Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3638 E. 2025/2618 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3638
- Karar No
- 2025/2618
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1846 E., 2023/309 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Şiran Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/39 E., 2022/18 K. Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı yargılama harcına yönelik kaldırılmış ve yeniden karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede; 2008 ve 2009 yıllarında 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre yapılan orman ve arazi kadastrosu çalışmalarında Gümüşhane ili Şiran ilçesi İncedere köyünde 102 ada 1 parsel sayılı ve 168.218,04 metrekare yüzölçümlü taşınmaz, daha önce 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre orman kadastrosu yapılmamış orman niteliğindeki yerlerden olduğu belirtilerek orman vasfıyla sınırlandırılarak Hazine adına tespit edilmiş, itirazsız kesinleşerek 23.01.2009 tarihinde tapuya tescil edilmiştir. Yine Gümüşhane ili Şiran ilçesi İncedere köyünde 159 ada 18 parsel sayılı 97.832,28 metrekare yüzölçümlü taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu ve ekonomik yarar sağlanması mümkün olduğu, kimsenin mülkiyet iddiasında bulunmadığı belirtilerek hali arazi vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş, Şiran Kadastro Mahkemesi'nin 14.01.2011 tarihli ve 2009/13 Esas, 2011/2 Karar sayılı kararı neticesinde, mahkemece 159 ada 18 parsel sayılı taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 12.09.2011 tarihli ve 2011/4612 Esas, 2011/9580 Karar sayılı kararı ile bu taşınmaz hakkında verilen kararın onanmış, karar 09.12.2011 tarihinde kesinleşmiş ve tapuya orman vasfı ile 07.04.2014 tarihinde tescil edilmiştir. Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu Gümüşhane ili Şiran ilçesi İncedere köyünde bulunan 4 adet taşınmazın müvekkillerinin ortak murisi ... ve ondan öncesinde de babası ... ve murislerin vefatından sonrasında ise müvekkillerinin zilyetliğinde olmasına rağmen kadastro tespitleri sırasında orman olarak sınırlandırıldığını, dava konusu taşınmazların bulunduğu bölge yoğun ormanlar ile kaplı olduğunu, ancak dava ettiği 4 adet taşınmaz müvekkillerinin atalarından kalma tarım arazisi olduğunu, taşınmazlar murislerin ölümünden sonra müvekkiller tarafından da malik sıfatıyla aralıksız ve davasız olarak tarım arazisi olarak kullanılmaya devam ettiğini, taşınmazların bulunduğu bölgenin çevresinde yoğun orman alanları bulunması sebebiyle zamanla taşınmazlar üzerinde muhtelif sayı ve türde ağaçların türemesi durumu söz konusu olduğunu, kadastro tespitleri sırasında müvekkilleri kadastro çalışma alanında bulunamadıklarından ve kadastro tespitlerinden haberdar olamadıklarından 30 günlük yasal süre içerisinde Kadastro Mahkemesinde kadastro tespitine itiraz davası açma fırsatı bulamadıklarını ve taşınmazların nasıl orman olarak sınırlandırıldığını da anlayamadıklarını, zaten bölgede tarım arazileri kıt olduğundan yüzyıllardır tarım arazisi olarak kullanılan taşınmazların orman vasfı ile sınırlandırılması doğru olmadığı, dava konusu ettiği taşınmazlar ... Köyünün ..., Avdan, Köyiçi-Peteklik ve ... mevkilerinde bulunmadığını, dava konusu taşınmazların müvekkillerinin murislerinden kendilerine intikal ettiği ve zilyetliğin aralıksız olarak müvekkilleri tarafından özellikle ... ve ... tarafından sürdürüldüğü hususunda tereddüt bulunmadığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile Gümüşhane ili Şiran ilçesi ... köyünde bulunan ve tarafınca aldırılan raporda A, B, C harfleriyle gösterilen kısımlar ile bu üç taşınmazdan ayrı olarak keşif sırasında müvekkilleri tarafından gösterilecek olan yaklaşık 30 dönüm yüzölçümüne sahip olan ve ... mevkiinde bulunan toplam 4 adet taşınmaz müvekkillerine ait olduğundan, orman olarak sınırlandırılan bu taşınmazların belirtilen ve keşif sırasında yapılacak ölçüm ile gerçek yüzölçümleri ortaya çıkacak olan kısımlarının orman sınırlandırmalarının iptali ile, muris Mahmut oğlu ...’den gelen miras payları oranında müvekkilleri adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; söz konusu kısımların orman vasfında olduğunu ve zilyetlikle kazanılamayacağını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; davanın süresi içerisinde açılmadığını ve zamanaşımı itirazları olduğunu, taşınmaz niteliği ve evveliyatına göre orman arazisi olarak belirlendiğini, orman içi açıklıkların kazanılamayacağını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin 30.01.2018 tarihli ve 2016/34 Esas, 2018/18 Karar sayılı ilamı ile; bilirkişi raporunda A, B, C-1, C-2 ve D harfleri ile gösterilen dava konusu arazilerin 3116 sayılı Orman Kanunu gereği parselin geneli ile bütünlük arz ettiğinden orman içi açıklığı olarak orman sayılan yerlerden oldukları, 4785 sayılı Kanun gereği devletleştirmeye konu olmadıkları, 5658 sayılı Kanun gereği devletleştirilen yerlerin iadesine konu oluşturmadıkları, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesine göre orman sayılan yerlerden olduklarının tespit edildiği, dava konusu alanın çevresindeki orman alanlarıyla tam bir bütünlük arz ettiği, dava konusu arazilerin orman içi açıklık durumunda oldukları ve orman sayılan yerlerden oldukları, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesine göre yukarıda sayılan nedenlerde dikkate alınarak, gerekli değerlendirmeler yapıldığında "Orman Sayılan" alanlardan olduğu, davacı vekilinin 04.03.2016 havale tarihli dava dilekçesinde eski tapu ve vergi kayıtları deliline dayandığı ancak mahkemece verilen sürede davalı tarafça dosyaya hiçbir belge veya beyan ibraz etmediği, bu nedenle davacılar vekilinin eski tapu ve vergi kayıtlarına dayanmasından vazgeçilmesine karar verildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 09.01.2020 tarihli ve 2018/751 Esas, 2020/9 Karar sayılı ilamı ile; 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan dava askı ilan süresinden sonra açılmış ise de taşınmazın Gümüşhane Kadastro Mahkemesinde davalı olduğu, kadastro tutanağının ve tespitin dava ve karar tarihinde kesinleşmediği, davacıların talebinin 3402 sayılı Kanun'un 26/D maddesi uyarınca söz konusu davaya asli müdahale niteliğinde olduğu bu durumda davaya bakmaya Kadastro Mahkemesinin görevli olduğu, 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında Kadastro Mahkemesi görevli olduğundan bu parsel yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğu, dava konusu taşınmazların tespit edilen değerleri üzerinden hesaplanacak eksik peşin nispi harcın ikmali cihetine gidilmediği, davacılar vekilinin değere yönelik itirazlarının karşılanması için dosyasının rapor düzenleyen ziraat mühendisi bilirkişiye tevdi edilerek ek rapor tanzimi ile tespit edilecek değere göre varsa eksik peşin nispi harcın ikmali için davacı tarafa süre ve imkan tanıması gerektiği, ikmal edildiği takdirde davaya devam edilmesi gerektiği, harcı tamamlanmayan değer üzerinden hesaplanan vekalet ücretinin davacılardan tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf isteminin kabulüne, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-a-3-4 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiş, kaldırma kararı sonrası İlk Derece Mahkemesinin 19.10.2021 tarihli celsesinde “101 ada 1 parsel içerisinde yer alan ve bilirkişi raporunda A ve D işaretli yerler yönünden davanın tefrikine ve bu talep yönünden davanın başka bir esas üzerinden devamına” karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilamı ile; 19.07.2017 tarihli bilirkişi kurulu raporu'nda orman mühendisi bilirkişi ...nin mütalaasında dava konusu taşınmazların tümünün gerek 5658 Sayılı Kanun gerekse de 6831 Sayılı Orman Kanunu gereği orman sayılan yerlerden olduğunun belirtildiği, aynı raporda davacının dava dilekçesine dayanak olan Şiran Asliye Hukuk Mahkemesi'nin bilirkişi raporunun da tartışıldığı, buna göre 19.07.2017 tarihli raporun denetime elverişli olduğu, taşınmazların orman vasfında olması nedeniyle özel mülkiyete konu olamayacağından davacıların zilyetlik iddialarının da hükme tesir edemeyecek olduğu, bu açıdan davacıların davasının reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekili tarafından tavzih isteminde bulunulması üzerine, 01.07.2022 tarihli ek karar ile; vekalet ücretinin 71.380,58 TL olmasına rağmen sehven yanlış hesaplandığı, harcının hesaplanmasında herhangi bir hatanın söz konusu olmadığı gerekçesiyle; 6100 sayılı Kanun'un 305/A maddesi gereğince “…10.079,48 TL tutarındaki vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,” şeklinde hüküm düzeltilerek ek karar tesis edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilamı ile; uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve eylemli halleri ile de orman niteliğinde bulunmalarına göre İlk Derece Mahkemesince delillerin takdirinde ve davanın reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, ancak davanın reddine karar verildiğine göre karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereği maktu karar harcının tahsili ile fazla yatırılan harcın davacılara iadesi gerektiği halde nispi harca hükmedilmesinin doğru olmadığı, bu durumun dava dosyasının mahkemesine gönderilerek yeniden yargılamayı gerektirmediği, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılması ve uyuşmazlığın esasına ilişkin olarak yeniden hüküm kurmak gerektiği gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.2 nci maddesi uyarınca yeniden davanın esasına ilişkin hüküm kurmak suretiyle; davanın reddine, peşin alınan 29,20 TL başvuru harcı ve 1.219,50 TL tamamlama harcından alınması gereken 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 1.248,70 TL'nin talep halinde yatıranlara iadesine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi’nin kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kararda dava tarihinin dahi doğru yazılmadığını, köy içinde bulunan 102 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman olmasının mümkün olmadığını, bu taşınmazın hemen şahıslara ait taşınmazların bulunduğu ve köyün içinde bulunduğunu, parselin hemen bitişiğinde olan 171 ada 1 parsel sayılı yaklaşık 6,5 dönüm miktarındaki taşınmazın müvekkiller adına tapuda kayıtlı olduğunu, dava konusu 102 ada 1 parseldeki yaklaşık 4,5 dönüm miktarındaki taşınmazın 171 ada 1 parselin bölünmez nitelikte bir parçası olduğunu ve orman olarak sınırlandırıldığını, bu tespiti kabul etmelerinin mümkün olmadığını, İlk Derece Mahkemesinin duruşma tutanaklarında duruşma günlerini vermeyi unuttuğunu, duruşma bittikten sonra duruşma günlerini tayin etme şeklinde bir usul uyguladığını, ön inceleme duruşmasında davanın hatalı olarak iş davası olarak belirlendiğini, İlk Derece Mahkemesince son gerekçeli kararın hüküm kısmında harç ve vekalet ücretine ilişkin olarak skandal denilebilecek ölçüde hatalar yapıldığını, davanın reddedilmesine rağmen aleyhlerine ilam harcına hükmedildiğini, bu hususa ilişkin mahkemece ek karar ile taleplerinin kısmen kabul edildiğini, harç ile ilgili hata olmadığının ek karara yazıldığını, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından harç ile ilgili olarak kararının düzeltildiğini, vekalet ücretine ilişkin istinaf sebepleri yönünden ise gerekçe belirtilmeden İlk Derece Mahkemesi ile aynı yönde hüküm verildiğini, sırf usule ilişkin sebeplerle dahi Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozulması gerektiğini, hem İlk Derece Mahkemesi hem de Bölge Adliye Mahkemesince net bir şekilde gerekçeli karar haklarının ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, İlk Derece Mahkemesince davanın tek ret sebebi olarak dayanılan 19.07.2017 tarihli bilirkişi kurulu raporuna atıf yapıldığını, mahkemece orman mühendisi bilirkişi İ.B.'nin raporunda dava dilekçesine dayanak olan Şiran Asliye Hukuk Mahkemesi'nin bilirkişi raporunun tartışıldığını belirttiğini, dava dilekçesi ekinde Şiran Asliye Hukuk Mahkemesinin bilirkişi raporunun olmadığını, sözü edilen raporun davayı açmadan evvel Ankara Bilirkişilik Listesinde yer alan harita mühendisi ...ile orman yüksek mühendisi ...'den aldıkları özel rapor olduğunu, mahkemenin bunun bile farkında olmadığını, özel raporda, dava konusu ettikleri taşınmazların en eski hava fotoğraflarında dahi beyaz renkte olduğu, ekili olarak gözüktüğü, yeşil renk bulunmadığı ve taşınmazların orman ile bir ilgisinin bulunmadığının belirlendiğini, mahkemenin bu raporlarının tartışılması görevini bilirkişiye verdiğini, delillerin mahkemece tartışılması gerektiğini, özel raporlarının mahkemece tartışılıp değerlendirilmemesinin bozma sebebi olduğunu, hava fotoğraflarının gerçekten de en eski hava fotoğrafı olup olmadığı konusunda hükme esas alınan orman bilirkişisi raporunda bir şüpheden bahsedildiğini, belirtilen şüpheyi gidermek ve Harita Genel Müdürlüğü'nden taşınmazların bulunduğu bölgeyi kapsayan en eski fotoğraflarının istenip üç kişilik orman yüksek mühendisi ve harita mühendislerine inceletme görevi verilmediğini, istinaf dilekçesinde bu hususa ilişkin ileri sürdükleri beyanlarını tekrar ettiklerini, gerekçenin dördüncü paragrafının da açıkça hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin diğer orman mevzuatının ne olduğunu izah etmekle mükellef olduğunu, gerekçeli kararda "gerekçe" bulunmadığını, şu anda bu davanın konusunun 102 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ile 159 ada 4 veya 18 parseldeki taşınmazlar olduğunu, 159 adadaki taşınmazın parsel numarasını kendilerinin de tam olarak anlayamadıklarını, bu taşınmazın 159 ada 4 parsel olması gerektiği, ancak 18 numaralı parsel de olabileceğini, bu hususun açıklığa kavuşturulması icap ettiğini, Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu taşınmazların karıştırıldığını, bir önceki istinaf ilamında 102 ada 2 parselden söz edildiğini, halbuki, 102 ada 2 parsel diye bir parsel bulunmadığını, davanın konusu olan taşınmazlardan birinin 102 ada 1 parselin içinde olduğunun kesin olduğunu ancak, eldeki davanın konusu olan diğer yerin 159 ada 4 yahut 18 parsel sayılı taşınmaz içinde olduğunu düşündüklerini, Bölge Adliye Mahkemesinin son kararının da açık bir şekilde hukuka aykırı olduğunu, istinaf sebeplerinin incelenmediğini, dava edilen taşınmazlara ilişkin olarak eski vergi ve tapu kayıtlarının istenilmesi taleplerinin İlk Derece Mahkemesince bir kaç kez ara kararlar ise ısrarla reddedildiğini, bu belgelerin hangi kurumdan getirtilmesi yönünde verilen kesin süreye rağmen beyanda bulunmamaları sebebiyle taleplerinin hukuka aykırı olarak kabul edilmediğini, bu belgelerin hangi kurumlarda bulunduğu yönünde taraflarına yükümlülük yüklenmesinin adil yargılanma hakkının ihlaline sebep olduğunu, yapılan keşfin birçok usule ve esasa ilişkin eksiklikler barındırdığını, mahalli bilirkişilerin tespitine dair denetim ve itiraz haklarının kısıtlandığını, mahalli bilirkişi olarak tespit edilen ... adlı kişi ile müvekkillerinin eskiye dayalı husumetleri olması sebebiyle bu tespite itiraz edilemediğini, dinlenen tanık beyanlarına itibar edilmeden sadece orman mühendisi raporunu esas alarak davanın esastan reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay Daireleri'nin yerleşik içtihatlarında belirtilen tanıklara sorulması gereken soruların sorulmadığını, köy muhtarı ve aynı zamanda tespit bilirkişisi ....'nin çelişkili beyanlarının giderilmediğini, kadastro tespitinde görev alan tespit bilirkişilerinin tamamının beyanlarının alınmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin de yeterli gördüğü orman bilirkişi raporunun hükme elverişsiz olduğunu, bilirkişi seçiminde usule, kanuna ve Yargıtay Daireleri'nin yerleşik içtihatlarında hataya düşüldüğünü, raporu hükme esas alınan orman mühendisinin yeterli bir rapor hazırlayamadığı kanaatinde olduklarını, orman bilirkişisi raporuna karşı itirazlarını tekrar ettiklerini, yeniden 3 kişilik orman yüksek mühendisleri ile keşif yapılması gerektiğini, taraflarınca aldırılan özel raporun mahkeme kararına esas alınan orman mühendisi tarafından düzenlenen asıl ve ek raporlarda hiç değerlendirilmediğini ve yok sayıldığını ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.