Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4725 E. 2024/5617 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4725
- Karar No
- 2024/5617
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1520 E., 2022/690 K. KARAR : Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, İLK DERECE MAHKEMESİ : Ergani 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/57 E., 2021/68 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sonucu, Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 159 ada 5 parsel sayılı 7.683,34 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden, susuz tarla vasfıyla davalı adına tespit ve bu tespitin itirazsız kesinleşmesi üzerine davalı adına 15.03.2019 tarihinde tapuya tescil edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında davaya konu 159 ada 5 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tescil edildiğini, yapılan kadastro tespitinin haksız, hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davalı lehine zilyetlik şartlarının oluşmadığını, davaya konu taşınmaz üzerinde kadastro tespiti öncesi zamanda kimsenin zilyetliğinin bulunmadığını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesindeki şartların gerçekleşmediğini, öncelikle dava konusu taşınmazda orman incelemesi yapılması ve akabinde taşınmazın orman olduğunun tespiti halinde tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini aksi durumda taşınmazın vasfının mahkemece tespit edilerek o vasıfla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, müvekkilinin davaya konu taşınmazda 20 yıldan çok daha fazla süre nizasız fasılasız ve malik sıfatıyla zilyet ve tasarrufta bulunduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; " keşifte refakate alınan orman yüksek mühendisinin memleket haritası, amenajman planı, hava fotoğrafları eşliğinde yaptığı inceleme sonrasında taşınmazın orman vasfında olduğunu belirlediği, bu kanaatin harita mühendisi bilirkişi raporu ve ziraat mühendisi bilirkişi raporu ile desteklendiği, orman vasfı taşınmazların herhangi bir şekilde imar ihyaya konu olamayacağı ve zilyetlik ile kazanılamayacağı ilkesi gereğince yapılan kadastro tespitinin hatalı olduğu, bu haliyle davanın kabul yönünde sübut bulduğu, davalı vekilinin duruşmada tanık dinletme talebinin hükmün esasına etkili olmayacağı, bu nedenle usul ekonomisi gereği davalı tanığı ...'nun dinlenilmesi talebinin reddedildiği " gerekçesiyle, davanın kabulüne ve Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesi ... Mevki 159 ada 5 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı hazine adına orman vasfı ile kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; orman yüksek mühendisi bilirkişi raporu ile ziraat mühendisi bilirkişi raporu arasında taşınmazın niteliği hususunda çelişki mevcut olduğunu, davaya konu taşınmaz orman vasfında olmadığını, müvekkilinin davaya konu taşınmazda 20 yıldan çok daha fazla süre nizasız fasılasız ve malik sıfatıyla zilyet ve tasarrufta bulunduğunu, dinlenen tanık beyanlarında da söz konusu durumun belirtildiğini, ziraat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ile müvekkilinin fiilen parseli malik sıfatıyla zilyet olarak kullandığının ve tasarrufta bulunduğunun ispatlandığını, orman yüksek mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda taşınmazda bulunduğu belirtilen meşe ağaçlarının kapalılık oluşturmadığını, taşınmaza ait hava fotoğraflarının ve haritaların doğru ve isabetli şekilde yorumlanmadığını, bilirkişi raporlarına itirazlarının gerekçesiz olarak reddedildiğini, daha önceki tarihlerde yaşanan olası terör olaylarının arazinin kullanımına etkisinin değerlendirilmediğini, bilirkişi raporlarında taşınmazın niteliği ve kullanım süresinin tespit edilmediğini, tanık olarak dinlenmesini talep ettikleri, aynı zamanda tanık listesinde bildirdikleri tanığın dinletilmesi talebinin Mahkemece gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; " hava fotoğraflarına dayalı harita, orman ve ziraat bilirkişisi incelemesinden dava konusu taşınmazın 1967, 1984, 2002 ve 2011 yıllarına ait hava fotoğraflarında tarımsal faaliyete konu olmadığı, imar ve ihyasının gerçekleşmediği, taşınmazın orman olarak tescilli 105 ada 1 parselin devamı niteliğinde olduğu, yer yer taş ve kaya ihtiva ettiği, üzerinde 60 yaşı aşkın köklerden çıkan meşe ağaçları bulunduğu, evveliyatı ve eylemli durumu itibariyle orman vasfında olan taşınmazın hazine adına tesciline karar verilmesinde, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı " gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kadastro öncesi taşınmaz üzerinde zilyetlik şartlarının gerçekleşmediği iddiasından kaynaklı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun, 3402 sayılı Kadastro Kanunu, 6831 sayılı Orman Kanunu. 3. Değerlendirme Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi