Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5715 E. 2026/4670 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5715
- Karar No
- 2026/4670
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/326 E., 2025/14 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Adana ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 236 parsel sayılı 35.100,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 119 65... parsel numarasıyla ve 32.156,70 m² yüzölçümlü olarak; davalılar adına tapuya kayıtlı bulunan eski 81 parsel sayılı 9.700,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 119 65... parsel numarasıyla ve 9.720,11 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın yüzölçümünün uygulama kadastrosu sırasında küçüldüğünü ileri sürerek, uygulama kadastrosundaki hatanın düzeltilmesini talep etmişlerdir. II. CEVAP Davalılar, cevap dilekçesi vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13/05/2015 tarihli ve 2015/116 Esas, 2015/205 Karar sayılı kararı ile davalı ...'ya karşı açılan davanın davalı sıfatı yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden açılan davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, yeni 119 65... parsel sayılı taşınmazın 9.720,11 m² olarak belirlenmesine rağmen 9.133,40 m², yeni 119 65... parsel sayılı taşınmazın 32.156,70 metrekare olarak belirlenmesine rağmen 32.894,84 m² olarak düzeltilmesine ve 119 65... parseldeki fazlalığın iptali ile 119 65... parsele eklenmesine, 30.06.2014 tarihli rapor ve krokide 119 65... parsel ile 119 65... parsel arasındaki yeşil çizginin her iki parsel arasındaki sınır olarak belirlenmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMA SONRASI YARGILAMA İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 13/05/2015 tarihli kararının davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2022/6235 Esas ve 2022/7911 Karar sayılı ilamıyla davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verilmiş; bilahare, davacı Hazine vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 02.03.2023 tarihli ve 2023/259 Esas, 2023/1151 Karar sayılı ilamıyla "davacı vekilinin karar düzeltme talepleri yönünden incelenmesi sonucu, karar düzeltme talebinin kabulü ile yapılan incelemede, İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerektiği, bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişinin katılımı ile keşif yapılması gerektiği, keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmesi gerektiği, yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri teknik bilirkişiye işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar teknik bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, teknik bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesinin istenmesi gerektiği, teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınması gerektiği, raporun denetime elverişli olması için teknik bilirkişiden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmeli, teknik bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmesi gerektiği, açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, somut olayda; İlk Derece Mahkemesince yapılan uygulama yetersiz ve alınan rapor denetime elverişsiz olup çekişmeli taşınmazlara ait arazi kadastrosu sırasında düzenlenen hesap cetveli, ölçü krokisi, uygulama kadastrosuna ait ada raporu ile tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilmediği, fen bilirkişisinden yukarıda açıklanan şekilde rapor ve harita alınmadığı, ayrıca hüküm yerinde harita ve kadastro mühendisi bilirkişiler tarafından düzenlenen 30.06.2014 tarihli rapor ve krokide 119 65... parsel ile 119 65... parsel arasındaki yeşil çizginin her iki parsel arasındaki sınır olarak belirlenmesine karar verildiği halde, aynı kısmın davacı parseline eklenmesine karar verilmesi dahi infazda tereddüt oluşturur nitelikte olduğu, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm verilmesinin isabetsiz olduğu, hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince harita mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılması, bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gerekçesiyle Dairemizin onama ilamı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "15.03.2011 tarihinde 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan yenileme çalışması sonunda eski 81 parselin 119 65... parsel olduğu ve yeni mesahası 9.720,11 m² olarak belirlenmesine rağmen paftası ile teknik belgelerine göre oluşturulan sınıra göre tekrar alan hesabı yapıldığında mesahasının 9.133,40 metrekare olması gerektiği, 15.03.2011 tarihinde 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan yenileme çalışması sonunda eski 236 parselin 119 65... parsel olduğu ve yeni mesahası 32.156,70 metrekare olarak belirlenmesine rağmen paftası ile teknik belgelerine göre oluşturulan sınıra göre tekrar alan hesabı yapıldığında mesahasının 32.894,84 m² olması gerektiği, bu haliyle uygulamada hesap hatası nedeniyle davacı idare lehine tescil hükmü kurulması gerektiğinin açık olduğu, davalı ...'nun tapu maliki olmadığından bu davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermek gerektiği" gerekçesiyle davalı ...'ya karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılara karşı açılan davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 119 65... parsel sayılı taşınmazın 02.05.2024 tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli krokide yeşil rekli hat olarak gösterilen 586,71 m²lik kısmının tapu kaydının iptaline, davacıya ait 119 65... parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle yüzölçümü toplam 32.894,84 m² olacak şekilde davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440/I. maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,29.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.