Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2977 E. 2024/7585 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2977
Karar No
2024/7585
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/774 Esas, 2015/746 Karar KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş olup, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde kadastro çalışmalarının 1969 yılında yapıldığı, davaya konu yerlerin orman olarak bırakıldığı, 1974 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarında davaya konu yerlerin orman dışına çıkarılarak (sarı alan) olarak gösterildiği, 1991 yılında yapılan tesis kadastro çalışmaları sonucunda Hazine adına tahdit ve tespitinin yapıldığı, 1072 nolu parselin beyanlar hanesine "ölçü krokisinde (A) harfi ile gösterilen ahşap ev ... kızı ...'a aittir" ibaresinin yazıldığı, 1072 parselin tespitine davalı da hasım gösterilmek suretiyle, 1071 parselin tespitine ise salt Hazine hasım gösterilmek suretiyle açılan davaların Karacabey Kadastro Mahkemesinin 1991/08 Esas, 1991/20 Karar ve 1991/11 Esas, 1991/23 Karar sayılı kararları ile açılmamış sayılmasına, tespit gibi tescile karar verilerek tespitin kesinleştiği, her ne kadar 2009 yılında Mustafakemalpaşa Kadastro Müdürlüğünce yapılan güncelleme çalışmalarında 16.11.2009 tarihli ve 10961 yevmiye ile davaya konu taşınmazların 2/B kapsamında kaldığı belirtmesi yapılmış olup, dava 2009 yılı güncelleme işlemine dayanmakta ise de, Tapu Kadastro Bölge Müdürlüğünün 17.12.2012 tarihli ve 575 sayılı yazısına istinaden güncelleme işlemi iptal edilerek kaydın, 1991 yılı tesis kadastrosuna uygun hale getirildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu Bayramdere köyü 1071 ve 1072 parsel sayılı taşınmazların 30 yılı aşkın süredir davacının kullanımında olduğunu, davacının söz konusu parseller için her yıl Hazineye ecrimisil bedeli ödediğini, davacının 1991 yılında yapılan kadastro düzenlemesi öncesi yerlerin sahibi olduğunu, ancak 1991 yılındaki kadastro düzenlemesi ile Hazine adına yapılan kayda karşı açılan davayı takip etmediği için davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği ve davacıya ait yerlerin Hazineye kaydolduğunu, dava konusu taşınmazların 2/B ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğunu, o günkü mevzuat gereği Hazine adına tapuya tescil edilmiş ise de 6292 sayılı Kanun'un 7 nci maddesine göre tapulu taşınmazların tapuya maliklerine bedelsiz iadesi söz konusu olduğundan, dava konusu parsellerin davacının zilyedinde olduğunun tespiti ile tapunun beyanlar hanesindeki davalılar adına konulan 2/B şerhinin iptalini, taşınmazların davacının kullanımında olduğunun beyanlar hanesine şerh edilmesini istemiş, davalı vekili davanın reddini savunmuştur. Dava, taşınmazın tapu kaydına konulan 2/B şerhinin iptali ile kullanıcı isminin beyanlar hanesine yazılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ... Mahallesinde her ne kadar 2009 yılında Mustafakemalpaşa Kadastro Müdürlüğünce yapılan güncelleme çalışmalarında 16.11.2009 tarihli ve 10961 yevmiye ile davaya konu taşınmazların 2/B kapsamında kaldığı belirtmesi yapılmış olup dava 2009 yılı güncelleme işlemine dayanmakta ise de, Tapu Kadastro Bölge Müdürlüğünün 17.12.2012 tarihli ve 575 sayılı yazısına istinaden güncelleme işlemi iptal edilerek kaydın, 1991 yılı tesis kadastrosuna uygun hale getirildiğinin anlaşıldığı, davacının da 21.12.2012 tarihli dilekçesi ile anılan işlemden haberdar olduğunun sabit olduğu, davanın 08.09.2014 tarihinde açıldığı dikkate alınarak, davacının 1072 parsele yönelik tüm talepleri yönünden, 1071 parsele yönelik olarak da 2/B şerhinin iptali talebi yönünden dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı anlaşılarak bu hususlara ilişkin olarak açılan davanın hukuki yarar yokluğundan reddine, 1071 parselin beyanlar hanesine kullanıcı isminin yazılmasına ilişkin talep yönünden yapılan değerlendirme neticesinde ise; öncelikle talebin niteliği itibariyle kadastro işlemine yönelik olup, davaya konu işlemin iptal edilerek kayıtlardan terkin edildiği, 1991 yılında yapılan ve kaydın dayanağı haline gelen işlem yönünden ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12 nci maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, kaldı ki zeminde yapılan gözlem ve ibraz edilen ecrimisil tutanakları ile sabit olduğu üzere, anılan taşınmazda davacının kullandığı bir alanında bulunmadığı sabit olduğundan bu talep yönünden de davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/2977, K. 2024/7585, T. 16.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-2977-e-2024-7585-k-613841a7d56b