Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/590 E. 2024/6453 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/590
- Karar No
- 2024/6453
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/120 E., 2022/128 K. KARAR : Davalılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca Esastan Reddine, İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/59 E., 2020/48 K.
Taraflar arasındaki kesinleşmiş orman kadastrosundan kaynaklı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 1932 yılında yapılan tesis kadastrosu, 1980 yılında yapılan orman kadastrosu ve 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) gereğince 1998 yılında Aplikasyon ve 2/B Çalışması bulunduğu anlaşılmaktadır.
2. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; Hatay ili, ... ilçesi, 1. Bölge bucağı ... köyü 298 parsel numaralı taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kaldığını ve Devlet Ormanı niteliğinde olduğunu, davalılar adına kayıtlı tapusunun iptali ile, orman vasfı ile Hazine adına tesciline ve tapu kaydının beyanlar hanesine davalılar lehine konulan tüm şerhlerin silinmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın müvekkillerince 04.03.1993 tarihinde iktisap edilmiş olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkillerinin dava konusu taşınmazın tapu siciline güven ilkesi çerçevesinde iyi niyetle, dava dışı 3. kişiden 04.03.1993 tarihinde satın aldıklarını, adlarına taşınmazı tapuda tescil ettirmek suretiyle de malik olduklarını, müvekkillerinin taşınmazı satın aldıkları tarih itibariyle tapu kaydında orman tahdidi veya mülkiyet hakkını kısıtlayan her ne nam altında olursa olsun her hangi bir takyidat bulunmadığını, müvekkillerinin tapu sicilinin doğruluğuna itibar ederek, tapu siciline güvenerek taşınmazı satın aldıklarını, bu vesileyle 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007/1 maddesi "Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur" hükmü ile Devlete kusursuz sorumluluk yüklendiğini, dava konusu taşınmazın tapu kaydına ilişkin tapu sicilinin tutulmasında, tapu sicil memurlarının kusuru bulunduğunu, her ne kadar davacı İdarenin, dava konusu yere ilişkin orman tahdidi içerisinde kaldığını iddia etmekte ise de dava konusu yerin orman niteliğine haiz olmadığını, dava konusu taşınmazın geçmişten bu güne orman tahdidi içerisine alınabilecek ne fiziki ne de hukuki şartlara haiz olmadığını, Fransız kadastro kayıtları gereğince taşınmazın 1930 senesi itibariyle fiili durumunun kuru tarla olduğunu, dava konusu taşınmazın 1900 yılların başlarından itibaren tarla vasfıyla kullanıla gelmiş olduğunu, dava konusu taşınmazın çevresi ve bitişiğinde yazlık sitelerin olduğunu, yaygın biçimde tarım alanlarının bulunduğunu ve aktif olarak tarım faaliyetleri yapıldığını, yer yer köy sakinlerinin taşınmazın toprak örtüsü, bitki yapısı, topografik özellikleri dikkate alındığında mevzuatın belirlediği orman tanımına uymadığını, tüm bu nedenlerle uluslararası sözleşmelere aykırı olan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmaz üzerinde yapılan orman kadastrosunun 20.03.1990 tarihinde askıya çıkarılarak 20.09.1990 tarihinde kesinleştiği, bilirkişi raporlarına göre, tapusu iptali istenen taşınmazın ... Mahallesi orman kadastrosu sınırlarında kaldığı, bu alanda iki defa orman kadastrosu çalışması yapıldığı, 1980 yılında 6831 sayılı Orman Kanununa göre ve aynı Kanun'un 1744 sayılı Kanunla değişik 2. maddesine yapılıp kesinleşen ve 1998 yılında 6831 sayılı Orman Kanun'a göre ve aynı kanunun 3302 sayılı kanunla değişik 2/B maddesine göre yapıldığı ve kesinleştiği, taşınmazın Fransızlar tarafından yapılan ve halen kullanılmakta olan ilk tesis kadastrosuna göre ½ hisse küçük ... Veresesi ve ½ hissesi ... oğlu ... veresesi adına 14.11.1932 tarihli ve 203 yevmiye numarası ile tapuya tescil edildiği, dava konusu taşınmazın güneyinde, doğusunda ve kuzeyinde 294 parsel, batısında 297 parsel bulunduğu, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde ''... Orman İşletme Şefliği'nin 15/03/2018 tarih ve 545086 sayılı yazısı uyarınca, taşınmazın bir kısmı orman içinde kalmaktadır.'' beyanının yer aldığı, toplamda 38.302,00 m² yüz ölçümündeki dava konusu taşınmazın 27.391,79 m²'lik kısmının orman arazisi içerisinde kaldığı, 1956 en eski tarihli hava fotoğrafında taşınmaz üzerinde ve bitişik alanlar üzerinde maki formasyonuna ait bitki örtüsünün ve dağınık konumlarda çam ağaçlarının bulunduğu, 1961 tarihli memleket haritasında çevresi ile birlikte ibreli ağaç ve çalılık simgesi bulunan yeşile boyalı alan olarak gösterildiği, 1968 ve 1975 tarihli hava fotoğraflarındaki görüntünün benzer olduğu, 1956 tarihli hava fotoğrafında bir kısım makilik alanların temizlenmiş olduğu, 1975 tarihli memleket haritasında tamamının çalılık simgeli yeşile boyalı olarak gösterildiği, 1992 tarihli hava fotoğrafında yaklaşık 3/5'inin açıklık alan olarak göründüğü, 1956 tarihli hava fotoğrafında ve 1961 tarihli memleket haritasında dava konusu taşınmazın bitişik ormanlık alanlarla aynı nitelikte ve devamı şeklinde olduğu, 1956 tarihli hava fotoğrafında geniş bir orman alanı olarak gösterilen arazide eğimi düşük fundalık ve çalılık olan yerler ile ormansız açık alanların ya da bodur çalılıklarının bulunmasının doğal olduğu, bu tür yerlerin orman bütünlüğü içinde ormandan ayrılamayan, ormanın uzantısı olan orman içi açıklığı niteliğindeki yerler arasında bulunduğu, söz konusu taşınmazın ormanlık alan dışında kalan kısmının ise 2/B arazisi içerisinde kaldığı, taşınmazın toplam yüz ölçümünün esasen 38.537,80 m² olduğu, bu farkın eski ölçüm ve hesaplama yöntemlerinden kaynaklandığı, tecviz içerisinde kaldığı, 298 parselin koordinat değerleri 1/10000 ölçekli ...-P35-B1-III numaralı orman haritası ile çakıştırıldığında OS.2005'den başlayarak, OS.2006, OS.2007, OS.2008, OS.2009, OS.2010, OS.2011, OS.2012 ve OS.2013 noktalarına göre 27.466,30 m²'lik ve 168,59 m²'lik kısımlarının orman sayılan yerlerden olduğunun sabit olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, Hatay ili ... ilçesi ... Mahallesi 298 parsel sayıl taşınmazın fen bilirkişisi ... ve orman bilirkişisi ... tarafından tanzim edilen 01.08.2019 tarihli rapor ve krokisinde (298_A) ile gösterilen 27.466,30 m2'lik kısmı ile (298_B) ile gösterilen 168,59 m2'lik kısmın 298 parselden ifrazı ve tapu kaydının iptali ile bu taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın ne orman vasfında olduğunu ne de 2/B arazisi kapsamına alınabilecek nitelikte olduğunu, İlk Derece Mahkeme tespitinin hukuka, usul ve kanuna aykırı olduğunu, dinlenen tanık anlatımları ve delil olarak ibraz edilen Fransız kadastro kayıtlarının İlk Derece Mahkemesince bir kısmı orman ve kalan kısmı 2/B arazisi olarak kabul edilen dava konusu 298 parsel sayılı taşınmaza ilişkin yapılan değerlendirmenin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, Fransız kadastro kayıtları gereğince taşınmazın 1930 senesi itibariyle fiili durumunun kuru tarla olduğunun açıkça vasıflandırıldığını, dava konusu taşınmazın 1930 senesi itibariyle kuru tarla vasfında ve özel mülkiyete konu olduğunun açık olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemece bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının dikkate alınmamasının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davacı İdarece dava konusu yere ilişkin 38.302 m2 lik dava konusu taşınmazın 27.391,79 m2 lik kısmının orman arazisi, kalan kısmının ise 2/B arazisi içerisinde kaldığı yönündeki dava dilekçesine karşın İlk Derece Mahkemesince talebe bağlı kalınmaksızın 27.446,30m2 ve 168,59 m2 ye ilişkin hüküm tesis edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkillerinin tapu sicilinin düzgün tutulduğuna inanarak, iyi niyetle dava konusu taşınmazı 3. kişilerden iktisap ettiklerini, davalı müvekkillerinin taşınmazı iktisap tarihleri itibariyle tapuda hiçbir kısıtlayıcı şerh bulunmadığını, kesinleşmiş orman kadastrosunun tapuya şerh verilmemesinin tapunun aleniyet ilkesi ile bağdaşmadığını, dava konusu taşınmazın orman kadastro sınırları içerisinde yer aldığına dair tapuda şerh olmuş olsaydı müvekkillerinin taşınmazı satın almayacaklarını, satım tarihinden 27 yılı aşkın bir süreden sonra taşınmazın orman vasfı ile ilişkilendirilmesinin hukuka ve vicdana aykırı olduğunu, davanın, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1023 maddesi gereğince reddi gerekmesine karşın aksi yönde hüküm tesisinin hukuka aykırı olduğunu, Anayasa ve uluslararası sözleşmeler dikkate alınmaksızın hüküm tesis edilerek davalıların mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yapılan keşif, mahalli bilirkişi beyanları ve alınan bilirkişi raporları ile taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içerisinde kaldığı, orman yasasının 1. maddesi ve 2/B çalışmasına göre orman sayılan yerlerden olduğunun kesin olduğu, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nin 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kesinleşmiş orman kadastrosundan kaynaklı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri. 6831 Sayılı Orman Kanunu.
3. Değerlendirme Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.