Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1040 E. 2026/1882 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1040
- Karar No
- 2026/1882
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/286 E., 2022/11 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sonucunda, ........ ili .......... ilçesi .............. köyü çalışma alanında bulunan 1 03... parsel sayılı 148.752,62 m² yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiş; ........... ili ........ ilçesi .......... köyü çalışma alanında bulunan 1 34... ve 180 parsel sayılı sırasıyla 529.130,83 m² ve 226.951,01 m² yüzölçümündeki taşınmazlar ise ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş iken, tespite itiraz edilmesi üzerine Eruh Kadastro Mahkemesinin 25.07.2003 tarihli ve 2003/11 Esas, 2003/146 Karar sayılı kararı ile 1 34... parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi rapor ve krokisinde (B) harfiyle gösterilen (kırmızı renkle taralı) 19.031,89 m² ve (A) harfiyle gösterilen (mavi renkle taralı) 11.906,31 m² yüzölçümündeki bölümlerinin davacı şahıslar adına ayrı parsel sayısıyla, taşınmazın kalan 498.192,63 m² yüzölçümündeki bölümünün tespit gibi aynı parsel sayısıyla Hazine adına tesciline, 1 34... parsel sayılı taşınmazın (A) harfiyle gösterilen (yeşil renkle taralı) 23.075,34 m² yüzölçümündeki ve (A) harfiyle gösterilen (sarı renkle taralı) 31.166,76 m² yüzölçündeki bölümlerinin ayrı parsel numaralarıyla davacı şahıslar adına, taşınmazın kalan 172.708,91 m² yüzölçümündeki bölümünün aynı parsel sayısıyla tespit gibi Hazine adına tesciline karar verilmiş ve verilen kararın Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 21.06.2004 tarihli ve 2004/7370 Esas, 2004/7721 Karar sayılı ilamı ile onanarak 09.08.2004 tarihinde kesinleşmesi üzerine 1 34... parsel sayılı taşınmaz 498.192,63 m², 1 34... parsel sayılı taşınmaz ise 172.708,91 m² yüzölçümüyle hükmen Hazine adına tescil edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; taşınmazlar üzerinde müvekkili olan davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, taşınmazların Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine temsilcisi cevap dilekçesinde; dava konusu 1 34... ve 180 parsel sayılı taşınmazların hükmen, 1 03... parsel sayılı taşınmazın ise kadastro sonucunda ham toprak vasfıyla tapuya tescil edildiğini, taşınmazların yüzölçümlerinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde belirtilen miktar sınırını aştığı gibi, zilyetlikle kazanma şartlarının da bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.05.2013 tarihli ve 2012/55 Esas, 2013/243 Karar sayılı kararı ile, davanın kabulüne ve fen bilirkişisi raporunda ......... ili ............... ilçesi ........... köyü 1 03... parsel sayılı taşınmazın (A) harfiyle gösterilen 3.060,43 m², ... köyü 1 34... parsel sayılı taşınmazın (C) harfiyle gösterilen 9.992,13 m² ve 1 34... parsel sayılı taşınmazın (B) harfiyle gösterilen 8.551,06 m²' lik bölümlerinin davalı Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptaliyle ayrı parsel numaraları altında tarla vasfıyla davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 30.03.2015 tarihli ve 2014/12698 Esas, 2015/2971 Karar sayılı ilamıyla, "dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan dava konusu 1 03... parsel sayılı taşınmazın krokisinde (A) harfiyle gösterilen bölümüne ilişkin hükmün onanmasına karar verildikten sonra, dava konusu 1 34... ve 180 parsel sayılı taşınmazlar yönünden, yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli bulunmadığı, dava konusu taşınmazların kadastro tespitlerine dava dışı .......... ...... ......... ve ......... tarafından itiraz edilmesi üzerine Eruh Kadastro Mahkemesi'nin 25.07.2003 tarihli ve 2003/11 Esas, 2003/146 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazların bir bölümünün ayrı parsel numaralarıyla davacı gerçek kişiler adına, kalan kısmın Hazine adına aynı parsel numarasıyla tesciline karar verildiği ve kararın kesinleştiği, kesinleşen karar üzerine taşınmazların ifraz edilerek hükmen tescil edildiği, ancak hükmen tescil edilen bölümlerin 1 34... ve 180 parsel sayılı taşınmazların hangi bölümüne isabet ettiğinin tam olarak anlaşılamadığı belirtilerek; İlk Derece Mahkemesince, Kadastro Mahkemesi kararıyla şahıslar adına kesinleşen bölümlerin tespit edilmesi, bunun için hükmen tescil edilen bölümleri gösterir mahkeme kararı dayanağı ve haritalar ile tescil ile oluşan kadastro paftalarının getirtilerek mahallinde yapılacak keşifte çakıştırmak suretiyle zemine uygulanması, uygulama sonunda davaya konu edilen bölümler ile hükmen tescile konu edilen bölümlerin çakışması halinde, çakışan bölümler yönünden şahıslar adına tapu kaydı oluştuğundan Hazineye husumet yöneltilerek işbu davanın açılması nedeniyle davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi, çakışmayan bölümler yönünden ise mevcut deliller değerlendirilerek yeniden karar verilmesi" gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamı sonrasında yapılan yargılama sırasında, dava konusu taşınmazların bulunduğu ... köyünün .......... ili Merkez bucağına bağlandığı gerekçesiyle Eruh Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.01.2016 tarihli ve 2015/359 Esas, 2016/2 Karar sayılı kararı ile yetkisizlik kararı verilerek dosya Siirt Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "yeniden yapılan keşif sonucunda düzenlenen 26.04.2021 tarihli fen raporuna göre dava konusu taşınmazın rapora ekli krokide (A), (B), (C) ve (D) harfleriyle gösterildiği, (A) ve (B) harfleriyle gösterilen alanların Eruh Kadastro Mahkemesinin 25.07.2003 tarihli ve 2003/11 Esas, 2003/146 Karar sayılı kararı ile sınırları kesinleşen alan dahilinde olduğu ve dava dışı ............ adına tescil edildiği, (C) harfiyle gösterilen bölümün davacı adına kayıtlı iken kamulaştırıldığı, (D) harfiyle gösterilen bölümün ise Hazine adına kayıtlı olduğu, bilirkişi raporu doğrultusunda (A) ve (B) harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümleri yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği, (D) harfiyle gösterilen bölümde ise zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile ........ ili ......... ilçesi ......... köyü 1 03... parsel sayılı taşınmazın 24.01.2013 tarihli fen bilirkişisi raporunda (A) harfiyle gösterilen 3.060,43 m²lik bölümü yönünden verilen hükmün Yargıtay ilamı ile kesinleştiği anlaşılmakla, bu yere ilişkin yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, ........ ili ................ ilçesi .................. köyü 1 34... parsel sayılı taşınmazın 26.04.2021 tarihli fen bilirkişisi raporunda (A) harfiyle gösterilen 8.040,39 m² ve aynı yer 1 34... parsel sayılı taşınmazın (B) harfiyle gösterilen 7.719,25 m²lik bölümlerine ilişkin açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine ve 1 34... parsel sayılı taşınmazın (D) harfiyle gösterilen 3.357,89 m²lik kısmına ilişkin açılan davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; orman bilirkişisi raporunun yetersiz, çelişkili ve denetime elverişsiz olduğunu, dava konusu taşınmazların tapulu arazilerle çevrili olup sadece bu alanın orman sayılan yerlerden olduğu tespitinin dosya kapsamıyla uyuşmadığını, taşınmazların çok eski tarihlerden beri 30-40 cm pulluk derinliğinde sürülerek ve işlenerek en az 100 yıldır tarım arazisi olarak kullanıldığını, keşif günü arazinin nadasa bırakılması sebebiyle ekilmediğinden bir kısmının otlar ile kaplandığını, ancak önceki yıla ait buğday saplarının bilirkişi raporunun ekinde yer alan fotoğraflarda açıkça görüldüğünü, bu yönüyle taşınmazların ekilip biçildiğini, taşınmaz üzerinden alınacak toprak örneklerinden ve profil içinde yapılan incelemelerden toprak içerisinde orman ağaçlarına ilişkin kök kalıntılarının yer almadığının anlaşılacağını, dava konusu yerin çevresi ile birlikte incelendiğinde ormanlık alanlar ile arasında ayırıcı unsurlar bulunduğunu, köy yerleşimine çok yakın olduğunu, etrafında özel mülkiyete konu olan ev, tarım alanları ve meyve bahçeleri bulunduğunu, kabul edilen kısım yönünden dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken eksik vekalet ücretine hükmedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ve yargılama giderlerinin de eksik hesaplandığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporları ile dava konusu taşınmazın değerinin belirlendiğini, buna göre Hazine lehine nispi vekalet ücreti taktiri gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapu iptali ve tescili istemine ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 651,30 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.