoluyla gelen hakkın bulunup bulunmadığının belirlenmesi istemine ilişkindir. 1. Dava konusu 1 62... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; dava konusu taşınmaz hakkında davacılar ve davalı taraf arasında görülen ve eldeki dosyada dava konusu taşınmazların tefrik edildiği anlaşılan Bursa Kadastro Mahkemesinin 15.03.2012 tarihli ve 2010/148 Esas, 2012/101 Karar sayılı ilamı ile dava konusu 1 62... parsel sayılı taşınmaz hakkında davanın kabulüne karar verildiği, anılan hükmün Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2013/12947 Esas ve 11796 Karar sayılı ilamıyla onanmasına karar verildiği ve UYAP sisteminden yapılan araştırmada kararın 10.04.2014 tarihinde kesinleştiği ve tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır. O halde, asli müdahillerin bu taşınmaz hakkında usulüne uygun açılmış bir davasının bulunmadığı, zira bu taşınmazın eldeki dosyada dava konusu olmadığı anlaşıldığına göre asli müdahiller vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Dava konusu 1 26... ve 1 66... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup müdahiller vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 3. Dava konusu 2 05... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahiller vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
4. Dava konusu 1 40... ve 1 57... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazlarda asli müdahillerin murisi ... 'in mirasçılık payını davalı ...'in murisi ...'e devrettiği kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamı ile kanuni düzenlemelere uygun bulunmamaktadır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu taşınmazların tarafların müşterek murisi ...'den intikal ettiği, davalı tarafın dosyaya delil olarak sunduğu 1980, 19 81... tarihli senetlerde, davalı tarafça bir kısım mirasçılardan pay satın alındığı iddiasının öne sürülmesi karşısında paylaşmanın yapılmadığının tartışmasız olduğu anlaşılmaktadır. Davalı taraf, müdahillerin murisi ... 'den miras payını devraldığına ilişkin senet sunmuş ise de; keşif mahallinde yapılan senet uygulamaları ile asli müdahiller murisinin 08.08.1989 tarihli 3 ayrı senet ile miras payını davalının murisi ...'e devrettiğinin anlaşıldığı, ... mevkili senedin dava konusu 2 05... parsel sayılı taşınmaza, ... mevkili senedin 1 26... parsel sayılı taşınmaza ve ... mevkili senedin ise 1 66... parsel sayılı taşınmaza ait olduğunun anlaşıldığı; dava konusu 1 40... ve 1 57... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin davalı tarafça senet sunulamadığı, dolayısıyla davalı tarafça dayanılan senetlerle dava konusu taşınmazlardaki miras payının devredildiği ispat edilemediğinden, asli müdahillerin murisinin bu taşınmazdaki mirasçılık sıfatı ve buna bağlı hakları devam etmekte olup, asli müdahillerin davasının kabulüne, miras paylarının adlarına tescil edilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Yukarıda (V.B.1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asli müdahiller vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, (V.B.2 ve V.B.3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle dava konusu 2 05... parsel, 1 26... ve 1 66... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin asli müdahiller vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, (V.B.4) nedenlerle temyiz olunan dava konusu 1 40... ve 1 57... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,30.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.