Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3135 E. 2024/7767 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3135
Karar No
2024/7767
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/21 E., 2023/62 K. DAVA TARİHİ : 29.12.2017 KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Şemdinli Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/499 E., 2021/832 K. Taraflar arasındaki tapu iptali tescil talepli açılan davada yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiştir. Verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava, kadastro tespiti öncesi zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Hakkari Şemdinli ilçesi Yeşilova köyü Mamraş mevkiinde kain 101 ada 1 parsel kapsamında tespit edilen ve ekli krokide belirtilen taşınmazın orman vasfi ile tespit ve tescil gördüğünü, söz konusu taşınmaz üzerinde 40 yıldan fazladır müvekkilinin zilyet olduğundan bahisle tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tescilini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; 21.06.2021 havale tarihli orman, fen ve fotogrametri bilirkişi kurulunun raporu, mahalli bilirkişilerin soyut beyanları, mahalli bilirkişilerin yaşlarının 60-70 civarında olmasına rağmen 100 yıl öncesine ait bilgiler verdikleri, yapılan keşif ve hava fotoğrafları ile dava konusu taşınmazın orman niteliği taşıması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190'a göre ispat külfetini yerine getiremediği, dolayısıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713'te bulunan şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "...Yargıtay içtihatlarında ve Dairemizin müstakar kararlarında vurgulandığı üzere; 3116, 5658 ve 6831sayılı Kanun'lar muvacehesinde orman vasfında olduğu tespit edilen taşınmazların; zilyetlikle, imar ihya veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla kazanılması mümkün değildir. Keza, evveliyatı orman olan bir taşınmazın üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi zilyetlikle iktisabı söz konusu olmayacaktır. Arazi orman vasfını kaybetmiş olsa bile ormandan yer kazanılamayacaktır. (HGK 15.03.2022 t. 20)8-464 E. 309 K, 06.02.2020 t. 2017/20-1123 E.-2020/89 K. Y 8 HD 18.10.2022 t. E-K.6494-8196, 17.04.2006 t. E-K. 1711-2603, 15.05.2006 T. E-K. 2123-3372, Dairemizin aynı parsele ilişkin 30/12/2022 t. 1469-1352 E-K. Sayılı kararı) Somut olayda, dava konusu taşınmazın toprağının komşu orman parselleri ile benzer toprak yapısına sahip olduğu, orman karakterinin muhafaza ettiği, bilim ve fen, mezkur Kanunlar bakımından salt orman sayılan yer olduğu, toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresinin kadimden beri orman arazisi olduğu ortaya konulmakla yerel mahkemece mezkur rapora itibar edilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı; mahkeme tarafından yerinde yapılan keşif icrası sonunda görüldüğü üzere dava konusu yerde eskiden beri ikamet edildiğine dair ev kalıntıları, mezarlıklar ve meyve ağaçları bulunduğu, dava konusu yerde halen müvekkili ve ailesinin ikamet ettiği, keşif zamanı çekilen fotoğraflara bakıldığında dava konusu yerin ekim-biçime müsait olduğu, orman örtüsü bitkilerin ve ağaçlarının olmadığı; toprak yapısının ekim ve biçim arazisi olduğu; dava konusu taşınmazın eğiminin de orman niteliğini karşılayacak şekilde olmamasına rağmen bunlar göz ardı edilerek hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak rapor tanzim edildiği, ayrıca kurul halinde sunulan raporda A3 ve A7 alanların 1968 tarihinde de kullanıldığı açıklanmış olmakla orman değerlendirmesi ile çelişki oluşturduğu, keşif mahallinde kalıntıları bulunan harabeler, geçmişte tarla olarak kullanılan sınırlar, mezarlık vb bir yerleşim alanında olması gereken tüm detaylar bulunmasına rağmen herhangi bir bilimsel veriye bağlı olmadan komşu alanların orman olması dolayısı ile davalı alanların orman arazisi olduğu şeklinde usul ve yasaya aykırı değerlendirme yapıldığından, verilen kararın bozulması talebiyle temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/3135, K. 2024/7767, T. 18.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-3135-e-2024-7767-k-7fc7be16bd83