Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/2708 E. 2026/4704 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2708
Karar No
2026/4704
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/37 E., 2014/49 K.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... vekili ve asli müdahil tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 01... parsel sayılı 4.299,26 m² yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebiyle iki katlı ahşap ev, iki katlı ahşap samanlık ve tarlası vasfıyla ölü olduğu beyanlarda gösterilmek suretiyle ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; irsen intikal, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, dava konusu taşınmazın 1/2 payı oranında adına tescili ve üzerinde bulunan yapıların muris ... mirasçıları adlarına tescilini talep etmiştir. 3. Yargılama sırasında ...; irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, adına tescili istemiyle davaya katılmıştır. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazı kök muris ...'ün paylaştırdığını ve bu paylaşım sonucu kendi murisi ... ile ...'e verildiğini, kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetliklerinde bulunduğunu, tescilin bu kişiler adına yapılması gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "keşifte dinlenen davalı tanıkları... ve ... beyanları ile davacının iddiasının çeliştiği, dava konusu taşınmazın evveliyatı hakkında sadece ... ve ...'ün bilgi sahibi olduğu, diğer ifade sahipleri taşınmazın evveliyatı hakkında bilgi veremedikleri, bu nedenle bu tanık ifadelerine itibar etmek hakkaniyete ve hukuka uygun düştüğü, söz konusu ... ve ... beyanlarında dava konusu 1 01... numaralı parselin ...'e ait olduğu, ölmeden önce sağ iken burayı rızası ile ...'e zilyetliğini devretitği, ...'ün taşınmaz üzerinde iki katlı evi inşa ettiğini, burayı kayınpederinin kullanmasına müsade ettiği, dolayısıyla 50... yıldan beri ... ve onun ölümü ile oğlu ...'ün bu eve zilyet ettiği maddi gerçeği açıklığa kavuştuğu, davacının ve müdahil ... 'ün taşınmazların evveliyatının babasına kaldığı, ...'ün bu suretle buraya sahip olduğu ve yapılacak tespit ve tescil işleminin de onun adına olması gerektiği yönündeki iddialarını ispat edemedikleri" gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince müdahilin davası hakkında karar verilmediğini, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklara dava dilekçesinde belirtilen hususların sorulmadığını, özellikle ...'ün dava konusu taşınmazla ilişkisi, miras taşınmazlarının paylaşımı ve sonrasında taşınmazın müvekkiline satışı konularının araştırılmadığını, keşifte dinlenen tarafsız bilirkişi ve tanıkların tamamının, taşınmazın 50 yılı aşkın süredir müvekkilinin babası ve sonrasında müvekkili tarafından kullanıldığını, bu kullanıma hiçbir itirazın bulunmadığını beyan ettiklerini, Mahkemenin, yaşları ve olaylarla bağlantıları itibarıyla 1944 yılındaki paylaşımı bilmeleri mümkün olmayan davalı tanıkları .... ile ...'ün duyuma dayalı beyanlarına itibar ettiğini, diğer tarafsız tanık ve bilirkişi beyanlarını ise değerlendirmediğini, babasının taşınmazı 40... yılı aşkın süredir ...'ten satın alma nedeniyle kullandıkları ve bu kullanıma mirasçılar tarafından uzun yıllar itiraz edilmediği ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Asli müdahil ... temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince müdahilin davası hakkında karar verilmediğini, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıklar, dava konusu taşınmazın ve üzerindeki evin 50 yılı aşkın süredir davacı tarafından kullanıldığını, bu kullanıma hiçbir mirasçının itiraz etmediğini ve taşınmazın yapılan taksim sonucu davacıya kaldığının köyde bilindiğini belirttiklerini, davacı ve ailesinin uzun yıllara dayanan zilyetliği dışında taşınmaz üzerinde başkaca bir kişinin hak iddiası veya zilyetliğinin bulunmadığını, buna rağmen Mahkeme, diğer bilirkişi ve tanık beyanlarını dikkate almaksızın yalnızca davalı tanıkları ... ve ...'ün gerçeği yansıtmayan beyanlarına dayanarak karar verdiğini, bu kişilerin yaşları itibarıyla eski taksim olaylarını bilmelerinin mümkün olmadığı ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, askı ilan süresi içerisinde açılan kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık; dava konusu taşınmazın kök muris tarafından paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşım yapılmışsa kime verildiği; paylaşım yapılmamışsa taksim edilip edilmediği ve taksim edilmişse taksimen kime verildiği, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin ne sıfatla, hangi hukuki sebebe dayanılarak sürdürüldüğüne ilişkindir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davacı vekili ve asli müdahil ...'ün aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Ancak, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorunda olup, geri çevirme kararı ile dosya içerisine getirtilen Erfelek Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/103 Esas, 2011/76 Karar ve 16.02.2012 tarihinde kesinleşen kararı ile tespit maliki ..... oğlu ...'e ait nüfus kaydının mükerrer kayıt olması sebebiyle iptaline, aynı kişinin ... ve ... oğlu ... ismiyle nüfusa tesciline karar verildiği, bu suretle tespit malikinin kimlik bilgilerinin, hükmen değiştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince, hükmen değişen ve kesinleşen kimlik bilgileri gözetilmeksizin "tespit gibi tesciline" karar verilmesi hatalı olup, bu yanlışlık bozmayı gerektirmekte ise de yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. V. KARAR: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı ... vekili ve asli müdahil ...'ün sair temyiz itirazlarının REDDİNE; Davacı ... vekili ve asli müdahil ...'ün temyiz itirazlarının yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin üçüncü satırında yer alan "tespitteki gibi tapuya kayıt ve tesciline," kelimelerinin hüküm yerinden çıkartılarak yerine, "... oğlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline" kelimelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,30.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2026/2708, K. 2026/4704, T. 30.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2026-2708-e-2026-4704-k-2e2dddb35ebf