Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2317 E. 2026/4501 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2317
Karar No
2026/4501
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2016/11 E., 2023/1 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Van ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 05... ve 40 parsel sayılı sırasıyla 12.209.63 m² ve 1.094.85 m² yüzölçümündeki taşınmazlar irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 1 05... sayılı parsel davalı ..., 1 05... sayılı parsel davalı ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; dava konusu 1 05... parsel numaralı taşınmazın Hazineye ait olduğunu, taşınmazın bulunduğu yerde hızlandırılmış kadastro çalışmaları yapıldığını, kadastro ekiplerince 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 18/2 maddesi kapsamına giren mütegayyip ve firari kişilerden kalan yerlerin dikkate alınmadığını, taşınmazın bulunduğu mahalde Hazine kayıtlarında mütegayyip firari şahıslardan kalan yerler olduğuna dair kayıtların bulunduğunu, bunların 1936 yılında umumi tahriri yapılarak Hazine kayıtlarına geçtiğini, kadastro çalışmaları sırasında mütegayyip ve firari şahıslardan kalan 1936 yılı umumi tahrir kayıtlarının ibraz edildiğini, kadastro elemanlarınca bu kayıtların uygulanmadığını belirterek dava konusu taşınmazın kadastro tutanaklarının iptali ile Hazine adına tapuya tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 3. Birleşen dosya davacısı Hazine vekili dava dilekçesinde; dava konusu 1 05... parsel numaralı taşınmazın Hazineye ait olduğunu, taşınmazın bulunduğu yerde hızlandırılmış kadastro çalışmaları yapıldığını, kadastro ekiplerince 3402 sayılı Kanun'un 18/2 maddesi kapsamına giren mütegayyip ve firari kişilerden kalan yerlerin dikkate alınmadığını, taşınmazın bulunduğu mahale ilişkin kayıtların bulunduğunu, bunların 1936 yılında umumi tahriri yapılarak Hazine kayıtlarına geçtiğini, kadastro çalışmaları sırasında mütegayyip ve firari şahıslardan kalan 1936 yılı umumi tahrir kayıtlarının ibraz edildiğini, kadastro elemanlarınca bu kayıtların uygulanmadığını belirterek dava konusu taşınmazın kadastro tutanaklarının iptali ile Hazine adına tapuya tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Başkale Kadastro Mahkemesi'nin 08.04.2011 tarihli ve 2007/4683 Esas, 2011/469 Karar sayılı kararı ile ''dava konusu taşınmazların mera ile hiçbir doğal yada yapay ayırıcı unsurun bulunmadığı, meradan kopartıldığının mevcut kadastro krokisinden anlaşıldığı, taşınmazların dış yüzölçümlerinin büyük bir kısmının mera olduğu hususunda mahalli ve tutanak bilirkişi anlatımları ve kadastral krokide ittifak olduğu, mera vasfındaki taşınmazların üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımayacağı, davalılar adına tespit edilen arazinin mera ile bütünleşmiş bir arazi olduğu, zilyetlikle kazanılamayacak yerleden olduğu'' gerekçesiyle davanın kabulü ile 1 05... ve 40 parsel sayılı taşınmazların tespitlerinin iptal edilerek mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan)16. Hukuk Dairesinin 21.12.2015 tarihli ve 2015/17798 Esas, 2015/15963 Karar sayılı ilamıyla mera araştırması yapılarak taşınmazın mera sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi ve ayrıca usulünce zilyetlik araştırması yapılması gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "mahalli bilirkişilerin beyanlarında taşınmazların davalıların ve murislerinin 50-55 yıldır zilyetliğinde ve tasarrufunda olduğunu beyan ettikleri, zirai bilirkişi kurulu raporunda çekişmeli taşınmazların tarım arazisi vasfında olduğunun belirtildiği, dava konusu taşınmazların bulunduğu kadastral kroki incelendiğinde dava konusu taşınmazlara komşu, taşınmazın sınırında mera bulunduğu, mahalli bilirkişilerin beyanları ve alınan ayrıntılı raporlara göre de dava konusu taşınmazların merayla herhangi bir bağlantısı bulunmadığı, diğer komşu parsellerinin ise şahıslara ait tarla olduğu, dava konusu taşınmazların mera vasfında olmayıp tarla olduğu, zilyetlikle edinilebilen taşınmazlardan olduklarının anlaşıldığı, dava konusu taşınmazlara her ne kadar komşu mera parseli var ise de dava konusu taşınmazların meradan açılmadığı, mera ile arasında sabit sınır unsurunun bulunduğu, meradan açılarak elde edilmediği, davalıların ve öncesinde murislerinin zilyetliğinde olduğu, zilyetlikle edinme koşullarının var olduğu'' gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine, 1 05... parsel numaralı taşınmazın tespit gibi ... adına tapuya tesciline,1 05... parsel numaralı taşınmazın tespit gibi ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların Hazinenin özel mülkiyetinde olduğunu, 1927 yılından bu yana nizasız ve fasılasız olarak hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu, taşınmazların niteliği gereği kaçak yitik şahıslardan Devlete kaldığı, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı, 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerinde belirlenen süreyle malik sıfatıyla zilyetlik koşullarının davalılar lehine gerçekleştiğinin ispatlamadığı ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığı, davalılar lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında toplanmıştır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/2317, K. 2026/4501, T. 22.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-2317-e-2026-4501-k-39001f418263