Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3940 E. 2025/5877 K. – Kadastro Tespiti
Konu: Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3940
- Karar No
- 2025/5877
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/142 E., 2023/48 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiş olup, bu kez davalılar Orman İdaresi vekili ve Hazine vekili tarafından İlk Derece Mahkemesi kararı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı ... dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi ... köyünde bulunan sınırlarını bildirdiği yaklaşık 8 00... yüzölçümündeki taşınmazı 20 yıl kadar önce ...'den satın aldığını, o tarihten bu yana taşınmazı kendisinin kullandığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu belirterek, adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş işbu karar davalılar Hazine ve Orman İdaresi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 07.05.2015 tarihli ve 2015/5470 Esas, 2015/3782 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma ilamında özetle; "...dosya arasına alınan komşu taşınmazlara ilişkin derdest dava dosyaları ve o dosyalarda alınan bilirkişi raporları ile, Kadastro Mahkemesinin 1982/39 Esas ve 1993/249 Karar sayılı dava dosyası ve bu dosyadaki ... ve orman bilirkişi raporları da dikkate alınarak, daha önceki keşfe katılmamış bir orman bilirkişi, bir ... uzmanı, bir fen elemanı marifetiyle yeniden yapılacak keşifte, daha önce incelendiği bildirilen 19 63... tarihli memleket haritalarının yapımına esas alınan hava fotoğrafları getirtilerek, hava fotoğrafları stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilmeli, kadastro paftası üzerine aplike edilerek taşınmazın niteliği, orman olup olmadığı araştırılmalı, komşu taşınmazlara ait dava dosyaları ve bilirkişi rapolarının da değerlendirildiği, denetlemeye elverişli rapor alınmalı, taşınmazın evveliyatı itibari ile orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde, kim tarafından, ne şekilde zilyed edildiği, zilyetliğin ne zaman başlayıp ne şekilde devam ettiği, araştırılmalı ve bu şekilde yapılan araştırma sonucuna göre karar verilmeli..." gereğine değinilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda: "...yargılama sırasında davaya konu taşınmazlarda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402sayılı Kanun) 22-a maddesine göre kadastro güncelleme çalışmaları ve geçici 8. maddesi uyarınca çalışma yapılarak davaya konu yerler hakkında ... ... Mahallesi, 1 72... parsel numarasıyla tutanak düzenlendiği ve tutanağın 3402 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca Kadastro Mahkemesine gönderildiğinin anlaşıldığı, 3402 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca kadastro tespit günü itibariyle genel mahkemelerde derdest olan ve kesinleşmemiş dava dosyalarının Kadastro Mahkemesine aktarılmasının zorunlu olduğu, tespit günü itibariyle eldeki davaya bakmakta kadastro mahkemesinin görevli olduğu..." gerekçesi ile görevsizlik karar verilerek dosya ... Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. ... Kadastro Mahkemesi tarafından görevsizlik kararı sonrası yapılan yargılama sonunda; taşınmazın öncesinin orman olmadığı, Asliye Hukuk Mahkemesindeki dava tarihinden geriye doğru imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik süresinin doldurulmuş olduğu, taşınmazın 1980 li yıllarda üzerinde bulunan püren ve çalı türlerinin temizlenmiş, kuru hububat tarımı yapılan kıraç tarım arasizi vasfında olduğu, taşınmazın yol ile sınırını teşkil eden istinat duvarının da bu tarihlerde yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tarla vasfıyla davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş ve iş bu karar davalılar Orman İdaresi vekili ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davalı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; harita ve kadastro uzmanı bilirkişilerce dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin 19 58... yıllarına ait hava fotoları incelenmesine rağmen, bilirkişi raporlarının ekinde bulunmadığı, rapor içeriği ile hava foğrafları arasındaki uyum denetlenemediği gibi 1986 yılındaki hava fotoğrafında net bir şekilde değerlendirilmemiştir. Öte yandan; dosya arasındaki bilirkişi raporlarında ... Kadastro Mahkemesinin 1982/39 Esas ve 1993/249 Karar sayılı dosyasında bulunan 23.10.1992 tarihli ... bilirkişi raporu, dava konusu taşınmazın değerlendirmesinde kullanılmış olmasına rağmen dosya arasında adı geçen raporun örneğine rastlanamamış, raporlar uygun bir şekilde denetlenememiştir.
Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle, yöreye ait aktarılan dava tarihi olan 08.07.2009 tarihinde 20-25 yıl öncesine ait eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri, tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise ilgili mahkeme karar örnekleri (özellikle ... Kadastro Mahkemesinin 1982/39 Esas, 1993/249 Karar sayılı dosyası) ve varsa Yargıtay ilamlarının onaylı örnekleri bulundukları yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan ve daha önceki keşiflerde görev almayan, bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir fen elemanı ... bilirkişisi kurulu ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak bu keşifte, dosya arasına getirtilen belgeler, dava konusu taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun), 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun), 5658 sayılı Orman Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun'lar (5658 sayılı Kanun) karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler, fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman mühendisi bilirkişileri eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek, memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle tespit edilmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı gibi hususların açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, krokili, bilimsel verileri bulunan, yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve bu şekilde, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Ayrıca; dinlenecek yerel bilirkişiler ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ... bilirkişisi kurulundan, taşınmazın evveliyatını, özellikle taşınmazın uzun yıllardır kullanılmayan bölümleri varsa bunların ayrıca gösterildiği, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı ve bundan sonra toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, anılan hususlar gözden kaçırılarak, eksik araştırmaya dayalı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usûl ve Kanuna uygun bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.